Bölgede yüksek gerilim yaşanırken, İran ve İsrail, son olarak geçen yılın sonunda, Rusya'nın aracılığıyla sıradışı bir iletişim ağı kurdu. Diplomatik kaynaklar ve bölgedeki yetkililere göre, Moskova üzerinden gönderilen mesajlarda taraflar, birbirlerine ilk askeri saldırı başlatmayacaklarına dair garanti verdiler.

Aralık ayı sonlarında İran'da büyük çaplı protestoların patlak vermesinden birkaç gün önce, İsrailli yetkililer Tahran'a, eğer kendileri saldırıya uğramazlarsa İran'a müdahale etmeyeceklerini aktardılar. İran ise aynı kanaldan, önleyici saldırılara girmeyeceklerini bildirdi.

İki ülke arasındaki derin düşmanlığa rağmen bu tür bir mesaj alışverişi oldukça sıra dışı olarak değerlendiriliyor. Geçtiğimiz yılın haziran ayında iki ülke arasında on iki gün süren bir savaş yaşanmıştı. Diplomatik kaynaklara göre, İsrail bu dönemde, İran'ın müttefiki olan Hezbollah'a karşı planladığı askeri operasyondan önce daha geniş bir çatışmayı önlemek amacıyla bu iletişimi tercih etti.

İlgili yorumlar, bu özel iletişimin, İsrail resmi yetkililerinin son dönemde İran'a yönelik olası saldırılar hakkında yaptığı kamuya açık beyanlarla çeliştiğini vurguluyor. İsrail yetkilileri, balistik füzelerin tedarikinin yeniden başlamasını engellemek için yeni saldırı olasılıklarını açıkça dile getirmişti.

İran yetkilileri, İsrailli tarafın ilettiklerine olumlu yanıt verseler de, yine de oldukça temkinli kaldılar. İki farklı kaynak, Tahran'ın İsrail'in taahhütlerini ciddiye almasına rağmen, ABD'nin tek başına veya koordineli bir şekilde İran'a saldırabileceğinden endişe duyduğunu aktardı.

Buna rağmen, bir üst düzey bölgesel yetkili, bu anlaşmayı İran için "iyi bir anlaşma" olarak nitelendirerek, ülkenin İsrail ile Hezbollah arasındaki muhtemel bir çatışmada tarafsız kalmasına olanak tanıdığını belirtti. Diğer taraftan, Amerikalı yetkililer, İran'ın Hezbollah'a desteğinin iç sorunlar ve ülke içindeki huzursuzluklar nedeniyle zaten zayıfladığını ifade ediyor.

Son olarak, İran'daki protestoların her iki taraf üzerindeki etkisi ve bu gizli anlaşmanın ileride nasıl bir seyre gireceği henüz belirsizliğini koruyor. Analistler, ABD Başkanı Donald Trump'ın protestoların bastırılmasına yanıt olarak İran rejimini hedef alan bir saldırı düşüncesini değerlendiriyor olmasının durumu daha da karmaşık hale getirdiği uyarısında bulunuyor. Bu senaryo, İran'ın misilleme yapmasını, potansiyel olarak İsrail'i de hedef almasını tetikleyebilir.

Bir üst düzey İran yetkilisi, Reuters’a yaptığı açıklamada, İran'ın bir saldırı durumunda, Orta Doğu'daki Amerikan askeri üslerine saldırılarda bulunacağını belirtirken, İsrail'i hedef olarak göstermedi.

Son mesaj alışverişinin Aralık ayı sonunda, İran Dışişleri Bakanı Abbas Araqçi'nin Moskova ziyaretinden kısa bir süre sonra gerçekleştiği ifade ediliyor. Rusya, daha önce de İsrail ve İran arasında arabulucu rolü oynamaya çalışmıştı. Diplomatlara yakın bir Rus akademisyenin iddialarına göre, Kremlin, Donald Trump'a arabuluculuk önerisinde bulunmasına rağmen, Trump bunu reddederek Rusya'nın önce "Ukrayna ile ilgilenmesi" gerektiğini iletti.

Aralık ayındaki temasların Washington ile koordine olup olmadığı ise belirsizliğini koruyor. İsrail kamu televizyonu KAN, Başbakan Benjamin Netanyahu'nun yakın zamanda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'den İran’a bazı mesajlar iletmesini istediğini bildirdi. Ancak, Netanyahu’nun ofisinden ve Kreml'den bu konuda herhangi bir yorum yapılmadı.