Afrika'daki arkeolojide kaydedilen önemli bir ilerleme, Doğu Afrika'nın en esrarengiz kaya sanatı alanlarından birini kimin yarattığını ortaya çıkardı. Batı Kenya'daki Kakapel bölgesinde araştırmacılar, 9.000 yıla kadar eski olan antik çizimleri ilk kez belirli insan topluluklarıyla ilişkilendirdi. Bilim insanları, hassas görüntüleme, arkeolojik kazılar ve antik deoksiribonükleik asit (DNA) analizi kombinasyonuyla, kendilerini uzun süredir meşgul eden 'bu resimleri kim ve ne zaman yaptı' sorusuna yanıt bulduklarını açıkladı. Sanatın en eski tabakasının yaklaşık 9.000 yıl öncesine dayandığı, kırmızı ve beyaz tonlardaki geometrik motifler, daireler ve soyut sembollerden oluştuğu belirtildi. Bu çizimlerin Kansiore kültürü olarak bilinen avcı-toplayıcı topluluklarla bağlantılı olduğu kaydedildi. Genetik analizler, Orta Afrika'daki güncel gruplarla bir bağlantı olduğunu göstererek, sanatçıların daha geniş bir orman popülasyonları ağına ait olduğunu öne sürdü. Bu durumun, bu çizimlere daha derin bir anlam kattığı, sadece bir sanat eseri değil, aynı zamanda bu toplulukların kimliğinin bir parçası olduğu vurgulandı. Binlerce yıl sonra büyük bir değişim yaşandığı aktarıldı. Yeni tabakaların, belirgin boynuzlu sığırları gösterdiği ve Nilotik halklarla bağlantılı olması muhtemel hayvancılık topluluklarının gelişini işaret ettiği belirtildi. Bu resimlerin, avcılık ve toplayıcılıktan hayvancılığa ve farklı bir yaşam tarzına geçişi yansıttığı ifade edildi. Değişimin sadece sanatsal değil, aynı zamanda sosyal ve ekonomik boyutları da olduğu vurgulandı. Kakapel'in terk edilmediği, aksine farklı toplulukların yüzyıllar boyunca geri dönerek yeni çizim katmanları bıraktığı kaydedildi. Daha sonraki çalışmaların, muhtemelen ritüeller veya kimlikle bağlantılı daha basit beyaz semboller içerdiği belirtildi. Sanat, arkeoloji ve genetik verilerin birleştirilmesi sayesinde bilim insanlarının, bin yıllar boyunca göçler ve nüfus değişiklikleri hakkında eşsiz bir bilgi edindiği belirtildi. Kakapel'in günümüzde Doğu Afrika'daki bu türden en önemli yerleşim yerlerinden biri olarak kabul edildiği aktarıldı. Ancak, bu değerli yerin insan faaliyetleri ve bozulma nedeniyle tehdit altında olduğu, bu nedenle uzmanların, en eski insanlık tarihinin izlerini korumak için buranın korunmasının kritik öneme sahip olduğu konusunda uyarıda bulunduğu bildirildi.