ABD Başkanı Donald Trump'ın birlikleri ile İsrailli askerler, İran'da 48 üst düzey rejim üyesini öldürdü, en az dokuz savaş gemisini batırdı ve tüm füze rampalarının yarısını imha etti. Trump'ın, savaşın “tüm hedefler yerine getirilinceye kadar” devam etmesini istediği belirtildi. Bu hedefler arasında füze ve nükleer tesislerin imhasının yanı sıra İran'daki molla rejiminin devrilmesi de kaydedildi.

Amerikalı ve İsrailli güçlerin, İran'ın belirli ağır misillemelerine rağmen askeri üstünlüğe sahip olduğu aktarıldı. Ancak, bu üstünlüğün ne kadar süreceği sorgulanıyor. ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ordularının önündeki en büyük zorluğun henüz başlamadığı vurgulandı. Ayetullah Hamenei liderliğindeki birçok liderin ortadan kaldırılması ve İran ordusuna ciddi zarar verilmesinin ardından, şimdi yaklaşık 600.000 kişilik düzenli ordu ve 200.000 kişilik kötü şöhretli Devrim Muhafızları (IRGC) ile karşı karşıya oldukları belirtildi.

İran Devrim Muhafızları'nın, ideolojik olarak sağlam örgütlenmiş bir güç ve güvenlik yapısı oluşturduğu için özellikle tehlikeli olduğu belirtildi. Kurumun, nükleer tesisleri, füzeleri, insansız hava araçlarını, özel birimleri ve İran ekonomisinin büyük bir kısmını kontrol ettiği açıklandı. Yurt dışında ise Hizbullah ve Hamas gibi grupları desteklediği ve koordine ettiği kaydedildi. Muhafız üyelerinin, hem iç baskı hem de asimetrik savaş için son derece donanımlı ve eğitimli olduğu vurgulandı. Bu oluşumun, 1979 İslam Devrimi'nden sonra devrimi korumak ve dini sistemin etkisini sağlamak amacıyla paralel bir askeri güç olarak kurulduğu belirtildi. Cumartesi günü Yüksek Lider Ali Hamenei'nin öldürülmesinin ardından, IRGC'nin iktidarın hayatta kalan mollaların elinde kalmasını sağlamak için her şeyi yapacağı aktarıldı.

Amerikalılar ve İsrailliler tarafından savaşın devamı için üç olası senaryo bulunduğu açıklandı.

En olası seçenek olarak hava savaşları gösterildi. ABD ve İsrail'in Basra Körfezi'ndeki uçak gemileri, uzun menzilli stratejik bombardıman uçakları ve “hayalet” kabiliyetleri sayesinde hava üstünlüğüne sahip olduğu belirtildi. IRGC'nin füze mevzileri, hava savunması, gemileri ve komuta merkezlerine yeni saldırıların mümkün olduğu kaydedildi. Buna paralel olarak siber saldırıların iletişim ve altyapıyı felç edebileceği aktarıldı. Zürih'teki ETH Askeri Akademisi'nden strateji uzmanı Marcel Berni, Devrim Muhafızları'nı kırmak için bunun yeterli olup olmadığı sorusuna ilişkin, “Kısa vadede başarı şansı yüksek, ancak siyasi ve stratejik olarak çok belirsiz.” değerlendirmesinde bulundu. Berni, tek başına bir hava savaşının rejim değişikliğine nadiren yol açtığına işaret etti.

Berni'ye göre, bu senaryonun gerçekleşme olasılığının düşük ila orta düzeyde olduğu bildirildi. Berni, “Kilit isimlere veya nükleer altyapıya karşı hedefli operasyonlar mümkün.” açıklamasını yaptı. Bazı komutanların ortadan kaldırılmasının IRGC'yi kısa vadede zayıflatabileceğini ancak aynı zamanda bir misilleme olarak seferberlik dalgasına yol açabileceğini de sözlerine ekledi.

Askeri güç açısından, Amerikalılar ve İsraillilerin Devrim Muhafızları'ndan üstün olduğu belirtilirken, İran'ın devasa topraklarının bu durumu dengelediği kaydedildi. Berni, “Böylesine büyük ve coğrafyası zorlu bir ülkeye yapılacak büyük çaplı bir işgal, askeri açıdan son derece zorlu ve siyasi olarak haklı çıkarılması güç olurdu.” ifadelerini kullandı. İran'ın geniş topraklarında, Irak veya Afganistan'dakine benzer uzun süreli ve kanlı bir operasyonun gelişebileceği aktarıldı. Berni, kara müdahalesi olasılığının çok düşük olduğunu belirterek, “Ne Trump ne de Netanyahu bunu hedefliyor.” değerlendirmesinde bulundu. İyi eğitimli ve donanımlı Devrim Muhafızları'nın güçlü bir direniş göstereceği kesin. Liderlerin ortadan kaldırılması ve silahların imha edilmesi gibi ilk başarıların ardından, operasyonun Amerikalılar ve İsrailliler için ciddi bir başarısızlığa dönüşebileceği uyarısı yapıldı. Berni, “İran Venezuela değil. Bu operasyon daha karmaşık ve tehlikeli.” sözleriyle değerlendirmesini sonlandırdı.