Haritadan silinişinin üzerinden bir asırdan fazla süre geçmesine rağmen, güçlü Avusturya-Macaristan ruhu yeniden Orta Avrupa üzerinde dolaşıyor. Budapeşte'yi sarsan seçim zaferinin ardından, müstakbel Başbakan Peter Mađar, başta Avusturya ve Hırvatistan olmak üzere komşularla daha sıkı bağlar kuracağını bildirdi. Bu açıklamayla Batı medyası derhal "imparatorluğun yeniden canlanması" söylentilerini aktardı. Bu siyasi fırtınanın ardında neyin yattığı ve Macaristan'ın yeni siyasi rotasının ne olabileceği, "Blic TV"nin sabah programı "Jutru na Blic"te tarihçi Dr. Igor Vukadinović ve Avrupa Çalışmaları Enstitüsü araştırmacısı Petar Ćurčić tarafından açıklandı. Her ne kadar "yeni Avusturya-Macaristan" haberi bomba etkisi yaratsa da, tarihçi Dr. Igor Vukadinović, Peter Mađar'ın Viktor Orban'a kıyasla dış politikada ciddi bir değişim yaptığını, ancak monarşinin yeniden kurulmasının söz konusu olmadığını belirtti. Dr. Vukadinović, "Bu, medya açısından çekici bir başlık olsa da, onun söylediklerine tam olarak dayanmıyor. O sadece Avusturya ve Macaristan'ın ortak bir devleti paylaştığını kaydetti ve genel olarak açıklaması Avusturya'ya olumlu yöndeydi. Örneğin Sırbistan ve Slovakya ile ilgili açıklamalarının aksine, Orban dönemindeki retoriği tamamen değiştirerek Avusturya ile ilişkilerin geliştirilmesini savundu" ifadelerini aktardı. Vukadinović, Mađar'ın Hırvatistan ile de iş birliği istediğini, Orban döneminde Zagreb ile ilişkilerin bozulmasını "tarihi bir suç" olarak nitelediğini vurguladı. O, "Deneyimler, çatışmaların çok kolay ortaya çıktığını ve bu ülkelerin dağıldığını gösteriyor. Deneyimler bu konuda olumludan çok olumsuz. Günümüz dünyasında ülkelerin egemenliği büyük bir soru işareti altında ve devletlerin kendi bağımsızlıklarını koruma mücadelesi giderek artıyor" açıklamasında bulundu. Avrupa Çalışmaları Enstitüsü araştırmacısı Petar Ćurčić, Avusturya-Macaristan hikayesinin çok ileri gittiğini ve Mađar'ın cümlesinin bağlamından koparıldığını belirtti. Ćurčić, "Ne Peter Mađar Avusturya-Macaristan'ı yeniden kurmayı planlıyor, ne de bu koşullarda gerçekçi" şeklinde kaydetti. Ancak o, bu eski devletin kültürel ve altyapısal ruhunun, mimari, dil ve mutfak aracılığıyla bölgemizde hala yaşadığını, ancak "büyük ittifak" rolünü bugün Avrupa Birliği'nin oynadığını vurguladı. Ćurčić, "Avrupa Birliği bazen Avusturya-Macaristan'ın olduğundan çok daha bütünleşiktir. Tek bir tarım politikası, kültürel politikada bazı yönergeleriniz var" ifadelerini aktardı. Ayrıca AB çerçevesinden en sert sağcıların bile çıkmak istemediğine değinen Ćurčić, "Hatta sıkça bahsedilen bu sağcılar bile Avrupa'ya entegre oldu. Vatanseverleriniz var ama ne için? Kendi vatanları için değil, Avrupa için vatanseverler. Orban'ın Avusturyalı sağcılar, Çek Babiş ve diğerleriyle kurduğu bir grup var, bunlar Avrupa için vatanseverler. Yani size nasıl söyleyeyim, bu Avrupa çerçevesi hala var ve baktığınızda, Brexit'ten sonra kimse Polonya'nın çıkmasından bahsetmiyor, oysa Polonya'da sağcılar iktidardaydı ve hala iktidardalar" şeklinde açıkladı. Ćurčić'e göre, Macaristan'ın müstakbel başbakanının hedefi imparatorluk değil, pragmatik ekonomi ve Macaristan'ı Avrupa'nın kalbine geri döndürmektir. Ćurčić, "Mađar şimdi biraz rotayı düzeltecek, Macaristan'ı Avrupa kurumlarına geri döndürecek ve o söylemi diğer Avrupa Birliği üye ülkelerine daha yakın, daha güzel ve daha sevimli hale getirecek" iddiasında bulundu ve şu noktanın altını çizdi: "Esas olarak, Mađar'ın politikası muhtemelen Avro Bölgesi'ne girmek olacak. Macaristan'ın forinti var, büyük olasılıkla önümüzdeki yıllarda avroyu benimseyecek veya avronun benimsenmesi için prosedürü başlatacak. Macaristan diğer tüm konularda Avrupa Birliği içinde neredeyse tamamen entegre. Orban'ın Ukrayna konusunda itiraz etmesi, onun politikasıydı. O çıtayı çok yükseltti ve aslında olmayan konuları gündeme getirdi" diye kaydetti.