İsviçre'de eşi Kristina Joksimović'i vahşice öldürmekle suçlanan 43 yaşındaki Mark Riben'e müebbet hapis cezası verildiği bildirildi. Riben, cinayetin ardından eşinin başını kesmiş ve vücut parçalarını endüstriyel bir blenderda öğütmüştü. Kristina Joksimović'in babası, kızının başını çöplükte bulmasının ardından, damadının cezası açıklanırken duruşma salonunda teselli edilemez bir şekilde ağladı. Çiftin evliliğinden iki kız çocuğu olduğu kaydedildi. Cinayet, Şubat 2024'te İsviçre'de meydana geldiği vurgulandı. Davanın bazı ayrıntılarının o kadar rahatsız edici olduğu, kamuoyunun duruşmalara katılamadığı ve duruşmayı takip eden gazetecilerin başka bir odada oturmak zorunda kaldığı aktarıldı. Sanığın cinayet davasında hükmü açıklayan Yargıç Daniel Schmid, “Gerçekliği kurguya dönüştüren vakalar var. Bu dava gerçekliğimizi değiştirdi” diye açıkladı. Sırbistan'da da kamuoyunu derinden sarsan olay, günlerce dünya medyasının manşetlerinde yer aldı. Bugünkü karar duruşması öncesinde mahkeme önünde 50'den fazla kişi toplanmış, olay çıkmaması için güvenlik önlemleri artırıldığı belirtildi. Mark Riben'in müebbet hapis cezasının yanı sıra Kristina ile olan beş ve altı yaşındaki iki kızına 100 bin İsviçre frangı, babasına 120 bin, annesine 100 bin ve kız kardeşine 60 bin frank tazminat ödemesi gerektiği kaydedildi. Savcılar, kapanış konuşmalarında, “Mark'ın suç sonrası davranışları gaddarlığı ve absürtlüğü açısından neredeyse inanılmazdı. Adam sistematik ve planlı hareket etti. Davranışları, öldürülene karşı duyduğu nefretin tam boyutunu gösterdi” diye belirtti. Boşanma talebine öfkelenerek cinayeti işlediği belirtilen Riben, duruşmanın açılışında Kristina'nın ölümünün 'bir kaza' olduğunu iddia ederek, “Aileme tarifsiz acılar yaşattım. Neden? Neden başarısız oldum? Neden bunu engelleyemedim? Neden onun benim elimden ölmesini engelleyemedim? Karımı tüm kalbimle sevdim ve ortak bir geleceğe inandım. Gündüz ve gece beni rahatsız ediyor. Yaptığım kesinlikle affedilemez ve tüm sorumluluğu üstleniyorum. Derin pişmanlık duyuyor ve özür diliyorum” ifadelerini aktardı. Şubat 2024'te Kristina'nın evinde öldürüldüğü hatırlatıldı. İddiaya göre cinayetten önce eşler arasında bir tartışma ve Kristina'nın boşanma talebi olduğu belirtildi. Her ne kadar kamuoyu için örnek bir çift gibi görünseler de, Kristina'nın yıllarca korkunç sözlü ve fiziksel şiddete maruz kaldığı aktarıldı. Yakın çevresine bu durumu anlattığı, Mark'ın çocukları elinden almakla tehdit etmesi nedeniyle boşanmayı ertelediği bildirildi. Kristina'nın kalıntıları bulunduğunda birçok kişi ne olduğuna inanamadı. Kristina bir zamanlar İsviçre Güzeli'ydi ve mankenlere ders veriyordu. Mark başarılı bir avukatın oğluydu, iyi bir işi vardı, büyük bir evde yaşıyorlardı ve Mark, eşine ve çocuklarına düşkün biri olarak bilindiği kaydedildi. Kristina, sosyal medyada eşi ve iki kızıyla gülümsediği fotoğrafları düzenli olarak paylaştı. Cinayetten sadece bir ay önce, Kristina eşiyle 'kaçamak' yaptıkları lüks bir oteldeki kardan oluşan büyüleyici manzaraların fotoğraflarını sosyal medyada paylaşmıştı. Dışarıdan bakıldığında bu, başarı ve istikrar tablosuydu, ancak ardından akıl almaz bir olay meydana geldiği aktarıldı. Şubat 2024'te Mark Riben, bir öfke nöbeti sırasında eşi Kristina Joksimović'i