Sürekli olarak daha fazla eşya, daha fazla fonksiyon ve daha dolu alanlara teşvik edildiğimiz bir dünyada, Japonya'dan gelen 'Ma' kavramı, mutfaklarda boşluğun, sessizliğin ve bilerek bırakılan alanın değerini vurgulayarak günlük yaşamı önemli ölçüde değiştiren zıt bir yaklaşım olarak dikkat çekmektedir. Uzmanlar, bu felsefenin klasik minimalist bir yaklaşım olmadığını, aksine eşyalar ve boş alan arasında bir denge yaratmayı amaçladığını belirtti. 'Ma'nın, enerji akışını sağlayan ve huzur ile netlik hissi getiren "aradaki boşluk" veya bir duraklama anını temsil ettiğini kaydetti. Mutfaklar eşyalarla dolu olduğunda bu dengenin kaybolduğunu ve dağınıklığın ruh halini de etkilediğini vurguladı. Bu konseptin uygulanmasındaki ilk adım, günlük alışkanlıklar yoluyla düzenin sağlanmasıdır. Kirli bulaşıkların lavaboda bırakılmaması, hemen yıkanması veya kaldırılması gerektiğini, ayrıca buzdolabı ve kilerde de düzenin korunmasının önemli olduğunu aktardı. Bu şekilde görsel ve zihinsel kaosun azaldığını bildirdi. İkinci ilke ise fazlalığın azaltılmasına odaklanmaktadır. Pek çok kişi mutfağın her köşesini dolaplar ve cihazlarla doldurmak istese de, boş alanın hafiflik hissi verdiğini belirtti. Uzmanlar, duvarların bazı kısımlarını boş bırakmayı veya alanın 'nefes alabilmesi' için açık raflar kullanmayı tavsiye ettiğini açıkladı. Üçüncü bir yaklaşım ise, boş yüzeyleri korumanın yanı sıra detayları dikkatlice seçerek mola anları yaratmaktır. Tek bir basit öğenin, örneğin bir bitki veya dekorasyonun, alana huzur ve denge getiren merkezi bir nokta haline gelebileceğini vurguladı. Bu felsefenin özünde, gerçek konforun eşya biriktirmekten değil, düşünülmüş sadelikten geldiğini belirterek, 'Ma' konseptinin uygulanmasıyla mutfakların sadece daha güzel değil, aynı zamanda daha işlevsel ve keyifli hale geldiğini kaydetti.