Macaristan'da bugün düzenlenen parlamento seçimlerinin, hem bu ülke hem de Avrupa bloğunun geleceği için "mutlak bir dönüm noktası" olarak görüldüğü belirtildi. Belçika'dan daha az nüfusa sahip olan ve GSYİH'si Avrupa Birliği'nin brüt yurt içi hasılasının ancak yüzde birine ulaşan Macaristan'daki bu seçimlerin büyük önem taşıdığı kaydedildi. Bugün gerçekleşen kilit seçimlerde, Avrupa şüphecisi milliyetçi Başbakan Viktor Orban ve partisi Fides'in ana rakibi olarak Peter Macar ve merkez sağ muhalif Tisa partisi gösterildi. Anketler ve Polimarket platformundaki bahisler, ülke içinde olayların yakın zamanda dramatik bir şekilde değişebileceğini aktardı. Avrupa Halk Partisi (EPP) üyesi Andrej Kovačev, "Bu oylama mutlak bir dönüm noktası. Orban'ı devirmek AB'nin geleceği için çok önemli" açıklamasında bulundu. Economist gazetesi ise Macaristan'ın Rubik Küpü ve tükenmez kalemi icat etmesi nedeniyle değil, Orban'ın demokratik olarak seçilmiş bir liderin demokrasiyi ve hukukun üstünlüğünü nasıl baltalayabileceğinin bir modelini sunması nedeniyle önemli olduğunu kaydetti. Amerikalı MAGA Cumhuriyetçileri ve diğer popülist milliyetçiler için Orban, sınırların, geleneklerin ve Hristiyanlığın savunucusu olarak bir model teşkil etti. ABD Başkanı Donald Trump Orban'ın gücünü överken, Başkan Yardımcısı J.D. Vance seçimler öncesinde Budapeşte'ye gelerek "dostu Orban" ile görüştüğünü belirtti. Ancak Macaristan içinde Orban'ın iktidarının halk arasında popüler olmadığı; birçok kişinin bunu baskıcı, yozlaşmış ve değişime hazır olarak gördüğü aktarıldı. Orban'ın görev süresi boyunca büyüyen seçmenlerin, muhalefete desteği artıran önemli bir grup olarak öne çıktığı belirtildi. Hatta bazı gençlerin, 16 yıldır iktidarda olan mevcut başbakanın yeniden seçilmesi halinde ülkeyi terk edeceklerini dile getirdiği kaydedildi. Sosyolog Daniel Oroş, Reuters'a yaptığı açıklamada, "Fides gençleri artık anlamıyor" ifadesini kullanarak, öğrencilerin özellikle önemli bir demografik grup olduğunu ve birleşik bir blok olarak oy kullanmaları halinde herhangi bir partiyi %5'lik seçim barajının üzerine çıkarabileceklerini vurguladı. Rusya'nın komşu Ukrayna'yı 2022'deki işgalinden sonra Macaristan'dan ayrılanların sayısında keskin bir artış yaşandığı aktarıldı. Bu durumun özellikle Macar ekonomisini olumsuz etkilediği ve AB'deki en güçlü enflasyon dalgasını tetiklediği belirtildi. Sosyologlar bu durumu kısmen, Birlik'in daha yoksul üyelerinden biri olan Macaristan'daki perspektif eksikliğiyle açıkladı. Bazı genç Macarlar için yaklaşan seçimlerin bir dönüm noktası olduğu ifade edildi. 18 yaşındaki Tamara Pohli, Reuters'a verdiği demeçte, "Fides'e oy veren veya değerlerini destekleyen insanların çoğunlukta olduğu bir ülkede yaşamak istemem" diyerek, Orban'ın iktidarda kalması halinde eğitiminden sonra yurt dışına taşınacağını dile getirdi. Orban, 25 yaş altı gençler için gelir vergisini kaldırmış ve gençlerin ilk konutlarına daha kolay sahip olmalarına yardımcı olmak amacıyla %3 faizli sübvansiyonlu konut kredisi programı başlatmıştı. Ancak Mediana anketine göre Fides bugün 18-29 yaş arası seçmenlerin sadece %8'inin, Zavecz Research'e göre ise daha geniş 18-39 yaş grubunda %22'sinin desteğini aldı. 21 yaşındaki aşırı sağcı Vatanımız Partisi destekçisi Zsolt István Zöldi, Reuters'a yaptığı açıklamada, Fides'in gençler arasında "huysuz, yozlaşmış ve değişime kapalı yaşlı bir grup" olarak algılandığını belirtti. Zöldi, kendisini en çok endişelendiren konuların kamu hizmetlerinin "felaket durumu", yolsuzluk ve Orban'ın geleneksel medya üzerindeki hakimiyeti olduğunu vurguladı. Orban'ın 2010'da iktidara gelmesinden bu yana denge ve denetleme mekanizmalarını kademeli olarak ortadan kaldırdığı, yargıyı işlevsiz hale getirdiği, bürokrasiyi sadık kişilerle doldurduğu ve neredeyse her bağımsız kurumu yavaş yavaş ele geçirdiği aktarıldı. Macaristan'ın bugün AB içinde en az özgür ve en yozlaşmış ülke olduğu kaydedildi. Aynı zamanda Rusya'ya en yakın ülke konumunda olan Macaristan'ın, hem ABD Başkanı Trump hem de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından desteklenen Orban'ın, yıllardır AB müttefikleri için Rusya yanlısı tutumları nedeniyle bir sorun teşkil ettiği vurgulandı. Orban'ın son zamanlarda Ukrayna'ya 90 milyar avroluk bir krediyi bloke ederek Brüksel'i öfkelendirdiği aktarıldı. Ayrıca "Moskova'nın yıllardır her AB toplantısında masada oturduğu" iddiaları da ortaya atıldı. Orban ile Putin arasında sızdırıldığı iddia edilen gizli bir görüşmenin de bu durumu pekiştirdiği belirtildi. Medyanın çoğu devletin veya Orban'ın müttefiklerinin kontrolünde olduğu ve seçmenlerin muhalefet zaferinin Macarların Ukrayna'da ölmeye gönderilmesi anlamına geleceğinden sürekli korkutulduğu ifade edildi. Anketlere rağmen seçimlerin sonucunun belirsizliğini koruduğu kaydedildi. Muhalefetin büyük bir çoğunluk kazanması halinde Orban'ın sonuçlara itiraz etmesinin daha zor olacağı belirtildi. Çoğunluğu kaybetse bile sorun yaratmaya devam edebileceği aktarıldı. Economist gazetesi, yeni bir hükümetin "Orbanizm"in devlet üzerindeki hakimiyetini çözmek gibi zorlu bir görevle karşı karşıya kalacağını vurguladı.