öldürmüş, ardından cesedini parçalara ayırarak vücut parçalarını bir blendera koymuş, otopsi raporunda belirtildiği üzere 'püre haline getirmiş' diye açıklandı. İddianameye göre, şiddet boşanma konusundaki bir tartışma sırasında meydana geldi. İddiaya göre çift, 13 Şubat'ta öğle yemeğinde yaklaşan boşanmanın şartlarını görüştü. Mark boşanmayı kabul etmeyi reddetmiş, çocukların tam velayetini istemiş ve eşine maddi desteği kesmişti. Çatışmanın tırmanmasının ardından Riben, eşi Kristina'yı boğazından yakalayıp duvara bastırdı. Daha sonra boynuna 'bant benzeri bir cisim' dolayarak onu boğdu, ardından vücudunu blendırda parçalayarak tahrip ettiği belirtildi. Otopsi, Kristina'nın vücudunda künt cisim travması belirtileri olduğunu, yüzünde kesikler, bacağı, ayağı, kürek kemikleri ve başının arkasında morluklar bulunduğunu gösterdi. Saçının bir kısmı da koparıldığı aktarıldı. Ölümünden sonra Riben, cesedini bir dekupaj testeresi, bıçak ve bahçe makası kullanarak parçaladı. Müfettişler, uzmanlar tarafından 'kasdi bir sakatlama veya vücudun ritüelistik olarak aşağılanması' olarak tanımlanan, zihinsel bir bozukluğa işaret edebilecek şekilde rahimini 'dikkatlice çıkardığı' kaydedildi. Vücudun bazı kısımları endüstriyel bir blendere konulurken, diğerleri kimyasal bir çözelti içinde eritildi. Müfettişler ayrıca Riben'in parçalama yaparken telefonunda YouTube videoları izlediğini de tespit edildiği bildirildi. Kristina'nın parçalanmış vücudunun parçaları başlangıçta polis tarafından değil, babası tarafından bulundu. Kızlarını anaokulundan almayınca, ailesi endişelendi. Kristina'nın babası evine gittiğinde Mark, ilk başta Kristina'nın nerede olduğunu bilmediğini iddia etti. Mark saatlerce hiçbir şey olmamış gibi davrandı. Akşam yemeği pişirdi ve kayınpederiyle normal bir şekilde konuştu, sonra çocukları yatırdığı aktarıldı. Kristina'nın babası, Mark'ın Kristina'nın nerede olduğunu bilmediğinde ısrar ettiğini ve 'bazen böyle gittiğini' söylediğini belirtti. Mark telefonla Kristina'nın annesiyle konuşurken, babası evi oda oda aramaya başladı. Bodrumda, Kristina'nın babası siyah bir çöp torbası gördü ve içinden sarı saç telleri dışarı sarkıyordu. Bir arkadaşı Daily Mail'e, “Çöp torbasını açtığında içinde Kristina'nın kesilmiş başını gördü” diye açıkladı. Soruşturma raporlarına göre, vücudun bu kadar çabuk bulunmasını beklemeyen Mark Riben'in tutuklandığında hiçbir duygu veya rahatsızlık belirtisi göstermediği vurgulandı. Sorgusu sırasında eşinin cesedini parçalara ayırdığını itiraf etti ve onu nefsi müdafaa için öldürdüğünü, vücudu ise 'panik içinde tahrip ettiğini' kaydedildi. Cinayetten önce olanları anlatan Mark Riben, Kristina ile 'olumlu' bir görüşme yaptıklarını, ardından Kristina'nın 'aniden bıçakla kendisine saldırdığını' söylediği belirtildi. Suçun ardından, arkadaşlarının ifadeleri ortaya çıktı. Bu ifadeler, cinayetten önce şiddet ve istismarla dolu tamamen farklı bir özel gerçekliği ayrıntılarıyla aktardı. Kristina'nın en yakın arkadaşlarından biri, Mark Riben'in Kristina'yı kontrol altında tutmak istediğini ve giderek daha fazla içine kapandıklarını belirtti. Bir arkadaşı daha önce, “Başlangıçta gerçekten aşıktı, ancak onunla bir ilişkiye girdiğinde biraz şaşırdım çünkü ona hiç uymuyordu. Çok içine kapanık, çok eleştirel ve bazen de