Prof. Vladan Petrova, 2017 yılının Mart ayında, Aleksandar Vučić’in Cumhurbaşkanlığı adaylığına destek veren 650 kamu kişiliğinden biri olarak tanındı. O dönemde N1'e verdiği demeçte, Vučić'in "siyasi tecrübe, iktidar mekanizmalarını bilme, kişisel karakteristikler ve undeniable karizma" gibi niteliklerinin, seçilmesi halinde Sırbistan'ın anayasaya uygun bir Cumhurbaşkanı alacağına dair güvence verdiğini vurguladı.

Ancak, Petrova'nın o dönemde belirttiği kişisel niteliklerin yanı sıra, Vučić'in birkaç ay önce kamuoyuna "Cumhurbaşkanı adayı değilim" demesi dikkat çekti. İlk döneminde Vučić, iktidar mekanizmalarını yalnızca kendisinin otoritesini pekiştirecek şekilde kullanınca, anayasaya saygıyı azaltma ve güçler ayrılığını yerle bir etme konusunda da eylemde bulundu. Özellikle yargının bağımsızlığına yönelik saldırıları dikkat çekti.

Prof. Petrova, 2018'deki bir makalede, "Cumhurbaşkanı birey olarak tüm vatandaşları temsil edemez" şeklinde alışılmadık bir iddiada bulundu. Bu ifadesinin demagojik ve otoriter yönetim mekanizmalarına eğilimli başkanlar için geçerli olduğunu vurguladı. Vučić, ikinci döneminde ve özellikle halk ve öğrenci isyanları sırasında, derin siyasi bölünmeleri artırma çabası içinde oldu. Gençleri, "yabancı beslemeleri" olarak adlandırarak onları damgaladı.

Bütün bunlar, Cuprublikan’nın insan hakları ve özgürlükleri gerçekleşmesine yönelik anayasaya sadık kalması gerektiğine dair yeminine rağmen gerçekleşti. Vučić, "anayasaya uygun bir başkan" tanımına yerel bir versiyonun anlamı ile yaklaşmaya başladı.

Anayasanın bir parçası olan yargı reformlarına ilişkin düzenlemeler, 16 Ocak 2022'deki referandumda onaylandı. Seçim günü Vučić, vatandaşların "demokrasinin, hukukun üstünlüğünün ve bağımsız yargının gelişmesi için oy vereceklerine" inandığını belirtti. Prof. Petrova, bu anayasa değişikliklerini desteklemekte son derece aktif olarak yer aldı.

Ancak, geçmişteki olaylardan gördüğümüz üzere, Vučić'in bağımsız yargı sözlerine ne derece önem atfedilmesi gerektiği ortadadır. Son aylarda artan öğrenci ve protesto eden vatandaşların yargılanması taleplerine dönük tehditler savurduğu görüldü. Başka bir ifadeyle, yargı, Vučić'in işaret ettiği taşkınlıklara karşı sert bir tutum sergileyince, "nelojal" yargıçlar ve savcılar "yolsuzluk çetesi" şeklinde suçlandı.

Petrova'nın anayasa reformlarının yazarı olarak, Avrupa değerlerinden uzaklaştığı görünmektedir. Yakın zamanda, yargının "zamanla üstten uzaklaştığını" açıkladığında, bağımsızlığın ve savcılığın altında yatan şeyin aslında devlet otoritelerine bağımlılık olduğunu itiraf etmiş oldu.

Petrova'nın, ekonomik ve politik meseleler gibi güncel sorulara karşı başka oyuncular gibi davranmadığını söylemek olasıdır. Sıfırları veya durumu göz önünde bulundurursak, Anayasa Mahkemesi, mevcut iktidarı eleştiren herkesin sınırlı da olsa haklarının yerine getirilmesini temin etmeye çalışmadı.

Cumhurbaşkanı tarafından yapılan her açıklamanın siyasi saiklerle süslendiği şu günlerde, "yeni" Anayasa Mahkemesi Başkanı, "yasalara göre devlet ve anayasa" diye nitelendirdiği bağlamda olumlu adımlar atma vazifesi görmekte. Bu durumda, yeni davanın içindeki herkesin "anlayış" göstererek birlikte çalışabileceği iddiasıyla, geçmişe atıfta bulunuyor.

Sonuç itibariyle, yargının bağımsızlığına ve yasalara ilişkin değişiklik teklifleri çerçevesinde Vladan Petrova'nın ne kadar etkili olacağı, teste tabi tutulacak.