MaÄarska, Viktor Orban'ın iktidardan ayrılmasından sadece birkaç ay sonra dış politikasında en dramatik değişimlerden birini gerçekleştirdi - yeni hükümet, Rusya ile olan ilişkilerini yeniden yapılandırıyor. Bu durum özellikle dikkat çekici: MaÄarska, Rusya ile yakın ilişkilere sahip olan tek Avrupa Birliği üyesi olarak görülüyordu. Orban'ın Putin'e karşı tutumu, "Putin'in kuklası" veya "Kremlin ajanı" gibi lakaplarla eleştirilmişti.
Orban döneminde, Moskova ile ilişkilerdeki bu yakınlık, Avrupa Birliği ve NATO içinde güvenlik riski olarak görülüyordu. 2026 yılı ilkbaharında ortaya çıkan bilgiler, eski MaÄars diplomat Peter Sijarto'nun Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'a AB toplantılarından gizli bilgiler aktardığını gösterdi.
Mayıs başında Peter MaÄar başbakanlığa geldi ve durum tamamen değişti. Orban'dan farklı olarak, MaÄar Rusya'nın Ukrayna'ya karşı saldırısını defalarca sert bir şekilde kınadı ve hükümeti Rusya'yı MaÄarska'nın ulusal güvenliği için bir tehdit olarak resmen ilan etti.
8 Eylül'de Dışişleri Bakanlığı, Rusya büyükelçiliğinden 10 diplomata atarak "Viyana Antlaşması'nın diplomat ilişkileri hakkındaki hükümlerini ihlal etmekle" suçladı.
Dışişleri Bakanı Anita Orban (eski Başbakan Orban ile akraba değil), ayrıntıları açıklamadı, ancak bu tür bir ifade genellikle diplomatik kadroların aslında casusluk yapan kişiler olduğunu düşündüğünde kullanılıyor.
Orban, MaÄarska'nın güvenliği ve egemenliğinin korunması için bu kararı aldığını belirtti, ancak Moskova ile tam kopuş istemediğini vurguladı. "İki tarafın karşılıklı saygısı ve kurallar çerçevesinde devam eden bir diyalog istiyoruz" dedi.
Bu karar, MaÄarska'nın Rusya politikasına yönelik 180 derece bir dönüşü temsil ediyor ve 1989-1990 yıllarındaki Sovyetler Birliği'nin çöküşünden bu yana Budimpeşta'nın Moskova'ya karşı aldığı en sert diplomatik adımlarından biri.
Güvenlik uzmanı Peter Tarjani, bu kararın sadece bir diplomatik anlaşmazlık değil, ciddi bir istihbarat meselesi olduğunu söyledi. MaÄar, bu adımla Batı müttefiklerinin güvenlik politikalarına geri dönüyor.
Rusya Politikası Uzmanı AndraÅ¡ Rac, MaÄarska'nın son yıllarda diğer AB ülkelerine kıyasla Rusya ile olan ilişkilerinde daha yumuşak bir tutum sergilediğini ve bu kararın "AB ve NATO müttefiklerine karşı borçlu olduğu" bir adım olduğunu söyledi.
DW, Orban hükümetinin Rusya'nın Ukrayna'yı işgaline karşı hiçbir zaman tam olarak eleştiri getirmediğini ve eski Başbakan'ın son yıllarda savaş sorumluluğunu Kiev ve Batı'ya atmaya çalıştığını hatırlatıyor.
Orban'ın prorusu politikası, 2010 yılındaki iktidara gelmesinden beri devam etti. Orban sıklıkla MaÄarska'nın Rus enerji kaynaklarına olan bağımlılığını savundu. Ancak hükümetin iddia ettiği gibi MaÄarska'nın bu politikadan dolayı daha uygun fiyatlı Rus gazı aldığına dair birçok soru işareti vardı.
Rusya ile ortaklaşa PakÅ¡ Nükleer Santrali'nin inşa edilmesi, MaÄarska için uzun vadeli mali bir yük oluşturuyor. Orban'ın politikasının en ciddi sonuçları ise ulusal güvenlik alanında görüldü.
Rus istihbarat servisleri 2016 yılına kadar MaÄarska'daki aşırı sağcı gruplarla bağlantılı olarak faaliyet gösterdi. Rus istihbarat servisleri, 2012 yılından beri MaÄarska Dışişleri Bakanlığı ve diğer devlet kurumlarından büyük miktarda veri topladı, ancak bu durum o dönemde resmi bir tepkiyle karşılanmadı.
MaÄarska 2019 yılında Rusya ile bağlantılı olan Uluslararası Yatırım Bankası'nın merkezini ülkeye taşıdı. Bu bankanın "casus bankası" olarak anılması nedeniyle ABD tarafından uygulanan yaptırımlar sonucunda 2023 yılında ülkeyi terk etti.
Araştırmacı SabolÄ Panji, MaÄarska'yı Rus istihbarat servislerinin lojistik merkezi ve başlangıç noktası olarak tanımladı ve bu durumun sadece MaÄarska'yı değil tüm bölgeyi tehdit ettiğini uyarıyor.
Orban'ın prorusu politikası zamanla MaÄarslılar arasında giderek artan bir rahatsızlığa yol açtı. Peter MaÄar'ın açıkça pro-Avrupa ve pro-Batı tutumu, Tisa partisinin seçim zaferinde önemli bir faktör oldu.
2026 ilkbaharında yapılan mitinglerde Avrupa Birliği bayrakları dalgalanırken, "Ruslar gidin!" sloganı yankılanıyordu. MaÄar ve ekibi, ülkenin yeri Avrupa'da olduğunu ve Moskova ile sadece pratik ve sınırlı ilişkiler kurulması gerektiğini savunuyor.
Ancak bu dönüşün hızı ve şiddeti bazı uzmanları bile şaşırttı. Eski MaÄars istihbarat görevlisi AndraÅ¡ TelkeÅ¡, bu kadar sayıda diplomata atmanın Rusya'nın MaÄarska'daki varlığının ne kadar derin olduğunu gösterdiğini söyledi. Bu adım, AB müttefiklerine güven kazandırabilir ancak Moskova ile ciddi bir çatışmaya yol açabilir.
"İki veya üç kişiyi atmak bir sinyal olurdu. Onu atmak savaş anlamına gelir" dedi TelkeÅ¡.
Rusya'nın tepkisi hemen geldi. Rus Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, "Budimpeşta'daki rusofobik lobi"nin ilişkileri kötüleştirdiğini ve Moskova'dan "sert ve acımasız" bir yanıt geleceğini söyledi.
Rus Devlet Duması üyesi Andrej Kolesnik, Rusya'nın MaÄarska'ya gaz tedarikini durdurmayı düşünebileceğini belirtti. Bu senaryo, Peter MaÄar'ın enerji politikası açısından ilk büyük testini oluşturacak.
Yeni Dışişleri Bakanı Anita Orban, Rus enerji politikasına ve enerjinin siyasi baskı aracı olarak kullanılmasına dair uzmanlık sahibi. 2007 yılında "Rus Enerji Politikası ve Orta Avrupa" üzerine doktora derecesi aldı ve bir yıl sonra "MoÄ, Enerji ve Yeni Rus İmparatorluğu" adlı kitabı yayınladı.
MaÄarska'nın enerji politikasında yaşanacak bu ilk büyük çatışma, Viktor Orban döneminde Rusya ile olan ilişkilerde belirlenen yeni bir dönem için önemli bir dönüm noktası olabilir.