Eski Rus başkanı ve Rusya Güvenlik Konseyi'nin eski üyesi Dmitri Medvedev, NATO'nun Litvanya'yı savunmayacağını öne sürdü. Medvedev, Litvanya'nın nükleer silahların konuşlandırılmasına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme getirmesi üzerine bu tehditte bulundu.
"Litvanija'nın, anladığım kadarıyla, herhangi bir tür silah, özellikle de nükleer silahları dahil olmak üzere, olası dağıtım için kapıları açtığı söyleniyor," dedi Medvedev.
Vilnüs yönetimine yönelik uyarıda bulunan Medvedev şöyle devam etti: "Eğer böyle bir şey olursa ve biz onların hareketlerine karşılık vermek zorunda kalırsak kimse onlara yardım etmeyecektir."
Medvedev, Rusya'nın Litvanya'yı doğrudan saldırmayacağını belirtmese de, Vilnüs'ün nükleer silahlar konuşlandırma olasılığını bir gerekçe olarak gösterdi.
Litvan parlamenteri Temmuz ayında, uzun yıllardır süregelen yasaklamayı kaldıracak anayasal değişiklikler konusunda anlaşmaya vardı. Parlamento Hukuk Komitesi, yedi oy ile iki karşı oyla önermeyi destekledi ve nihai karar gelecek yıl başlarında bekleniyor.
Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda, Avrupa'daki güvenlik durumunun kötüleşmesi nedeniyle politikada değişikliğe gidildiğini belirtti.
"Anayasamız, geopolitik koşulların tamamen farklı olduğu bir dönemde yazılmıştı," dedi Nauseda.
Yasak kaldırılması, Litvanya'da nükleer silahlar konuşlandırılmasının otomatik olarak anlamına gelmez; ancak bu olasılığı yasal olarak ortadan kaldırabilir.
Litvanya'nın coğrafi konumu nedeniyle bu konu özellikle hassas bir durumdur. Ülke Rusya'nın Kaliningrad eksklavası ve Moskova'nın en yakın müttefiki olan Belarus ile sınır komşusudur.
Rusya son yıllarda bölgedeki nükleer varlığını artırmaya devam ediyor. Moskova, 2023 yılında Belarusa taktik nükleer silah konuşlandırdığını duyurdu ve Rusya ile Belarus bu yıl, nükleer silahların kullanılma senaryoları da dahil olmak üzere ortak askeri egzersizler düzenledi.
Medvedev'in NATO'nun Litvanya'yı savunmayacağını söylemesi, onun görüşüdür ve NATO'nun resmi tavrı değildir. NATO'nun 5. maddesi, bir üye ülkeye yönelik silahlı saldırının tüm üyeler üzerinde bir saldırı olarak kabul edilmesini öngörürken, her müttefik ülke, saldırıya uğrayan üyeye yardım etmek için hangi somut adımları atacağına karar verir.
Medvedev son yıllarda özellikle Ukrayna'daki savaşın başlamasından beri Batılı ülkelere karşı keskin tehditlerde bulunmuştur. Aynı zamanda en son açıklamalarında Rusya'nın Avrupa ülkelerini hedeflemeye niyeti olmadığını reddetti.