İran'daki savaş konusunda yaşanan anlaşmazlığın, Avrupa ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki ilişkiler sorununu yeniden gündeme taşıdığı bildirildi. ABD Başkanı Donald Trump'ın Avrupalı liderlerden destek beklediği belirtilirken, bazı liderlerin çatışmanın başlama şeklini açıkça sorguladıkları kaydedildi. İspanya Başbakanı Pedro Sanchez'in bu konudaki tutumu üzerine, Donald Trump'ın sert bir tepki gösterdiği ve Brüksel'in Madrid'in arkasında ne kadar durmaya hazır olduğu sorusunun gündeme geldiği aktarıldı. El Pais gazetesi tarafından yapılan bir anketin sonuçlarına göre, İspanya vatandaşlarının üçte ikisinden fazlasının Amerikan-İsrail'in İran'a yönelik saldırılarına karşı çıktığı belirtildi. İspanyolların kendi başbakanlarının tutumunu onayladıkları görülürken, Pedro Sanchez'in Atlantik ötesindekileri öfkelendirdiği kaydedildi. Sanchez'in Amerikan üslerinin İran'a yönelik saldırılarda kullanılmasına izin vermeme kararının ardından, ABD Başkanı Donald Trump'ın İspanya'yı "korkunç bir müttefik" olarak tanımladığı bildirildi ve Washington'dan İspanya'nın NATO'dan çıkarılması fikrinin dile getirildiği açıklandı. Analist Branimir Đokić, Blic'e yaptığı açıklamada, İspanya Hükümet Başkanı'nın bu çıkışının şaşırtıcı olmadığını, Sanchez gibi solcuların genellikle Orta Doğu'daki işgallere karşı çıktığını hatırlatarak belirtti. Đokić, Avrupalı liderlerin tutumlarında haklı olduklarını, zira herhangi bir savaş başlatıldığında müttefiklerin bilgilendirilmesinin veya yardım istenmesinin tarihsel bir uygulama olduğunu vurguladı. Đokić, kendi başına savaşa başlayıp sonra müttefiklerden yardım istemenin doğru olmadığını, Amerikalılar ve Avrupalılar arasındaki bu krizlerin sürekli yaşandığını, ancak kaderleri birbirine bağlı olduğu için uzun vadeli sonuçlar doğurmayacağını da aktardı. Avrupa Birliği (AB) ülkeleri arasındaki anlaşmazlıklara rağmen, nihayetinde Brüksel'den ve daha sonra NATO ittifakının zirvesinden uzlaşmacı bir açıklama geldi. İspanya Başbakanı Pedro Sanchez ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un eleştirileri açıkça dile getirmesine rağmen, Genel Sekreter Mark Rutte, müttefiklerin Amerikan-İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü kampanyada "anahtar destek" sağladığını belirtti. Dış politika analisti Sofija Tasić, NATO ittifakına mensup tüm ülkelerin bu tür bireysel çıkışlarını, NATO'nun özünde tasarladığı gibi işlemediği dışında başka türlü anlayamadığını vurguladı. Tasić, ittifakın ihtiyaca göre çalıştığını ve hiçbir ilkesi olmadığını, ilke olmadığında ise her şeyin beklenebileceğini kaydetti. Analist Đokić, Trump'ın İran krizi nedeniyle ambargo tehdidinin ardından Avrupa Birliği'nin Madrid'in yanında yer almasının beklendiğini açıkladı. Đokić, zaten karmaşık olan transatlantik ilişkilerin ne kadar sarsıldığı sorusuna yanıt olarak, bunların Donald Trump'ın son bir buçuk yıldır sıkça görülen tehditleri olduğunu belirtti. Đokić, bunun İspanyollara bir uyarı niteliğinde olduğunu, ancak ilişkilerinin çok daha karmaşık ve İran'daki yerel bir savaştan çok daha önemli olduğu için uzun vadeli ve ciddi sonuçlar doğurmayacağını aktardı. Tasić, İran'daki savaşın daha geniş boyutlara ulaşma ihtimalinin şu anda düşük olmasına rağmen, Amerika ve İsrail'in güvenlik-politik oyunlarıyla Avrupa'ya tehlike karşısında tarafsız kalınamayacağını göstermek istediklerini vurguladı. Tasić, Amerikalılar ve İsraillilerin Avrupa'yı barut kokusunu almaya biraz sürüklediklerini, bu konuda en çok İsrail'in, sonra Amerika'nın etkilendiğini ancak Avrupa'nın da bundan az maruz kalmadığını düşündüğünü belirtti. Tasić, yoğun İslam nüfusuna sahip Avrupa'nın, provokasyonsuz iç karışıklıkları bile yaşayabilecek ilk yer olabileceği sonucunu çıkardığını kaydetti. Avrupalı ülkelerin İran'a yönelik saldırılara doğrudan katılmayacaklarını açıkça belirtmelerine rağmen, konuşmacılar, bazı devletlerin bölgedeki askeri varlıklarını zaten artırdıklarını vurguladı. Yardımın odak noktasının, öncelikle bölgedeki müttefikleri ve toprakları korumak amacıyla füze ve insansız hava aracı savunması olacağı bildirildi.