Kuzey Avrupa ve Baltık ülkeleri dışişleri bakanları, Belçika tarafından da desteklenen, hava sahası ihlallerine yönelik "açık Rus dezenformasyon ve yanlış suçlama kampanyasını" ortak bir açıklama ile kararlılıkla reddetti. Bu açıklama, Rusya'nın Birleşmiş Milletler (BM) Büyükelçisi'nin Ukrayna'nın Letonya ve diğer Baltık ülkeleri topraklarından askeri dronlarla saldırı başlatmayı planladığına dair bilgilere sahip olduklarını belirtmesinin ardından geldi. Rusya'nın BM Büyükelçisi, NATO üyeliğinin bu ülkeleri misillemeden korumayacağı konusunda uyarıda bulunmuştu. Bölgesel liderler, Avrupa Birliği ve NATO, Rusya'nın bu tür iddialarını defalarca ve şiddetle yalanlamıştı. Estonya Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ortak açıklamada, bakanlar Rusya'nın Letonya ve bölgedeki diğer ülkelere yönelik güç kullanma tehditlerini şiddetle kınadıklarını vurguladı. Bakanlar, NATO hava sahasını ihlal eden son insansız hava aracı (İHA) olaylarının, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşının doğrudan bir sonucu olduğunu da kaydetti. Rusya'nın yasa dışı savaşından dikkati dağıtmaya ve NATO müttefiklerini korkutmaya çalıştığını belirten bakanlar, bu davranışın derhal durması gerektiğini aktardı. Amerikalı Senatör Marco Rubio da, Rusya'nın Baltık ülkelerinin Ukrayna ile dron saldırılarında işbirliği yapacağı yönündeki tekrarlanan iddialarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Rubio, Rusya'nın bu kampanyasını, defalarca yalanlanmasına rağmen, "gerilimin tırmanma korkusu" nedeniyle "endişe verici" olarak belirtti. Rubio, "Bu ülkelerin kendilerini tehdit altında hissetmelerini anlıyoruz ve bunun açık nedenleri var. Bu endişe verici, çünkü böyle bir durumun daha büyük bir şeye dönüşme potansiyeli her zaman mevcut" şeklinde açıkladı. ABD'nin durumu "yakından takip ettiğini" ve bu konuda NATO ile "temasta olduğunu" da vurguladı. "Endişeliyiz çünkü bunun gerçekten çok daha kötü bir şeye yol açabilecek daha geniş bir çatışmaya yol açmasını istemiyoruz" sözleriyle kaydetti. Baltık ülkeleri, Ukrayna'daki savaşın sona ermesi veya donması sonrası olası bir Rus saldırısı korkusuyla savunmalarını hızla güçlendiriyor. Estonya, Letonya ve Litvanya, Rusya ve Belarus ile yaklaşık 1.000 kilometrelik sınır boyunca "Baltık Savunma Hattı" inşa ediyor. Plan, beton sığınaklar, siperler, tanksavar hendekleri, mühimmat depoları ve lojistik barınaklar içeriyor. Tahminler inşaatın on yıl sürebileceğini gösterse de, Baltık yetkilileri bu kadar zamanları olmayabileceği konusunda uyarıyor. Artan güvenlik tehdidi nedeniyle Baltık ülkeleri, Polonya ve Finlandiya ile birlikte, anti-personel mayınları yasaklayan uluslararası anlaşmadan çekilme kararı aldı. Litvanya ise misket bombası anlaşmasından da ayrıldı. Mesajları, NATO'nun doğu kanadını savunmak için tüm imkanlara sahip olmak istediklerini vurguladı. Litvanyalı yetkililer, Rusya'nın altı ay içinde komşu ülkelere karşı yerel bir savaş, iki yıl içinde Baltık Denizi bölgesinde bölgesel bir savaş ve beş yıl içinde ABD'nin katılımı olmadan Avrupa'da büyük ölçekli bir savaş başlatabileceğini değerlendirdi. NATO, Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin ardından Baltık savunmasına yaklaşımını değiştirerek, topraklarının her santimini savunacağını açıkladı. Baltık ülkelerinde halihazırda çok uluslu NATO kuvvetleri konuşlandırılmış durumda, ancak Estonya, Letonya ve Litvanya stratejik derinlikleri olmadığından ve hızlı bir Rus ilerlemesinden korktuklarından daha güçlü ve kalıcı bir varlık talep ediyor. Yeni savunma hattının amacı, Maginot Hattı'na benzer statik bir tahkimat değil, işgali yavaşlatacak ve Rus kuvvetlerini durdurulması daha kolay alanlara yönlendirecek esnek bir sistem olması gerektiği belirtildi. Baltık ülkeleri, konvansiyonel saldırı tehdidinin yanı sıra, denizaltı kablo sabotajları, siber saldırılar ve dezenformasyon dahil olmak üzere Rusya'dan gelen hibrit baskılarla da karşı karşıya. Polonya, paralel olarak iki milyar avroluk kendi "Doğu Kalkanı"nı inşa ederken, Litvanya özellikle Suwalki Koridoru ve Kaliningrad'ın savunmasızlığı konusunda uyarıyor. Finlandiya ve İsveç'in NATO'ya girişi bölgenin stratejik konumunu iyileştirmiş olsa da, Baltık yetkilileri hala bunun zamana karşı bir yarış olduğunu aktardı.