oldukça kibirli görünüyordu” diye açıkladı. “Ona karşı gerçekten aşağılayıcıydı, jestleri, sözleri ve hatta sesiyle... Kristina'nın yok olmasını istiyordu” diye aktardı ve Kristina ile Mark'ın ilişkisinin çocukların doğumundan sonra kötüleştiğini kaydetti. Kristina'nın sık sık ilişkilerinin, özellikle de çocukların doğumundan sonra kötü gittiğinden şikayet ettiğini arkadaşı kaydetti. Mark'ın daha da içine kapandığını ve kimsenin kendisine yaklaşmasına izin vermediğini, Kristina'nın onunla konuşmaya, evliliği kurtarmaya çalıştığını aktardı. Psikolog terapilerine de gittiklerini, ancak Mark'ın her zaman seansı terk ettiğini veya sadece gelmediğini, Kristina'nın daha ne yapacağını bilemediğini ve durumun giderek kötüleştiğini arkadaşı belirtti. Kristina'nın arkadaşı ayrıca, bir keresinde polise haber vermek zorunda kaldığını, ancak Kristina'nın kendisine ne olduğunu açıklamak istemediğini vurguladı. Arkadaşı, “Bana ayrıntıları söylemek istemedi, sadece şiddet uyguladığını ve polise haber verirse her şeyi tersine çevirip onu suçlayacağını, sonra başına neler geleceğini göreceğini söylemiş” diye aktardı. Kristina'nın uzun süredir arkadaşı olan bir kişi, Mark Riben'i giderek daha obsesif biri olarak tanımladı, özellikle çocukları konusunda. “Onlar onun mükemmel projesiydi ve Kristina ona engel oluyordu” diye açıkladı. Çocukların yetiştirilmesindeki birçok yönü kontrol ettiğini, katı yatma saatlerinden ekran süresini yasaklamaya ve ne dinleyebileceklerini sınırlamaya kadar her şeyi belirlediğini aktardı. Kristina'nın rahminin alınmasına atıfta bulunarak 'Kadınsılıktan nefret ediyor' diye belirtti. Savcılık daha önce Riben'in şiddet geçmişi olduğunu ve geçmişte eşini boğduğunu, müfettişlerin kurbanın eski fotoğraflarına dayanarak bunu kanıtlayabildiğini bildirdi. Diğer suçlamalar arasında eski bir partnerini boğazından yakalamak, ona vurmak ve duvara itmek olduğu kaydedildi. İddianameye göre, Riben cinayeti, 'kontrol ihtiyacı, incinmiş duygular, intikam ve yoğun öfkeyle karakterize bencil bir tavır ve zihniyetle' bilinçli ve kasıtlı bir şekilde işlediği vurgulandı. Forensik bir psikolog tarafından kendisine narsisistik ve obsesif-kompulsif özellikler teşhisi konuldu ve 'gelişmiş bilişsel-teknik bakış açısına sahip son derece rasyonel bir düşünür' olarak tanımlandığı belirtildi. Müfettişler, Riben'in 'eşini öldürdükten sonra empati eksikliği ve soğukkanlılık gösterdiğini' ve 'sadist-sosyopatik özellikler sergilediği' kaydedildi. Riske yatkın özelliklerinin 'artan katılık', artan kontrol ihtiyacı, bencillik, öfke odaklı tepkisellik ve manipülasyona eğilim içerdiği tespit edildi. Bir psikiyatr, nefsi müdafaa iddiasını çürüterek, ani, hayati tehlike arz eden saldırıların kurbanlarının genellikle travmayı tereddüt etmeden veya ayrıntıları 'filtrelemeden' bildirmek için hemen polise başvurduğunu belirtti. Ek olarak, uzmanın olay sonrası davranışlarının bir dizi 'hızlı, amaçlı ve metodik olarak gerçekleştirilmiş eylemlerden' oluştuğunu, bunun Riben'in 'panik' iddiasıyla çeliştiğini söylediği aktarıldı. Uzman, Tages-Anzeiger tarafından aktarılan yorumlarında, eylemlerinin sadece 'gerçekte ne olduğunu gizlemek için vücut da dahil olmak üzere mümkün olduğunca çok kanıtı ortadan kaldırma' çıkarı olduğunda psikolojik bir anlam taşıdığını vurguladı.