Son birkaç haftadır, yatırım altınının fiyatı ani bir düzeltme yaşayarak önemli sayıda yatırımcıyı şaşırttı. Ortadoğu'daki jeopolitik koşullar nedeniyle beklenen fiyat artışı gerçekleşmedi. Tavex Altın ve Gümüş uzmanı Georgi Hristov, bunun nedeninin altının kendisinde değil, piyasaların kısa vadede davranış biçiminde yattığını belirtti. Hristov, insanların kriz anında altının hemen yükseleceğini beklediğini vurguladı. Ancak gerçekte piyasaların fazlar halinde hareket ettiğini ve bu fazların, sürdürülebilir bir yükseliş trendi başlamadan önce genellikle ilk düşüşe yol açtığını açıkladı. Bu hareketin arkasındaki mekanizmanın tutarlı olduğunu belirten Hristov, jeopolitik gerilimlerin petrol fiyatlarını artırdığını, bunun da enflasyonist baskıları yükselttiğini kaydetti. Bu durumun, faiz oranlarını yüksek seviyede tuttuğunu ve tahvil getirilerini artırdığını aktardı. Sonuç olarak, sermayenin bir kısmının Amerikan dolarına ve getiri sağlayan varlıklara yönlendirildiğini ifade eden Hristov, bu fazda altının geçici olarak ivme kaybettiğini ancak uzun vadeli rolünün değişmeden kaldığını bildirdi. Hristov, bunun yeni bir model olmadığını, en net örneklerden birinin 1970'li yıllardan geldiğini aktardı. 1973'te OPEC ülkelerinin petrol üretimini kısıtladığını ve ABD'ye ambargo uyguladığını belirten Hristov, birkaç ay içinde petrol fiyatının varil başına yaklaşık 3 dolardan 12 dolara, yani dört katına çıktığını kaydetti. Altının hemen güçlü bir şekilde yükseleceğinin sezgisel olarak beklenebileceğini ancak bunun gerçekleşmediğini vurgulayan Hristov, ilk fazda altının aslında düştüğünü ifade etti. Bunu takip eden süreçte ise tamamen farklı bir dinamik yaşandığını belirten Hristov, sonraki iki yıl içinde altının yaklaşık yüzde 150 arttığını, 1971 ile 1980 arasındaki tüm dönemde ise yükselişin yaklaşık yüzde 2.300'e ulaştığını aktardı. Benzer bir modelin bugün de yaşandığını açıklayan Hristov, yatırımcıları şaşırtan başlangıçtaki bir tepkinin ardından, çoğu zaman fark edilmeyen uzun vadeli bir hareketin geldiğini belirtti. Hristov, her büyük döngünün bir belirsizlik noktasında başladığını, bu noktada piyasanın bir kısmının ne olduğunu anlamadığı için satış yaptığını kaydetti. Fiyatın neden düştüğünü ve döngünün neresinde olunduğunu ayırt etmenin anahtar olduğunu vurgulayan Hristov, altın piyasasının genellikle panik, absorpsiyon, yapısal talep ve yeni zirveler gibi birkaç önemli fazdan geçtiğini bildirdi. Hristov, şu anda absorpsiyon fazında olunduğunu, bu dönemde fiyatların baskı altında olduğunu ve birçok yatırımcının korkuya dayalı kararlar verdiğini belirtti. Bu durumun, küresel ekonomide artan yapısal riskler bağlamında yaşandığını kaydeden Hristov, ABD ulusal borcunun zaten 39 trilyon doları aştığını ve tarihte eşi benzeri görülmemiş bir hızla artmaya devam ettiğini, bunun da para birimlerinin istikrarı konusunda uzun vadeli endişelere yol açtığını aktardı. Aynı zamanda, merkez bankalarının net altın alıcısı olmaya devam ettiğini ve bunun temel talebin güçlü kaldığını gösterdiğini vurguladı. Hristov, altının hızlı kazanç aracı olmadığını, değer koruma aracı olduğunu vurguladı. Volatilite dönemlerinin, yatırım ile duygusal karar verme arasındaki farkın belirginleştiği anlar olduğunu kaydetti. Mevcut küresel değişimlerin boyutları göz önüne alındığında, uzun vadeli bakış açısının değişmeden kaldığını belirten Hristov, altının bu döngünün sonunda ons başına 10.000 dolarlık psikolojik seviyeyi aşmasının muhtemel olduğunu açıkladı.