Pazar günkü seçim zaferinin ardından Macaristanlı muhalif siyasetçi Peter Mađar, daha önce kampanya süresince hiç davet edilmediği kamu medyasına bu sabah konuk oldu. Mađar, Kossuth Radyosu ve M1 televizyonundaki gergin geçen iki röportajda kamu medya kuruluşu MTVA'yı propaganda yapmakla suçlayarak, hükümet kurulduktan sonra bu medya organının haber servisini kapatacaklarını belirtti. Mađar, MTVA genel merkezine en son 2024 sonbaharında gittiğini aktardı. Bu sabahki yayını, cuma günleri genellikle Viktor Orban'a ayrılan 7:30'da Kossuth Radyosu'nda başladı, ardından 8:10'dan itibaren M1 televizyonunda canlı yayına katıldı. Her iki konuşma da son derece gergin bir tonda geçti; Mađar, MTVA'nın kendisine karşı yürüttüğü propagandadan şikayet ederken, sunucular ise kendilerine propagandacı denmesine itiraz ettiğini 444.hu bildirdi. Radyo röportajının ilk dakikalarında kamu televizyonu genel merkezinde aynı retoriğin devam edeceği netleşirken, Mađar'ın sert ve çatışmacı açılış monologu bu durumu pekiştirdi. Mađar, "Buraya en son bir buçuk yıldan fazla bir süre önce, 26 Eylül 2024'te gelmiştim ve tekrar girebilmek için 3,3 milyondan fazla kişinin eşi benzeri görülmemiş desteği gerekti. İktidar partisi benzeri görülmemiş bir yenilgi yaşadığından beri, buradaki bazıları bunun özgür bir medya olduğunu iddia etmeye çalışıyor. Buna rağmen, hükümeti kurduktan sonra atacağımız ilk adımlardan biri, bu propaganda medyasının haber servisini ortadan kaldırmak olacak," diye açıkladı. Bu konunun kişisel bir mesele olmadığını, her Macar vatandaşının gerçeği yansıtan bir kamu hizmeti alma hakkı olduğunu vurguladı. MTVA'nın "hükümetin savaş çılgınlığına hizmet ettiğini, çocuklar ve yaşlılar arasında korku yaydığını" aktardı ve bunun sonuçları olması gerektiğini vurguladı. Yeni bir medya yasasına ve yeni bir medya konseyine ihtiyaç duyulduğunu belirten Mađar, hükümetin propaganda medyasında "Goebbels'in veya Kuzey Kore liderinin bile tüm on parmağını yalayacağı türden bir propaganda yapıldığını" kaydetti. Sunucu, Viktor Orban ile yapılan önceki röportajlara kıyasla alışılmadık bir şekilde sert tepki gösterdi. Mađar'ın monologları sırasında "Bir gazeteci olarak medya özgürlüğü adına soru sorabilir miyim?" gibi sorularla sözünü kesti. Ayrıca, "Bu evi sürekli aşağılıyorsunuz, sizi 600 bin kişi dinliyor," diyerek suçlamalara karşı çıktı ve stüdyodaki konukların yalan söylemesi halinde kendilerinin suçlu olmadığını belirtti. Mađar, "Medya özgürlüğünün bu odada birdenbire bu kadar önemli olmasına sevindim," diye yanıt verdi ve kamu medyası çalışanlarının bu yalanlar söylenirken hiç kimsenin sözünü kesmediğini hiç duymadığını aktardı. Söz alabildiğinde sunucu, Mađar'a AB fonlarını nasıl geri almayı planladığını sordu. Mađar dört madde saymaya başladı ancak sunucu onu tekrar kesmeye çalıştı. Mađar, bir noktada "Burada bir tür günah keçisi olduğumu hissediyorum. Beni 600 bin kişi dinliyor, dinleyicilere hitap edin," derken, sunucu ise "33 yıldır gazeteciyim, neden bana sürekli saldırıyorsunuz?" diye şikayet etti. Mađar, partisinin somut bir programı olduğunu ve Fidesz hükümetinin propagandaya harcadığı 600 milyar forintin (yaklaşık 1,6 milyar avro) sağlık gibi alanlarda çok daha iyi kullanılabileceğini bildirdi. Mađar, kamu medyasındaki konuşmasına televizyon stüdyosunda devam etti. Orada da kişisel bir kininin olmadığını ancak "bu yalan fabrikasının hükümet kurulduktan sonra sona ereceğini" tekrar vurguladı. Kendisinin, ailesinin ve iş arkadaşlarının yalanlarla karalandığını aktardı; buna karşılık sunucu, ailesinden bahsedilmediğini belirtti. Mađar, Pazar gününden itibaren basın toplantısının canlı yayınlanması gibi değişiklikler gördüğünü fark ettiğinde, sunucu "Görev icabı size ait olduğu için" diye ekledi. Mađar, Tisza partisinin hükümetinin AB fonlarına erişim için dört koşulu yerine getireceğini tekrar belirtti: Avrupa Kamu Savcılığı Ofisi'ne katılmak, soruşturma organlarının bağımsızlığını geri kazanmak, Macar medyasının bağımsızlığını ve özgürlüğünü geri getirmek ve hukuka aykırı devlet desteğiyle yapılan propagandayı durdurmak. Hükümetin "alçakça, yalancı propagandaya" yılda 600 milyar forint harcadığını bir kez daha vurguladı. Dördüncü söz olarak akademik özgürlüğün ve üniversite özerkliğinin geri getirilmesini kaydetti.