İran’da otoriter rejimlerin çöküş süreçleri üzerine yapılan bir değerlendirmede, BBC’nin uluslararası editörü Jeremy Bowen, mevcut durumu “sıradan, ardından aniden” ifadesiyle açıklıyor. İranlıların sokaklardaki yaşadığı kriz, aynı zamanda dünya genelindeki destekçileri için de önemli bir meydan okumayı temsil ediyor.

Geçtiğimiz on dört günde yaşanan olaylar, hükümet için ciddi bir kriz oluşturuyor. İran’daki öfke ve hayal kırıklığı daha önce de kendini göstermişti; fakat bu kez, İran’ın son iki yılda ABD ve İsrail tarafından uğradığı askeri saldırılardan sonra daha da derin bir sorun ortaya çıkıyor. Bowen, çoğu İranlının ailelerini geçindirmek için mücadele ettiğini ve yaptırımların, patlayan bombalardan daha yıkıcı etkisi olduğunu kaydediyor.

Eylül ayında Birleşik Krallık, Almanya ve Fransa, 2015 yılında yapılan nükleer anlaşmayla kaldırılan BM yaptırımlarını yeniden uygulamaya aldı. Bowen, bu anlaşmanın “artık ölü” olduğunu ifade ediyor. 2025 yılı itibarıyla gıda enflasyonu yüzde 70’i aşarken, İran’ın para birimi olan riyal, Aralık ayında tarihi bir düşük seviyeye indi.

Tüm bu baskılara rağmen, BBC editörü Bowen’in değerlendirmesine göre, “rejimin henüz çökmediğine dair kanıtlar var”. Bunun temel nedenlerinden biri, güvenlik güçlerinin hâlâ rejime sadık kalmasıdır.

1979’dan bu yana, İran hükümeti “karmaşık ve acımasız bir baskı ve zorlama ağı” inşa etti. Bowen’in aktardığına göre, son iki haftada, bu güçler “kendi vatandaşlarına ateş açma talimatına uymuş” durumda ve kısmi iletişim blokajı altında, toplu protestolar şimdilik yatışmış durumda.

Baskının başında, İslam Devrimi Muhafızları (IRGC) yer alıyor; bu yapı, 1979’dan beri ideolojiyi ve sistemi koruma görevini üstleniyor ve doğrudan İran'ın en yüksek lideri Ayetullah Ali Hamaney’e yanıt veriyor. Yaklaşık 150 bin silahlı üyesi bulunan IRGC, düzenli ordu ile paralel bir şekilde faaliyet gösteriyor ve ülkedeki önemli ekonomik aktörlerden biri.

Bowen, güç, para, yolsuzluk ve ideolojinin birleşiminin IRGC’ye sistemi sonuna kadar savunma motivasyonu sağladığını vurguluyor. Yardımcı güçleri olan Basij milisleri ise “göstericilere karşı rejimin sert uygulamalarında” önemli bir rol oynuyor.

Bowen, 2009 yılında Tahran’daki kendi deneyiminden bahsederek, IRGC ve Basij’in, tartışmalı seçimlerin ardından büyük protestoları nasıl birkaç hafta içinde bastırdığını hatırlatıyor. Başlangıçta kentleri felç eden isyan, “küçük grup öğrencilere, çatıdan atılan çığlıklara ve – sessizliğe” dönüşmüştü.

Her ne kadar baskıcı mekanizmaların görünürde bir direnci olsa da, Bowen, bu durumun İran’ın en yüksek liderinin rahatlayabileceği anlamına gelmediğini vurguluyor. Eski ABD Başkanı Donald Trump, hâlâ tehditler savuruyor ve rejimin çökmesini isteyen milyonlarca İrana’lı öfke dolu. İran yönetimi, Bowen’in yorumuna göre, savaşçı bir söylem ile ABD ile yeni müzakerelere hazır olduklarını duyurmayı deniyor; fakat bu durum, bir anlaşma sağlamak için değil, sadece zaman kazanmak adına.

Bowen, Trump’ın İran ile ticaret yapan ülkelere yüzde 25 tarife uygulama tehdidinin etkinliğini sorguluyor ve Çin’in, İran’ın petrolünün büyük kısmını aldığını hatırlatıyor. Trump ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in Pekin’deki planlanan zirvesi, İran üzerinde daha fazla baskı oluşturmak yerine geniş bir jeopolitik anlaşmayı riske atıp atamayacağı konusunda soru işaretleri barındırıyor.

83 yaşındaki Ayetullah Hamaney için, sistemin korunması mutlak öncelik taşırken, her yeni protesto dalgasına “hızlı ve acımasız bir karşılık” beklemek yerine asıl zorluk, protestoların belirgin bir ve birleşik liderliğinin eksikliği olarak öne çıkıyor.

Örnek olarak, Bowen, Suriye’deki duruma dikkat çekiyor. Beşar Esad, güvenli görünürken, 2024’te oluşan iyi organize olmuş bir saldırıyla yüzleştiğinde, Rusya ve İran destek verememişti ve “birkaç gün içinde Esad Moskova’da sürgün hayatına başlamıştı.”

Bowen, otoriter rejimlerin, “sıradan bir çöküşü takiben, aniden” yok olduğunu belirterek, bu durumun İran’da da olabileceğini ifade ediyor. Ancak, İslam Cumhuriyeti’nin muhalifleri, iç ve dış baskının artacağı ve güvenilir bir liderliğin ortaya çıkacağına dair umutlarını sürdürmeye devam ediyor.