İranlı sineasta Asghar Farhadi ve Polonyalı yönetmen Paweł Pawlikowski, Kannes Film Festivali'nin ikinci yarışma gününde yeni filmlerini sinemaseverlere aktardı. Her iki usta ismin eserlerinin, festivalin dikkat çeken yapıtları arasında yer aldığı bildirildi. Asghar Farhadi'nin yeni filminin 14 Mayıs'ta Kannes Film Festivali'ndeki gösteriminin ardından yaklaşık 5,5 dakika süren alkışlar kaydedildi. Filmin oyuncu kadrosunda Isabelle Huppert, Catherine Deneuve, Virginie Efira, Vincent Cassel, Adam Bessa ve Pierre Niney gibi Fransız sinemasının önemli isimlerinin bulunduğu belirtildi. Filmin, Huppert'in canlandırdığı Sylvie'nin yeni romanı için ilham arayışıyla komşularını gözetlemeye başlaması ve Adam'ı günlük rutininde kendisine yardım etmesi için tutmasıyla olayların geliştiği aktarıldı. Farhadi'nin yeni filminin eleştirmenlerden olumlu yorumlar almadığı belirtildi; "IndieWire" filmi "çok uzun ve hiçbir şey hakkında" olarak tanımlayarak düşük puan verdiği kaydedildi. İranlı sineasta ise Kannes'teki medya buluşmasında yeni yapıtından çok, üç yıl önce terk ettiği ülkesindeki savaş ve genel duruma odaklandığı vurgulandı. Oscar ödüllü yönetmenin, geçen hafta Tahran'da olduğunu ve iki trajik olayın korkunç etkilerine tanık olduğunu aktardı. Farhadi, yaşanan olayları şöyle belirtti: "Bunlardan biri, savaşta hayatını kaybeden çok sayıda masum insan, çocuk ve sivilin ölümüydü. Bu savaştan önce ise protesto etmek için sokağa çıkan çok sayıda göstericinin ölümüyle karşı karşıyaydık. Onlar da aynı derecede masumdu ancak katledildiler. Her iki olay da son derece acı verici ve asla unutulmayacak." "Variety" tarafından aktarıldığı üzere, İran'ın İsrail'e yönelik füze ve insansız hava aracı saldırılarından da bahseden Farhadi, bu saldırılarda hayatını kaybedenler için taziyelerini ifade ettiğini bildirdi. Her cinayetin bir suç olduğunu vurgulayan yönetmen, "Bir insanın savaş, infazlar veya gösterici katliamları nedeniyle hayatını kaybetmesini hiçbir koşulda kabul edemem" şeklinde konuştuğunu aktardı. Farhadi, "Bugün, iddia ettiğimiz tüm ilerlemelere rağmen, her sabah yeni masum kurbanların hiçbir sebep olmaksızın öldürüldüğü haberleriyle uyanmak acımasız ve trajik bir gerçektir" diye de açıkladı. Farhadi'nin, İran'daki duruma ilk kez değinmediği kaydedildi. Geçen ay yaptığı açıklamada, bir ülkenin altyapısına yönelik saldırının bir savaş suçu olduğunu belirtti. Yönetmen, "İnanç veya görüşler ne olursa olsun, bu insanlık dışı, yasa dışı ve yıkıcı süreci durdurmak için birleşelim" çağrısında bulunduğu aktarıldı. Paweł Pawlikowski'nin yeni filmi "Fatherland"ın Kannes'teki dünya prömiyeri sonrası alkışların altı dakikadan biraz daha uzun sürdüğü kaydedildi. Polonyalı yönetmen, bu yoğun alkışlara neredeyse gözyaşları içinde karşılık vererek, izleyicilerin en az yüzde ellisinin "Fatherland" için samimi bir şekilde alkışladığını umduğunu belirtti. Pawlikowski, filmin bu muhteşem sinema tapınağında izlendiğinde tüm mücadelelerin ve sıkıntıların unutulduğunu ifade ettiğini bildirdi. Bu filmin, Pawlikowski'nin Kannes'te gösterilen üçüncü filmi olduğu kaydedildi. Yönetmen, 2018 yapımı önceki filmi "Cold War" ile Kannes'te En İyi Yönetmen ödülünü kazandığı aktarıldı. "Fatherland" filminde ise ünlü Alman yazar ve Nobel ödüllü Thomas Mann'ın hayatındaki özel bir dönemi ele aldığı belirtildi. Büyük romancıyı beyazperdede Alman oyuncu Hans Zischler'in canlandırdığı, kızlarından Erika'yı ise Sandra Hüller'in oynadığı bildirildi. Filmde, baba ve kızın, Soğuk Savaş'ın doruk noktasında, yıkılmış Almanya'da (ABD kontrolündeki Frankfurt'tan Sovyetler Birliği yönetimindeki Weimar'a kadar) zorlu ve duygusal bir yolculuğa çıktığı belirtildi. Pawlikowski, Kannes'te filminin tarihin çalkantıları, sürgün ve ait olma ile ev özlemini ele aldığını vurguladı. Yönetmen, "Aynı zamanda dramatik bir tarihi anı çok özel bir insan hikayesiyle birleştiriyor. 'Ida' ve 'Cold War'daki karakterler kurgusal olsa da, 'Fatherland'ın merkezinde tarihi kişilikler var. Burada aile dramasına hapsolmuş Thomas Mann'ı görüyoruz. Kişisel ve tarihi olanı dokunaklı bir şekilde bir araya getirmeye çalışırken, tarihi gerçekler ve kronoloji konusunda biraz özgürlük tanıdık, ancak bu zorlu konunun duygusal ve entelektüel gerçekliğine sadık kalmaya çalıştık" şeklinde açıkladı. Eleştirmenlerin Polonyalı yönetmenin yeni yapıtını beğeniyle karşıladığı aktarıldı; "Deadline" incelemesinde "Fatherland"ı "tipik Pawlikowski" ve "sanatın ustaca bir dersi" olarak kaydetti.