Keten tohumunun yüzyıllardır beslenmede özel bir yer tuttuğu, modern bilimsel verilerle güçlü bir sağlık müttefiki olduğu aktarıldı. Lifler, bitkisel proteinler ve sağlıklı yağlar açısından zengin olan bu küçük tohumun, sindirimi ve kilo kontrolünü desteklemenin yanı sıra kalp sağlığı, kan şekeri regülasyonu ve kronik hastalıkların önlenmesi üzerinde de önemli etkileri olduğu belirtildi. Keten tohumunun mütevazı görünümünün ardında, omega-3 yağ asitleri, antioksidanlar ve hücreleri koruyan, bağışıklık sistemini destekleyen mineraller gibi etkileyici bir fayda yelpazesi olduğu kaydedildi. Dört yemek kaşığı keten tohumunun önerilen günlük lif alımının yüzde 27'sini sağladığı açıklandı. Keten tohumunun sindirim sistemi sağlığı için kritik olan çözünür ve çözünmez lifler içerdiği, bu liflerin bağırsak hareketlerini iyileştirdiği ve dışkının yumuşamasını sağlayarak sindirim kanalından geçişini kolaylaştırdığı aktarıldı. Ayrıca çözünmez liflerin dışkı hacmini artırarak bağırsaklardan daha hızlı geçmesine yardımcı olduğu da belirtildi. Bazı kişilerde keten tohumunun alerjik reaksiyonlara neden olabileceği, ancak bunun yaygın bir durum olmadığı bildirildi. Keten tohumunun ayrıca siyanür gibi potansiyel olarak toksik maddelerin izlerini içerdiği, ancak vücudun küçük miktarları detoksifiye edebildiği ve pişirme işleminin bu kimyasal maddeyi yok ettiği aktarıldı. Hamilelik ve emzirme dönemlerinde keten tohumundan kaçınılması tavsiye edildi, zira hormonal etkilere sahip olabileceği ve güvensiz olabileceği vurgulandı. İkinci veya üçüncü trimesterde keten tohumu yağının erken doğum riskini artırabileceği belirtildi. Keten tohumu veya keten tohumu yağının bir diğer istenmeyen etkisinin ishal olduğu, yeterli sıvı alınmadığında ise kabızlığa yol açabileceği kaydedildi. Besin maddelerinin kan dolaşımına emilimini engellediği için, bütün tohum yerine öğütülmüş keten tohumu tüketilmesi açıklandı. Öğütülmüş keten tohumunun serin ve karanlık bir yerde, örneğin dondurucuda saklanması gerektiği bildirildi.