İran'a yönelik saldırının hızlı ve hassas olması, 2025 Haziran'ındaki nükleer tesislerin imha edilmesi ya da 3 Ocak'taki Venezuela diktatörü Nicolas Maduro'nun kaçırılması gibi planlanmışken, Amerika ve İsrail'in şimdiden ilk ciddi kayıplarını verdiği bildirildi. Çatışmalarda bugüne kadar altı Amerikalı ve dokuz İsrailli hayatını kaybettiği aktarıldı.

Öte yandan, Amerika'nın Kuveyt'teki müttefiklerinin yanlışlıkla üç Amerika savaş uçağını düşürdüğü ve yaklaşık 300 milyon dolar hasara yol açtığı kaydedildi. İran'a yönelik saldırının çok kısa sürede geniş bir bölgesel çatışmaya dönüştüğü belirtildi. İran'ın saldırılarıyla birçok komşu ülkenin de etkilendiği, İranlıların ise geniş cephaneliklerinden rastgele füzeler fırlattığı vurgulandı. Amerika Başkanı Donald Trump'ın İran'daki durum üzerindeki kontrolünü kaybettiği, savaşın dört ila beş hafta sürebileceğini söylediği açıklandı. Bu durum, yalnızca İran'ın saldırıya uğramayacağı, aynı zamanda iyi donanımlı ve hazırlıklı İran kuvvetlerinin de rakiplerine acı verici darbeler indirebileceği anlamına geldiği aktarıldı.

Bu arada, Trump'ın İran'daki rejime karşı başlattığı savaşın dünya genelinde gerginlik ve hatta paniğe yol açtığı gözlemleniyor. İran'ın kontrolündeki Hürmüz Boğazı'nda 300'den fazla yük gemisi ve en az iki kruvaziyerin, Devrim Muhafızları'nın saldırı korkusuyla ilerleyemediği kaydedildi. Bunun sonucunda dünya piyasalarında petrol fiyatlarında ani bir artış yaşandığı, bu durumun otomobil bağımlısı Amerika'da özellikle kötü yankı bulduğu belirtildi. Savaş birçok yerde turizmi felç ettiği vurgulandı. Ortadoğu'da binlerce turistin mahsur kaldığı ve bölgeden ayrılamadığı, bilgi eksikliğinden kaynaklanan öfkenin yanı sıra yeni saldırı korkusunun da arttığı aktarıldı. Görkemli Dubai gibi Ortadoğu'daki turistik destinasyonların büyük kayıplarla karşı karşıya kaldığı ifade edildi. Trump'ın son derece tehlikeli bir duruma düştüğü ve İran savunmasının gücünü açıkça hafife aldığı, oysa bir yıl önce nükleer tesislere yapılan saldırıda onları alt etmeyi başardığı kaydedildi. Nihai hedefinin bile artık tam olarak net olmadığı, başlangıçta rejim değişikliğinden bahsederken şimdi sadece nükleer tehdidi ortadan kaldırmak istediğini iddia ettiği belirtildi. Trump Ortadoğu'daki askeri operasyonları yakında durdursa bile, çatışmanın sonuçlarının sadece bölgede değil, uzun süre hissedileceği vurgulandı. İran içindeki ve dışındaki milyonlarca mollaların rejimi destekçisinin nefretinin dünya çapında terörist saldırılara dönüşebileceği uyarısı yapıldı. Her durumda, Amerika ve İsrail müdahalesinin sona ermesinden sonra ne olacağı büyük bir soru işareti olarak kaldığı ifade edildi. Planın, İran halkının yönetimi kendi ellerine almasını ve rejim değişikliği için mücadele etmesini öngördüğü anlaşılıyor. Ancak, siyasi veya askeri yapısı olmayan sivillerin, büyük bir cephaneliğin yanı sıra İran ekonomisinin önemli bir kısmını da kontrol eden, köklü ve ağır silahlı Devrim Muhafızları'na karşı neredeyse hiç şansı olmadığı belirtildi. Savaşın kısa sürede sona erip ermeyeceği veya devam edip etmeyeceği fark etmeksizin, Trump'ın İran halkına gerçek bir mayın tarlası bıraktığı kaydedildi. Seçim kampanyası sırasında kendisini barış başkanı olarak tanıtmasından uzaklaşarak, artık net bir planı olmayan bir savaş lideri görünümü sergilediği vurgulandı.