Republički zavod za zaštitu spomenika kulture'nde çalışan uzmanlar, Kültür Bakanı Nikola Selaković’in Millî Meclis’te yaptığı açıklamalara yanıt vererek, bakanın iddialarının yanlış, siyasi amaçlı ve Sırbistan’daki kültürel miras koruma sistemini zayıflatmaya yönelik olduğunu bildirdi.

Çalışanların yayımladığı açıklamada, Bakan Selaković’in kültürel değerlerin belirlenmesine dair tartışma sırasında "bir dizi suçlama ve gerçek dışı bilgi" sunduğu ifade edildi. Özellikle Selaković’in "Žiča Manastırı olayı" olarak adlandırdığı durumu eleştirerek, bunun bir olay değil, manastırın korunmuş çevresinin tespitine yönelik normal bir yasal süreç olduğuna dikkat çektiler.

Açıklamaya göre, "Tüm faaliyetler mevcut yasalar çerçevesinde ve Kültür Bakanlığı ile işbirliği içinde yürütüldü. Ayrıca ‘Resmi Gazete’de kamu ilanı yayımlandı ve yasal süre içinde hiçbir itiraz gelmedi." denildi.

Bakan’ın taşınmaz kültürel değerler bilgi sistemine (IS NKD) dair iddialarına yanıt veren çalışanlar, bu sistemin devlet tarafından yürütüldüğünü ve çalışanların sistemin barındırıldığı yeri bilmediği yönündeki beyanlarının gerçek dışı olduğunu vurguladılar. "Elbette hangi devlet kurumu aracılığıyla barındırma yapıldığını ve sisteme nasıl erişildiğini biliyoruz. Asıl sorun, bu sisteme izinsiz erişim girişimleriydi." ifadeleri yer aldı. Ayrıca, vekaleten atanan müdür Goran Vasić'in veri tabanında değişiklik yapma yetkisi bulunmadığını hatırlattılar.

Çalışanlar, Bakan Selaković’in kendilerini "mirası korumuyor" şeklindeki eleştirilerini reddederek, bahsedilen birçok yapının korunması ve restorasyonu için aktif şekilde çalıştıklarını belirttiler. Bu yapılar arasında Stari Slankamen'deki Aziz Nikola Kilisesi ve Yeni Pazar’daki Petrova Kilisesi yer alıyor. "Petrova Kilisesi’ndeki çalışmalar için onay, bizzat Kültür Bakanlığı tarafından verildi ve ICOMOS’un olumlu görüşüyle desteklendi." dediler.

Finansman sorunları ve diğer kurumların sorumluluğuna da dikkat çekildi; Caričin Grad örneği gösterilerek, "Bu proje, devlet projesi olarak ilan edilmesine rağmen, Bakanlık’ta onay alamadığı için ayrılan fonların %70’inden fazlası bütçeye iade edildi." şeklinde açıklama yapıldı.

Bakan’ın koruma hizmetinin "yenilenmediği" ve "komünizmin bir kalıntısı" olduğu yönündeki sözlerine, çalışanlar, Kültür Bakanlığı’nın da aynı sistemin parçası olduğunu ve yıllarca gündeme getirilen birçok reform önerisinin yok sayıldığını, aynı zamanda çalışan sayısının azaltıldığı ve iş yükünün arttığını vurguladılar. "Kültürel miras, gelişim için bir kaynak olabilir, ancak yok edilmesi ve siyasi baskılar bu sürecin parçası olamaz." denildi.

Son olarak, diğer kültürel kurumlardan meslektaşlarına, mesleği ve kültürel mirası savunma çağrısı yapıldı. "Kurumlar, devletin ve vatandaşların çıkarlarına hizmet etmelidir; bireylerin veya grupların çıkarlarına değil." şeklinde sonlandırdılar.