Kinesli bilim insanları, gerçek hasarı Amerikan askeri üslerine değerlendirmek için detaylı uydu görüntülerini analiz etmişlerdir. Washington ve Tahran'ın dahi verileri manipüle ettiğini ve çatışma durumunu ilgili olmayan iddialarla betimlediğini ortaya koymuşlardır, "South China Morning Post" haber ajansı bildiriyor.

Çin Bilimler Akademisi (KAN) araştırmacıları, gelişmiş uzaktan algılama teknikleri ve yüksek çözünürlüklü görüntü işleme yöntemlerini kullanarak sürekli Amerikan askeri tesislerindeki ciddi zayıflıkları ve her iki taraftaki operasyonel eksiklikleri belirlemek için "parmak izi" tanımlamışlardır.

- "Minimal hasar" ve "başarıyla savunma" iddialarıyla ilgili resmi Amerikan raporlarına göre, sahada gözlemlenen yıkım miktarı önemli ölçüde aşmaktadır. Ancak, aynı zamanda analimiz, İran'ın da "kitle saldırıları" ve "felakete yol açan hasarlar" iddialarının büyük ölçüde abartılmış olduğunu göstermektedir, diye belirtiyorlar Çin bilim insanları, "The Innovation" adlı akademik dergide yayınlanan bir çalışmada.

Çatışma, 28 Şubat'ta ABD ve İsrail'in İran'a hava saldırıları başlatmasıyla başladı. Bu olay bölge genelinde silahlı bir artışa yol açtı ve ciddi ekonomik bozulmalara ve küresel istikrarsızlığa neden oldu.

Washington, 4 Nisan'da "Planet Labs" gibi ticari uydu hizmet sağlayıcılarına uygulanan sıkı görüntü dağıtım kısıtlamalarıyla, savaş bölgelerindeki yüksek çözünürlüklü görüntülerin dağıtımını geçici olarak durdurdu.

Bu durum, Washington'un hava savunma sisteminin etkinliğini vurgulayarak bilgi boşluğunda bir ortam yarattı; Tahran ise Amerikan askeri merkezlerinin paralizasyonunu iddia etti.

Çin ekibi, Avrupa'nın Sentinel-2 uydu sistemlerinden gelen 10 metre çözünürlüklü görüntüler kullanarak bu durumu aştı. 28 Şubat ile 9 Nisan arasında yapılan dikkatli izlemeler sonucunda toplam 217.900 metrekarelik fiziksel hasar tespit edildi. Saldırılar, hedeflere 78 ila 644 kilometre uzaklıktan gerçekleştirildi.

En büyük tekil hedef, Kuveyt'teki Ali Al Salem hava üssüydü ve burada 20 vuruş kaydedildi. Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki Al Dafra üssünde ise U-2 keşif uçakları ve MQ-9 Reaper dronlarının bulunduğu hangarlar tahrip edildi; Bahreyn'de ise Amerikan donanmasının 5. Filosunun entegre komuta merkezi hasar gördü.

Uydu analizi ayrıca, hava savunma direncinin "iki aşamalı çöküş"ünü de ortaya çıkardı. İlk saldırı dalgasında 58.600 metrekarelik bir yıkım alanı kaydedildi; ardından iki haftalık düşük yoğunluklu bir sessizlik geldi. 15 Mart civarında gerçekleşen ikinci büyük saldırı dalgası ise 50.000 metrekarelik hasara yol açtı.

Bu durum, hava savunmasının kısa sürede kendini toparlayamadığını gösteriyor; hasarlı sistemlerin onarım ve yenilenme döngüsü yaklaşık 15 gün sürdü. Öte yandan analiz, İran'ın da yüksek sıklıkta sürekli saldırılar yapabilecek kapasiteye sahip olmadığını, her saldırıdan sonra yeni roketler ve dronlar biriktirmek için zaman gerektirdiğini gösteriyor.

Çin uzmanları, dünyanın dört bir yanına yayılmış Amerikan askeri üslerinin, özellikle Indo-Pasifik bölgesindeki (Güney Kore, Japonya, Avustralya, Filipinler) stratejik önemini vurgulayarak, dronlar ve balistik füzelerin kombinasyonuyla ortaya çıkan bu yeni kırılganlığı belirtiyorlar.

Bu nedenle Washington'un gelecekteki üs dağıtım ve savunma stratejisini temel olarak yeniden değerlendirmesi gerekebilir, "South China Morning Post" sonucuna varıyor.