Amerikan Başkanı Donald Trump'ın 15 maddelik savaş sonlandırma planı reddedildikten sonra İran, daha önce Tahran'ın listesinde bulunmayan yeni bir talep sundu. Bu talep, dünya petrol ve gazının beşte birinin geçtiği küçük ancak hayati bir su yolu olan Hürmüz Boğazı üzerinde İran egemenliğinin tanınmasıydı. Bu hayati geçiş, İran'ın en güçlü silahı haline geldi; ülke şimdi burayı milyarlarca dolarlık yıllık bir gelir kaynağına ve küresel ekonomi üzerinde bir baskı aracına dönüştürmeyi amaçlıyor. İran uzun süredir bir saldırı durumunda boğazı kapatma tehdidinde bulunuyordu, ancak çok az kişi bunu gerçekten yapacaklarını veya küresel ticaret akışları üzerinde bu kadar güçlü bir etki yaratacağını bekliyordu. Etkinin boyutu Tahran'ın hedeflerini genişletmiş görünürken, boğaz üzerindeki egemenlik talebi bu kaldıracı kalıcı bir araca dönüştürme arzusunu belirtti. CNN'in aktardığına göre, İranlı milletvekilleri boğazı yakıt ve mal taşımacılığı için kullanan ülkelerden ücret alınmasını öngören bir yasayı değerlendiriyor. Yüksek liderin bir danışmanı ise savaş sonrası “Hürmüz Boğazı için yeni bir rejim”den bahsetti. Böyle bir sistem Tahran'a rakiplerine karşı denizcilik kısıtlamaları getirme ve dünyanın en önemli ticaret rotalarından birine erişimi jeopolitik anlaşmazlıklarıyla fiilen ilişkilendirme imkanı sağlayacaktır. Washington bu riskin farkında. Amerikan Dışişleri Bakanı Marco Rubio, savaş sonrası kilit zorluklardan birinin Tahran'ın boğazdan geçiş için bir ücretlendirme sistemi kurma girişimleri olacağını kaydetti. Rubio, bunun yalnızca yasa dışı değil, aynı zamanda kabul edilemez ve dünya için tehlikeli olduğunu, uluslararası toplumun buna karşı bir plana sahip olmasının önemli olduğunu belirtti. Bu arada, bir aydır süren çatışmada İran'ın yenilgisini duyuran Trump, bu önemli su yolunu “Trump Boğazı” olarak nitelendirdiğini belirtti. Amerikan Deniz Harp Okulu Profesörü James Kraska, CNN'e yaptığı açıklamada, transit geçiş ücretleri uygulamasının geçiş hakkı kurallarının ihlali olduğunu aktardı. Kraska, uluslararası bir boğaz söz konusu olduğu için, kesintisiz seyir, uçuş ve sualtı geçişine izin veren transit geçiş hakkının tüm devletler için geçerli olduğunu belirtti. Bu kurallar BM Deniz Hukuku Sözleşmesi (UNCLOS) ile belirlenmiştir. Ne İran ne de ABD bu sözleşmenin tarafıdır. İran hafta sonu Tayland tankerlerinin ve Pakistan bayraklı 20 geminin geçişine izin vermeyi kabul ettiğini bildirdi. Ancak Tahran'ın Hürmüz Boğazı'ndan gemi geçişleri için ücret almaya başladığı anlaşılıyor. Hiçbir devlet, ithalatçı veya nakliye operatörü bunu kamuoyuna doğrulamasa da, denizcilik analiz şirketi “Lloyd's List”, 20'den fazla geminin boğazdaki “yeni koridoru” kullandığını ve en az iki geminin geçiş ücreti ödediğini, bunlardan birinin iddiaya göre yaklaşık iki milyon dolar ödediğini aktardı. İran Devrim Muhafızları, onaylı gemiler için bir kayıt sistemi kurduğunu, bazı hükümetlerin ise tankerleri için geçiş sağlamak amacıyla Tahran ile doğrudan müzakere ettiğini açıkladı. Lloyd's List genel yayın yönetmeni Richard Meade, CNN'e yaptığı açıklamada, “Bu zaten oluyor. Ve müzakerelerde ilerleme kaydedilmezse bunun daha sık olacağını varsayıyorum. Ancak şu anda denizcilik endüstrisi fiilen bir felç durumunda” şeklinde belirtti. Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi ile Umman Körfezi arasında yer alan, başta petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz olmak üzere çok sayıda değerli hammaddenin taşınmasında kullanılan dar bir deniz geçididir. AP, boğazı en dar yerinde 34 kilometre genişliğinde olması nedeniyle “dünyanın en önemli 34 kilometresi” olarak kaydetti. Bölgedeki bazı petrol boru hatları Hürmüz'ü bypass edebilir, ancak kapasiteleri sınırlıdır. Cumartesi günü, Ortadoğu'dan gelen ilk petrol tankeri, çatışmaların başlamasından bu yana Kızıldeniz üzerinden Japonya'ya ulaştı. Uzmanlar, İran'ın uluslararası alanda kabul görecek bir ücretlendirme sistemi kurup kuramayacağını sorguluyor; ancak CNN'in hesaplamasına göre, eğer bunu başarabilirse elde edeceği gelir, Mısır'ın Süveyş Kanalı'ndan elde ettiği gelirle rekabet edebilir. Normalde Hürmüz Boğazı'ndan her gün yaklaşık 20 milyon varil ham petrol ve petrol türevi geçiyor; bu da yaklaşık 10 adet çok büyük ham petrol tankerinin (VLCC) kapasitesine denk geliyor. İddia edilen tanker başına iki milyon dolarlık ücretle, bu sadece petrolden günde yaklaşık 20 milyon dolar, yani ayda yaklaşık 600 milyon dolar gelir anlamına gelecektir. Sıvılaştırılmış doğal gaz sevkiyatları da dahil edildiğinde, bu miktar aylık 800 milyon doların üzerine çıkabilir, ki bu da İran'ın 2024'teki aylık petrol ihracat gelirlerinin yaklaşık %15-20'sine tekabül etmektedir.