Macaristan'da 12 Nisan'da yapılacak kritik parlamento seçimlerinden sadece on gün önce, Başbakan Viktor Orban hükümeti benzeri görülmemiş bir uluslararası skandalın merkezine yerleşti. Dışişleri Bakanı Peter Szijjártó'nun Rus yetkililerle yaptığı görüşmelere ait sızdırılan ses kayıtları ve yazılı dökümler, Budapeşte'nin sadece Moskova ile "gizlice anlaşmakla" kalmayıp, aynı zamanda Avrupa Birliği içinde Kremlin için önemli bir muhbir olarak görev yaptığını ortaya koyan şok edici detayları aktardı. Avrupa'nın yaptırımlar ve güvenlik sorunlarıyla mücadele ettiği bir dönemde, araştırmacı gazeteciler konsorsiyumu tarafından yayımlanan konuşma kayıtları, Szijjártó'nun farklı bir profilini ortaya koydu. Ağustos 2024'e ait olduğu belirtilen bir konuşmada, Macaristan Dışişleri Bakanı Peter Szijjártó'nun Sankt-Peterburg ziyaretinin ardından Rus Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'a "Yanlış bir şey mi söyledim?" diye neredeyse korkmuş bir tonda sorduğu kaydedildi. Diyalogun bir anında Szijjártó, Lavrov'a AB Dışişleri Konseyi toplantısından bahsederken "Ve bu delilikti, biliyorsunuz, (dönemin Litvanya Dışişleri Bakanı Gabrijelius) Landsbergis her füzenin ve her merminin yüzde 12'sine katkıda bulunduğumuzu söylediğinde" ifadelerini kullandı. Szijjártó, buna cevaben "Dostum, yanılıyorsun, çünkü Avrupalılar çok daha fazlasına katkıda bulunuyor. Rusya'dan gaz ve petrol satın alan sadece Slovaklar ve biz değiliz; hepiniz Hindistan ve Kazakistan aracılığıyla aynı şeyleri onlardan alıyorsunuz" şeklinde belirtti. Daha da skandal yaratan ifade, Szijjártó'nun konuşmalardan birini bitirdiği iddia edilen "Her zaman emrinizdeyim" cümlesi oldu. Soruşturma iddialarına göre, Macar bakanın AB içindeki gizli görüşmeleri düzenli olarak Rusya'ya bildirdiği ve kararlar alınmadan önce Ruslara "içeriden" bilgiler sağladığı vurgulandı. Macaristan Başbakanı Viktor Orban, son 16 yılın en zorlu mücadelesiyle karşı karşıya bulunuyor. Kamuoyu anketleri acımasız sonuçlar gösterirken, bu skandalın Fidesz partisi için en kötü zamanda yaşandığı kaydedildi. Orban'ın ana rakibi Peter Magyar ve Tisa partisi, şu anda kararsız seçmenler arasında yaklaşık yüzde 10 ila yüzde 20 farkla anketlerde önde gidiyor. Macaristan'ın Başbakanı Orban'ın bu skandalı "vatana ihanet" olarak tanımladığını ve acil soruşturma çağrısı yaptığını aktaran Magyar, Orban'ın Macar egemenliğini ucuz gaz ve Rus çıkarları karşılığında sattığını belirtti. Macaristan Başbakanı Orban'ın şimdiye kadarki kampanyasının "Barış ve Güvenlik" sloganına dayandığı bildirilmişti. Ancak bu kayıtların, Macaristan'ı emir alan bir vasal olarak göstererek bu anlatıyı doğrudan çürüttüğü vurgulandı. Bu durumun, Budapeşte'nin Batı'nın geri kalanından izole edilmesinden bıkmış binlerce kararsız vatandaşı sandık başına çekebileceği de belirtildi. Macaristan Dışişleri Bakanı Szijjártó, görüşmelerin içeriğini yalanlamazken, "yabancı istihbarat servislerini" hedef aldığını aktardı. Savunmasında, seçimleri etkilemek amacıyla "Batı'nın güç merkezleri" tarafından dinlendiğini açıkladı. Ancak, sıradan bir Macar seçmenin "kötü CIA" hikayesine mi tepki vereceği, yoksa kendi bakanının Moskova'ya karşı itaatkâr tonundan mı şok olacağı konusunda soru işaretleri bulunduğu kaydedildi. Macaristan Başbakanı Orban için en büyük tehlike, vatandaşların bu tür skandallar nedeniyle Macaristan'ın AB fonlarından tamamen mahrum kalacağı, hatta Brüksel'de oy hakkını bile kaybedeceği korkusudur. Muhalefetin, "Ya Avrupa, ya Putin'in eyaleti" mesajını ustaca kullandığı belirtildi. Eğer Macaristan Başbakanı Orban, "Macaristan'ın Watergate'i" olarak adlandırılan bu durumu önümüzdeki on gün içinde etkisiz hale getiremezse, 12 Nisan'ın, bölgenin en uzun süre görev yapan liderlerinden birinin, on beş yıllık mutlak iktidardan sonra muhalefete gönderildiği tarihi bir gün olarak kayda geçebileceği belirtildi. Orban'ın elinde son bir kozun kaldığı; kendi tasarladığı seçim yasası olduğu, ancak bunun bile harekete geçen memnuniyetsizlik çığının karşısında kendisine yardımcı olamayabileceği vurgulandı.