Sırbistan'ın Niş kentinde, 13 yaşındaki bir kız çocuğuna cinsel istismarda bulunmakla suçlanan yedi kişinin iddianamesinin Niş Yüksek Mahkemesi tarafından onaylandığı bildirildi. Niş Yüksek Savcılığı tarafından hazırlanan iddianameyle, mağdurun üvey babasının oğlu ve yeğeninin de aralarında bulunduğu A.P. (26) ve M.R. (22) hakkında "süregelen çocukla cinsel istismar", diğer şüpheliler Ž.R. (25), A.L. (24), A.G. (24), A.F. (24) ve D.I. (23) hakkında ise "çocukla cinsel istismar" suçlamaları yöneltildi. Yargı kurumunun sözcüsü Kristina Perić, kararı bu şekilde açıkladı.

Uzun yıllar Niş Emniyet Müdürlüğü Çocuk Suçları Departmanı'nda müfettiş olarak görev yaptıktan sonra emekli olan Bratislav Timotijević, vakayı değerlendirerek çok sayıda çocuğun cinsel avcıların eline düşme riskiyle karşı karşıya olduğunu vurguladı. Timotijević, özellikle aile korumasından çeşitli nedenlerle yoksun olan hassas durumdaki çocukların en çok tehlike altında olduğunu belirtti. On yıllara dayanan deneyimlerine dayanarak, "Klasik bir pedofil profili bulunmamaktadır. Bu kişiler, toplulukta onları tanınabilir kılacak belirli özelliklere sahip değillerdir, bu da onları daha tehlikeli hale getirir. Ancak mağdur profili çok daha nettir: sınırlı zihinsel yeteneklere sahip çocuklar, özel ihtiyaçları olanlar, ebeveyn koruması olmayan küçükler ve maddi durumu kötü olan ailelerden gelen, normalde sahip olamayacakları şeylere sahip olmak isteyen gençler en büyük risk altındadır," ifadelerini kaydetti. Timotijević, avcıların mağdurlarla farklı yollarla temas kurduğunu, sosyal medya çağında bu tür kitle iletişim araçlarının çocukları ağına düşürmek için mükemmel bir araç haline geldiğini aktardı. Temasın masumane bir şekilde başladığını, çocuklara tatlılar, kız çocuklarına takılar, kıyafetler ve ayakkabılar verilerek güvenlerinin kazanıldığını ve bu güvenin en kötü şekilde kullanıldığını sözlerine ekledi.

Timotijević, bu tür suçların büyük şehirlerde daha yaygın olduğunu, çünkü küçük yerleşim birimlerinde yetişkinler ile çocuklar arasındaki uygunsuz temasları gizlemenin daha zor olduğunu ifade etti. Kent yaşam tarzının getirdiği yabancılaşma nedeniyle avcıların planlarını uygulamalarının daha kolay olduğunu kaydeden Timotijević, küçük yerleşim yerlerinden eğitim için büyük şehirlere gelen çocuklar için de büyük şehirlerin tehlikeli bir yer olduğunu belirtti. Maddi durumu yetersiz genç kızların okulda iyi giyimli, dışarı çıkabilen ve kendileri için ulaşılmaz birçok şeye sahip arkadaşları gördüğünü aktardı. Bu tür durumlarda, maddi menfaatler sunan kişilerin ağına kolayca düştüklerini belirten Timotijević, bunun da masumane başladığını, bazı arkadaşların onları dışarı çıkmaya davet ettiğini ve sonra arkadaş çevreleriyle tanıştırdıklarını; aslında tüm bu kişilerin, mağduru fuhuşa sürüklemeyi amaçlayan bir ağın parçası olduğunu açıkladı. Genellikle reşit olmayanları ailelerine bu kanıtları teslim etmekle tehdit ederek şantaj yapmak için kayıtlar veya fotoğraflar çektiklerinin, bu nedenle mağdurların emredilenleri yapmaya devam etmek zorunda kaldıklarının nadir bir durum olmadığını da sözlerine ekledi. Özellikle kontrolsüz ve genellikle Roman topluluklarından gelen "sokak çocuklarının" da istismarcıların kolay hedefi olduğunu vurguladı. Cezai politikayı yorumlayan Timotijević, bu suçlar için maksimum 15 yıl hapis cezası öngörüldüğü göz önüne alındığında cezaların yeterli olduğunu ancak istismarcıların tespit edilmesinin ve suçlarının ispatlanmasının çok karmaşık ve zor olduğunu kaydetti. Timotijević son olarak, avcıların mahkemelerde en sık başvurduğu savunmanın çocuğun cinsel ilişkiye rızası olduğunu belirterek, "Çocuğun direniş göstermemesi, eylemi gerçekleştiren kişiyi kesinlikle aklamaz. 14 yaşından küçük bir kişinin rızasının, suçun varlığı veya cezanın belirlenmesi açısından kesinlikle hiçbir önemi yoktur. Bu durum, Roman toplulukları gibi bu tür davranışların sosyal olarak kabul edilebilir sayıldığı ortamlar için de geçerlidir," ifadeleriyle sözlerini tamamladı.