Sırbistan'da hükümet karşıtı protestolar ve muhalif görüşler sergileyen bireyler, sayısız gün ve aylarını tutuklu kalarak geçirdi. Bu süreçte, özellikle Belgrad'daki Yüksek Kamu Savcılığı tarafından hazırlanan çeşitli suçlamalardaki yargılamalar dikkat çekiyor. Suçlamaların büyük bir kısmı, muhalefete karşı kullanılan üç ana suç maddesine dayanıyor.

Sırbistan Cumhuriyeti Ceza Kanunu’nda 430’dan fazla madde bulunmasına rağmen, son yıllarda en çok kullanılan maddeler, özellikle 1 Kasım 2024 tarihinde Novi Sad'daki demiryolu istasyonunun çökmesi sonucu 16 kişinin hayatını kaybettiği olaydan sonra dikkat çekiyor. İlgili istatistiklerin ileride nasıl bir tablo çizeceği merak konusu; zira bu üç suç maddesine dayanarak ne kadar kişinin tutuklandığı ve daha sonra ne kadarının mahkum edildiği belirsizliğini koruyor. Lojalist savcılıkların, yeterli delil olmaksızın tutuklama taleplerini sürdürdüğü biliniyor.

Belgrad'da, Yüksek Mahkeme hakimleri, Yüksek Kamu Savcılığı'nın tutuklama taleplerinde ne derece yanlış tanımlamaların yapıldığını vurgulama gereği hissetti. Özellikle "Spor Etkinliklerinde veya Kamu Toplantılarında Şiddet Kullanma" suçlaması, muhalefete karşı bir sopa haline gelmiştir. Bu madde, spor ve kamu etkinliklerinde şiddet eylemleriyle ilgili tasarlanmışken, protestolarda polis tarafından gözaltına alınan bireyler üzerine uygulanmaktadır.

Bu suçlamanın haksız yere uygulanmasına dair bir örnek, 28 Haziran’da Belgrad’da polis tarafından şiddete uğrayan, Novi Sad Teknik Bilimler Fakültesi öğrencisi Luka Mihajlović’tir. Luka, dört yüzü kırık olarak hastaneye kaldırılmış ve tutuklanmış, hatta hastane yatağında kelepçeli olarak tutulmuştur. Belgrad'da açılan davalar sonucunda, ilk olarak ev hapsi verilen Luka'nın akıbeti, nihayetinde delil yetersizliği nedeniyle suçlamaların düşmesiyle sonuçlanmıştır.

Sırbistan'da daha büyük maddi zarara yol açan eylemde bulunmadığı halde, iki farklı şehirdeki hapisteki bireyler, haksız yere şiddet içeren suçlamalarla karşı karşıya kalmıştır. Örneğin, Niš'te belediye başkanına yumurta atan kişiler, herhangi bir büyük zarara yol açmadıkları için "nüfuz kullanımı" suçlamasıyla yargılanmamaktadır.

Sırbistan'daki mevcut yasal düzenlemeler, özellikle belirli siyasi amaçlar güden insanlar tarafından kullanılmaktadır. Başta Yüksek Kamu Savcılığı'nda görev yapan Nenad Stefanović'in 15 Mart sonrası sivil topluma yönelik hazırladığı akustik aletlerle ilgili tehditleri dikkat çekicidir. Medya kuruluşları, üzerinde çalıştıkları konularda basın özgürlüğünü tehdit eden suçlamalarla karşılaşmaktadır; bu durum bağımsız medyanın işleyişini tehlikeye atmaktadır.

Sırbistan'daki bu gelişmeler, muhalif görüşlerin nasıl bastırıldığını, medyanın ne denli tehdit altında olduğunu ve kanunların nasıl kullanıldığını gözler önüne seren çarpıcı örnekler sunmaktadır.