Çoğu kişinin bildiği köpek yaşı hesaplama kuralının hatalı olduğu belirtildi. Bilim dünyası, bir köpek yılının yedi insan yılına eşit olduğu yaygın kanının aksine, bu durumun çok daha karmaşık ve farklı olduğunu vurguladı. Bu nedenle, birçok köpek sahibinin evcil hayvanlarının gerçek yaşını yanlış bildiği aktarıldı. Yedi ile çarpma fikrinin geçen yüzyıldan kaldığı ve ciddi bir bilimsel dayanağının bulunmadığı kaydedildi. Bu kuralın, sahipleri köpeklerini daha sık veteriner kontrolüne götürmeye teşvik etmek amacıyla basit bir genelleme olarak ortaya çıktığı belirtildi. Köpeklerin yaşlanma hızının homojen olmadığına dikkat çekildi. Yaşamlarının ilk yıllarında son derece hızlı gelişim gösterdikleri, ancak ilerleyen yaşlarda yaşlanma hızının yavaşladığı açıklandı. Bu nedenle, köpeklerin yaşının basit bir matematiksel işlemle hesaplanamayacağı vurgulandı. Bir yaşındaki bir köpeğin gelişimine bakıldığında, cinsel olgunluğa ulaştığı ve küçük bir çocuktan ziyade bir ergene daha yakın olduğu görüldüğü belirtildi. Eski kural uygulandığında yedi yaşında bir çocukla eşdeğer olacağı ancak bunun açıkça yanlış olduğu kaydedildi. Modern araştırmaların daha kesin bir açıklama sunduğu aktarıldı. Kaliforniya Üniversitesi San Diego'dan bilim insanlarının, DNA'daki değişikliklere dayalı bir model geliştirdiği, yani yaşlanmaya eşlik eden epigenetik süreçleri inceledikleri açıklandı. Geliştirilen formülün, köpek yaşlarının çarpılmak yerine bir logaritma kullanılarak hesaplandığını belirttiği vurgulandı. Bu yöntemin, köpeklerin başlangıçta hızlı, sonrasında ise daha yavaş yaşlandığını matematiksel olarak gösterdiği kaydedildi. Yeni formüle göre, bir yaşındaki bir köpeğin yaklaşık 31 insan yılına denk geldiği belirtildi. Dört yaşındaki bir köpeğin ise 53 yaşındaki bir insana karşılık geldiği aktarıldı. On yaşındaki bir evcil hayvanın ise 'insan yılı' olarak 68 yaşına tekabül ettiği açıklandı. Bu formül uygulandığında, eski kurala göre elde edilenden çok daha farklı bir tablo ortaya çıktığı vurgulandı. Ancak bu formülün tek dikkate alınması gereken faktör olmadığı belirtildi. Bir köpeğin gerçek yaşının büyük ölçüde ırkına, boyutuna ve genetiğine bağlı olduğu vurgulandı. Küçük köpeklerin genellikle daha uzun yaşadığı ve orta yaşlarından sonra daha yavaş yaşlandığı, büyük köpeklerin ise yaşlanma evresine daha hızlı girdiği kaydedildi. Bu nedenle, on yaşındaki bir köpeğin her ırk için aynı anlama gelmediği, küçük bir köpeğin altmışlı yaşlardaki bir insana, aynı yaştaki büyük bir köpeğin ise yetmişli yaşlardaki birine karşılık gelebileceği açıklandı. Orta büyüklükteki bir köpeğin yaş oranlarına bakıldığında, çoğu kişinin beklediğinden farklı bir tablo çizdiği belirtildi. Bir yaşındaki bir köpeğin yaklaşık 31 yaşındaki bir insana, iki yaşındaki bir köpeğin yaklaşık 42 yaşa, beş yaşındaki bir köpeğin ise yaklaşık 57 insan yılına denk geldiği aktarıldı. Sekizinci yılda bu değerin yaklaşık 64'e, on üçüncü yılda ise yaklaşık 72 yaşa ulaştığı kaydedildi. Özellikle ilginç olanın, ilerleyen yaşlardaki farklılıkların yaşamın erken dönemindeki kadar büyük olmaması olduğu vurgulandı. Bunun, yaşlanma sürecinin zamanla yavaşlamasından kaynaklandığı ve bu durumun insanlardakine benzerlik gösterdiği belirtildi. Bir köpeğin gerçek yaşını anlamanın sadece ilginç bir bilgi olmadığı, aynı zamanda bakımı ve sağlığı üzerinde doğrudan etkisi olduğu açıklandı. Yedi yaşındaki bir köpeğin artık genç sayılamayacağı, organizmanın ihtiyaçlarının değiştiği daha olgun bir yaşam evresine girdiği vurgulandı. Bu dönemde beslenmeye, düzenli veteriner kontrollerine ve diş sağlığına özel dikkat gösterilmesinin önemli olduğu belirtildi. Ayrıca, sorunların erken teşhisinin evcil hayvanın ömrünü önemli ölçüde uzatabileceği için kan tahlilleri de dahil olmak üzere sağlık durumunun daha sık takip edilmesi tavsiye edildi. En sık yapılan hatalardan birinin, bir köpeğin yaşını davranışlarına göre tahmin etmek olduğu belirtildi. Birçok sahibin evcil hayvanlarının oyuncu olduğu için genç olduğunu düşündüğü ancak bunun güvenilir bir gösterge olmadığı aktarıldı. Köpek yaşlanmasının dışarıdan görünmeyen bir düzeyde de gerçekleştiği kaydedildi. Bu nedenle, beslenme değişiklikleri veya ek kontrollerin başlatılmasının sıkça geciktiği ve bunun sağlık sorunlarına yol açabileceği açıklandı.