İran güvenlik güçleri rejim karşıtı protestoları kanlı eylemlerle bastırırken, İslam Cumhuriyeti'ni yönetenlerin çocukları tamamen farklı bir boyutta yaşam sürdürüyor. Sosyal medyada, bu çocuklar lüks seyahatlerden, tasarım çantalarından, pahalı spor otomobillerinden, özel uçak ve yatlarından fotoğraflar paylaşarak kaygısızca serbest hayatlarını sergiliyor.
Sıradan İranlıların büyük çoğunluğu için bu görüntüler sadece bir provokasyon değil, devlet parasıyla finanse edilen hayal edilemez bir lüks içinde yaşayan elitin olduğu, halkın ise baskı, yoksulluk ve korkunun bedelini ödediği sistemin en acı sembolü olarak öne çıkıyor. Bağımsız grupların bazı tahminlerine göre, İran'daki olaylarda yaklaşık 16.500 ölüm vakası doğrulandı. Protestocular dövülürken, toplu baskınlarla tutuklanırken ve sokaklarda kurşunlanırken, "ağabeylerin" oğulları ve kızları lüks içinde yaşamaya, hesapsızca para harcamaya devam ediyor. İran elitinin birçok çocuğu İran'da değil, yurt dışında yaşıyor; burada iş kuruyor ve sıradan vatandaşların günlük yaşamından uzakta gayrimenkul satın alıyor. İran'da bu ayrıcalıklı çocuklara "agazade" deniliyor, bu da "iktidarın çocukları" anlamına geliyor.
Vatandaşların, özellikle de gençlerin ve Z kuşağının öfkesi, ebeveynlerinin inanılmaz ikiyüzlülüğüyle daha da körükleniyor. İran'ın iktidar elitinin üyeleri, yıllardır Batı'nın ve Batı değerlerinin en yüksek sesli eleştirmenleri olmalarına rağmen, aynı zamanda çocuklarını devletin hesabına dolar burslarıyla eğitim ve yaşam için Batı'ya gönderiyor. Adı geçenler arasında İran'ın Ulusal Güvenlik Başdanışmanı ve ABD ile potansiyel bir savaşa hazırlık koordinatörü olan Ali Larijani de yer alıyor. Larijani, yıllardır Batı değerlerinin en güçlü eleştirmenlerinden biri olmasına rağmen, kızı Fatemeh Ardeshir Larijani ABD'de yaşıyor. Anti-Batı politikaları savunmasına rağmen, kızı yakın zamana kadar ABD'deki bir üniversitede çalıştı; yeğenleri ise Birleşik Krallık ve Kanada'da ikamet ediyor. Diğer "katı Batı düşmanlarının" çocukları da Batı adreslerini tercih ediyor. Eski Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif'in oğlunun Manhattan'da 16 milyon dolarlık bir evde yaşadığı iddia edilirken, eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin yeğeninin Londra'daki Deutsche Bank'ta "finansal akışları denetlediği" bildirildi. Dubai'deki eski güvenlik şefinin oğulları küresel bir denizcilik imparatorluğunu yönetiyor. Hatta Yüce Lider Ayetullah Ali Hamaney'in bile Batı'da akrabaları bulunuyor. Bir İranlı aktivist bu durumu çarpıcı bir şekilde, "İran'ı vatandaşları için bir cehenneme çevirdiler, kendi çocuklarını ise Batı'ya mutlu bir yaşam sürmeleri için gönderdiler" sözleriyle aktardı.
Sıradan halk Batı yaptırımlarının yükü altında zar zor hayatta kalmaya çalışırken, rejimin şımarık çocukları sonuçları umursamıyor. Eski bir İran büyükelçisinin gelini olan model Anaşid Hoseini, karışıklıklar patlak vermeden önce pahalı bir palto ve lüks bir çantayla çekilmiş fotoğraflarını yayınlayarak kamuoyunu öfkelendirmişti. Eleştirmenler, çantanın birçok İranlının yıllık kazancından daha değerli olduğunu iddia etmişti. Bu paylaşımlar büyük bir öfke dalgasına yol açmış, protestoların tırmanması ve internetin engellenmesinin ardından profilleri sessizliğe bürünmüştü. Belki de en tanınmış "agazade" ise, eski bir büyükelçinin oğlu olan Saşa Sobhani. Sobhani, yıllardır İspanya ve BAE'deki yatlar, özel uçaklar ve lüks partilerle ilgili videolar paylaşarak kamuoyunu provoke ediyor. O, yıllarca şatafatlı ve lüks yaşamına dair videolar yayınlayarak milyonlarca takipçi edinmişti. Tahran'ın, yasa dışı kumar siteleri işletme ve kara para aklama suçlamalarıyla ilgili olarak İspanya'dan iadesini istediği, ancak Sobhani'nin bu iddiaları reddettiği aktarıldı. Tahran'ın zengin kuzey semtlerinde, yaptırımların hiç var olmadığı paralel bir dünya oluştu. Lüks otomobiller tasarım butiklerinin önünden geçerken, ülkenin geri kalanı artan fiyatlar ve düşen yaşam standartlarıyla mücadele ediyor. Batılı ülkeler şimdilik bu gençlerin toplu sınır dışı edilmesinden kaçınıyor. Bu durumun bir nedeni "toplu cezalandırmadan" kaçınmak olsa da, aynı zamanda CIA ve MI6 gibi istihbarat servislerinin onları potansiyel olarak faydalı bir "istihbarat varlığı" ve rejime haberci olarak görmesi olarak belirtiliyor. Ancak, internette tek bir paylaşım için hapis, dayak veya kurşun riski taşıyan ortalama bir İran vatandaşı için bu acımasız gerçeklik ile "agazadelerin" kaygısız yaşamı arasındaki uçurum hiç bu kadar derin ve acı verici olmamıştı. (Index/Nova)