Amerika Birleşik Devletleri'ne bağlı Imigrasyon ve Gümrük İdaresi (ICE) ajanları, bu ay Minesota’nın Minneapolis kentinde iki Amerikalıyı öldürdü. Olaylar, Başkan Donald Trump yönetiminin yürüttüğü sıkılaştırılmış göçmenlik politikası çerçevesinde gerçekleşti. Yerel yetkililer, ajanların kendilerini savunduğu yönündeki resmi açıklamaları sorgularken, tanıkların ifadelerinin hükümet raporlarıyla çeliştiğini kaydetti.

Minesota eyareti, bu olaylar nedeniyle cezai işlem başlatmayı değerlendiriyor. Ancak federal ajanlar, hizmet görevleri kapsamında gerçekleştirdikleri eylemler nedeniyle eyalet düzeyinde ceza kovuşturmasına karşı imtiyaza sahiptir. Bu imtiyaz, yalnızca eylemlerin federal yasayla yetkilendirilmesi ve zorunlu olması durumunda geçerlidir.

Eğer Minesota eyareti, ajanlara karşı dava açarsa, ajanlar davanın federal mahkemeye aktarılmasını talep edebilir ve imtiyaza itimat edebilir. Eyalet, bu imtiyazı çürütebilmek için ajanların görev sınırlarının dışına çıktığını ve eylemlerinin nesnel olarak makul olmadığını kanıtlamak zorundadır. Eğer hakimin imtiyazı tasdik etmesi durumunda süreç durdurulmuş olur.

Federal savcılar, ölümle sonuçlanan güç kullanımı nedeniyle kamu görevlilerine karşı da dava açma yetkisine sahiptir, ancak kriterler son derece katıdır ve bu tür vakalar nadirdir. Savcılığın, görevlinin eylemlerinin yasadışı olduğunu bildiğini veya anayasal yetkilerini büyük bir kayıtsızlıkla kullandığını kanıtlaması gerekmektedir, bu da mahkemede ispatlaması oldukça zor bir durumdur.

Başkan Trump yönetimi, yangın hızına rağmen, adı geçen ajanların eylemlerini savundu. Minesota yasası, polis memurlarının ölümcül gücü yalnızca kendilerini veya başkalarını ölüm ya da ciddi bedensel zararlardan korumak için gerekli olduğuna dair makul bir değerlendirmede bulunduğunda kullanmasına izin vermektedir.

Benzer bir standart, bir kişinin yaşamı için hemen bir tehdit oluşturduğuna dair makul bir inanç olduğunda ölümcül gücü kabul eden federal yasada da bulunmaktadır.

Ajanlar, federal imtiyaza ek olarak, eylemlerinin Anayasa’ya uygun olduğu, kendilerini savundukları ya da mağdurları yaralama veya öldürme niyetinde olmadıklarını savunarak kendilerini savunabilirler.

Federal görevliler, genellikle, açıkça tanımlanmış anayasal hakları ihlal etmediklerinde, medeni davalardan korunmaktadır. Bu hukuki standart, nitelikli imtiyaz olarak bilinir ve aşırı güç kullanımı suçlamasıyla karşılaşan polis memurları için güçlü bir koruma mekanizması sunmaktadır.

Bununla birlikte, mağdurlar, kamu görevlileri görevlerini yerine getirirken mal veya bedensel zarar verdiklerinde federal hükümete tazminat davası açma hakkına sahiptir. Bu durum, 1946 yılına ait Federal Tazminat Talepleri Yasası'na dayanmakta olup, egemen imtiyaz doktrininin istisnasını oluşturmaktadır.

Bu tür davalarda, davacılar genellikle devlet görevlisinin dikkatsiz veya yasadışı bir şekilde hareket ettiği iddialarında bulunmaktadır. Ancak, hukuki uzmanlar, bu mekanizmanın sınırlı olduğunu ve devlet yetkililerinin yasadışı davranışlarını etkili bir şekilde cezalandırmak için sıklıkla yetersiz kaldığını vurgulamaktadır.

ICE ajansı, 7 Ocak'ta 37 yaşındaki Rene Gud'a aracında bulunduğu sırada ateş açtı. İç Güvenlik Bakanlığı (DHS) tarafından yapılan açıklamada, ajanın "savunma atışları" gerçekleştirdiği ve Gud'un kendisini ezmeye çalıştığı ifade edildi. Ancak, internette dolaşan ve Reuters tarafından doğruluğu onaylanan kayıtlar, resmi açıklamayı sorgular hale getirdi.

24 Ocak'ta gerçekleşen diğer bir olayda, ICE ajanları 37 yaşındaki Alex Preti'yi öldürdü. DHS, Preti'nin ajana bir silah ile yaklaştığını ve silahının zaptedilmesine direndiğini bildirdi. Öte yandan, Reuters tarafından doğrulanan tanık videoları, Preti'nin elinde bir cep telefonu tutarak, ajanlar tarafından yere düşürülen protestoculara yardım etmeye çalıştığını göstermektedir. Minneapolis Polisi Şefi Brian O'Hara, Preti'nin yasadışı bir silah taşımadığını belirtti.