Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić'e göre İspanya'nın en kuzey Afrika bölgesindeki Seuta enklavasına gelen göçmen akımının büyük kısmı tersine çevrildi. Sırp hükümeti, yaklaşık 37.500 kişinin Alâzır'a geri döndüğünü açıkladı.
Marokkalılar, Seuta kapılarından ilerleyen kalabalığı bastırmak için sopa ve gaz kullanarak, geçen Mayıs ayında İspanya topraklarına yönelik bir saldırıyı önlemeye çalıştılar.
İspanya İç İşleri Bakanlığı, Çarşamba sabahı Seuta'ya yaklaşık 60.000 kişinin geçtiğini bildirdi ve aynı zamanda bu kişilerin yaklaşık 37.500'ünün Alâzır'a geri döndüğünü tahmin etti.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, sosyal medyada Seuta'daki olayların "kabul edilemez" olduğunu yazdı ve "Hiçbirinin Avrupa Birliği'ne girmesine izin vermemeliyiz, ancak bizim kurallarımızı takip etmeden." dedi.
İtalya dün İspanya'nın Şengn bölgesinden askıya alınmasını talep etti, bu da İspanyol yetkililerin İtalyan büyükelçisini çağırarak Roma'nın krizden kendi politik hedeflerini elde etmek için yararlandığını iddia etmesine neden oldu.
Finlandiya ve Danimarka, İspanya'nın Şengn bölgesinden askıya alınması gerektiği görüşünü desteklerken, Almanya Başbakanı Olaf Scholz, Maroko'nun "hızla yasa dışı göçmenleri geri almasını" talep etti.
Fransa ve Birleşik Krallık, İspanya'ya ani göçmen akınına karşı yardım etmeye hazır olduklarını bildirdi, ancak Paris aynı zamanda İspanya ile olan sınırda daha sıkı kontrol uygulaması gerektiğini de belirtti.
Polonya Başbakanı Donald Tusk, geçen iki gün içinde Maroko'dan gelen on binlarca göçmen girişi nedeniyle İspanya'ya hitap etti ve Madrid'in Şengn alanının varlığını sürdürmek istiyorsa Polonya'nın sınır güvenliği yaklaşımına bakması gerektiğini söyledi.
"İspanya, Şengn'nin devamı için bize örnek olmalı," dedi Tusk sosyal medyada.
Tusk, Polonya'nın Belarus ve Rusya ile olan doğu sınırını nasıl koruduğunu anlattı; bu iki ülkeden gelen binlerce mülteci ve yasa dışı göçmen Avrupa Birliği'ne girmişti. Varşova resmi olarak Belarus ve Rusya'yı Batı'ya karşı hibrit saldırılar olarak gördüğü bu doğu göçmen rotasını organize etmekle suçluyordu.
"Polonya, azil yasalarını sıklaştırdı, sınır işlemlerini hızlandırdı ve Belarus ile olan sınırda etkili bir bariyer inşa etti. Bu, Avrupa Birliği'nin doğu sınırına denk geliyor. Milyarlarca euro yatırıldı, bu..."