Nikolas Maduro, Caracas'ta gücünü sıkı bir şekilde elinde tuttuğunu düşünürken, Venezuela'nın kaderi binlerce kilometre uzakta – Doha'daki lüks merkezlerde şekilleniyordu.

Bu gizli görüşmeler, Katar kraliyet ailesinin üst düzey bir üyesinin aracılığıyla gerçekleştirildi. Görüşmelere Maduro’nun yerine, yakın danışmanı ve viceprezidenti Delcy Rodriguez ile onun kardeşi, parlamentonun başkanı Horhe katıldı.

Miami Herald'a ve Latin Amerika'da güçlü bağlantıları olan kaynaklara göre, Delcy Rodriguez geçen yıl Washington ile iletişime geçti ve kendini "daha kabul edilebilir" bir alternatif olarak sundu. Dış politika çevrelerinde "Madurizm ama Maduro'suz" olarak tanımlanan bu plan, mevcut sistemin korunmasını öngörüyordu. Ancak, Maduro'nun hem kendi rejimi hem de uluslararası müzakereciler için bir yük haline gelmesi nedeniyle yerini başka birine bırakması gerekiyordu.

Maduro’nun iç operasyonla uzaklaştırıldığına ve sadece dış baskılarla değil, bunun daha karmaşık bir süreç olduğuna dair şüpheler, Amerikan güçleri tarafından Caracas'ta tutuklanıp ABD'ye getirilmesiyle daha da arttı. Orada narko-terörizmle suçlarla karşı karşıya kaldığı bildirildi. Kolombiya'nın eski viceprezidenti ve Washington'daki eski elçi Francisco Santos Calderón, Maduro'nun içeriden bir ihanetle düşürüldüğünden "kesinlikle emin" olduğunu ifade etti.

Santos, "Ona bir darbe yapılmadı – teslim edildi" diyerek, Delcy Rodriguez’in Maduro'nun yakalanmasını ciddi bir direnç göstermeden sağladığını iddia etti. Tüm unsurlar, Maduro'nun bir kurban rolüne itildiği ve gerçek gücün, en yakın danışmanlarının eline geçtiğini gösteriyor.

Donald Trump, gelişen durum karşısında memnuniyetini gizlemedi. Amerikan Başkanı, ABD'nin geçiş sürecinde Venezuela'nın yönetimini "yürüteceğini" belirtti ve geçici hükümetin başında Delcy Rodriguez'in bulunduğu aktarıldı. Bu sırada, Amerikan petrol şirketlerinin Venezuela'nın petrol sahalarına dönüş hazırlığı içinde olduğu, Washington'un bu konudaki taleplerinden biri olarak öne çıktı.

Daha önce Trump’ın ilk döneminde Amerikan yaptırımları altında kalan Delcy Rodriguez, şimdi pragmatik bir figür olarak ortaya çıkıyor ve uzlaşmaya açık olduğunu gösteriyor. Trump, Rodriguez’in "gerekeni yapmaya istekli" olduğunu belirtirken, yönetim kaynakları kendisinin Maduro ile karşılaştırıldığında "daha profesyonel bir şekilde iş birliği yapılabilecek biri" olarak görüldüğünü aktardı.

Delcy Rodriguez’in biyografisi de bu değerlendirmeyi destekliyor. Hugo Chavez’in iktidara gelmesinin ardından siyasete adım atan Rodriguez, yıllar içinde dışişleri bakanlığı, kurucu meclis başkanlığı ve viceprezidentlik gibi kritik görevlerde bulundu. Son yıllarda, Venezuela'yı krizden çıkarmaya yönelik sınırlı ekonomik liberalizasyonun simgesi haline gelerek iş dünyası elitinin bir kısmından da destek kazandı.

Katar ile olan bağlantıları, Rodriguez’in pozisyonunu daha da güçlendirdi. Doha, Washington ile gizli bağlantılar için doğal bir zemin haline geldi; bu bağlamda istihbarat ve ekonomik iş birliği konularında görüşmeler yapıldı. Aynı kaynaklara göre, Katar aracılık yaparak Rodriguez'i geçiş hükümeti için kullanılabilir iki seçenekten biri olarak önerdi.

Yeni yönetimin son hamleleri, "geçişin" gerçek niteliğine dair şüpheleri artırıyor. Trump, Truth Social platformunda Venezuela'nın petrol gelirlerini yalnızca Amerikan ürünleri için kullanılmasını kabul ettiğini duyurdu – bu, yiyecek ve ilaçtan enerji şebekesi ekipmanlarına kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Rodriguez liderliğindeki yönetimin bu kararı, açıkça Washington'un baskısı altında alındı.

Daha önce, Trump Venezuela'nın ABD'ye 30 ile 50 milyon varil petrol teslim etmeyi kabul ettiğini ve elde edilen gelirin doğrudan Amerikan tarafına aktarılacağını belirtmişti. Delcy Rodriguez, kamuoyundaki konuşmalarında Maduro ve eşinin serbest bırakılması talebini sürdürse de, hükümetinin gerçek adımları, ülkenin Washington’a doğru derin bir kayış yaşadığını gösteriyor.

Bu nedenle Caracas'ta ve bölge genelinde şu soru giderek daha fazla yankı buluyor: Nikolas Maduro'nun düşüşü, uzun süren dış baskının son bir hamlesi mi yoksa rejimin zirvesinden gelen soğukkanlı bir ihanet mi? Artan bulgular, kritik saldırının içeriden geldiğine işaret ediyor ve Delcy Rodriguez, bu anı ve ABD’nin desteğini kullanarak gücü ele geçirdi.