İran, İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki ilişkilerin tırmanmasıyla Orta Doğu'da yaşanan çatışma, küresel enerji piyasalarında ciddi dalgalanmalara yol açtı. Uzmanlar, petrol ihracatının düşmesi, taşıma rotalarındaki aksaklıklar, enerji fiyatlarındaki artış ve dünya genelinde enflasyonist baskılar gibi çok yönlü ve derin sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu. Yaşanan bu durum, Sırbistan'da da enerji piyasalarında ek belirsizlik yaratıyor. Çinli nakliye şirketi Kosko Shipping, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan limanları da dahil olmak üzere Orta Doğu bölgesine giden ve bu bölgeden gelen tüm yeni rezervasyonları durdurduğunu bildirdi. Piyasalar, petrol ve gaz fiyatlarındaki yükselişle halihazırda tepki verirken, analistler olayların seyrinin büyük ölçüde çatışmanın gelişimine ve bölgedeki diğer devletlerin olası katılımına bağlı olacağını kaydetti. Dünyanın en önemli enerji arterlerinden biri olan Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı üzerinden enerji taşımacılığı meselesi özellikle hassas bir konu olarak öne çıkıyor. Ekonomik analist Goran Puzić, çatışmanın kilit sonuçlarından birinin petrol ihracatındaki dramatik düşüş olduğunu vurguladı. Tahminlere göre ihracatın günlük yaklaşık 1,7 milyon varilden sadece 100.000 varile düşebileceğini, bunun da her gün yüz milyonlarca dolarlık kayıp anlamına geldiğini belirtti. Puzić, Orta Doğu'daki savaşın altyapı hasarı, enflasyon artışı, para birimlerinin zayıflaması, Basra Körfezi'ndeki ticaret ve taşımacılıkta aksaklıklar gibi bir dizi ekonomik sonucu beraberinde getirdiğini ifade etti. Hava sahasının kapanması ve turizm trafiğindeki düşüşün bölge ekonomisini ek olarak olumsuz etkilediğini de sözlerine ekledi. Puzić, çatışmanın devam etmesi halinde petrol ve gaz fiyatlarındaki artışın neredeyse kaçınılmaz olduğunu söyledi. Piyasaların zaten tepki vermeye başladığını kaydeden Puzić, borsalarda gaz fiyatlarının yüzde 20 oranında arttığını, ancak başlangıçtaki tahminlerin yüzde 10 ila 15 arasında bir artış öngördüğünü hatırlattı. Puzić, daha fazla tırmanma ve deniz yollarının olası bir şekilde abluka altına alınması durumunda, petrol fiyatlarının önemli ölçüde yükselebileceği uyarısında bulunarak, “Kimseyi korkutmak istemem ama boğazın fiilen kapanması durumunda petrolün varil fiyatı 150 dolara, hatta daha da üzerine çıkabilir” açıklamasını yaptı. Siyasal Bilimler Fakültesi Doçenti Strahinja Obrenović, mevcut durumu Rusya'nın Ukrayna'ya saldırdığı 2022 yılı ile karşılaştırmanın faydalı olduğunu düşündüğünü aktardı. O dönemde petrol fiyatlarında varil başına 130 doları aşan çok daha büyük bir sıçrama yaşandığını belirten Obrenović, mevcut durumun henüz bu seviyeye ulaşmadığını, ancak ABD ve İsrail'in olası müdahalesiyle ilgili spekülasyonlar nedeniyle piyasanın askeri eylemden önce bile tepki verdiğini kaydetti. Olası bir saldırı haberlerinin piyasada zaten tepki yarattığını ve bu tepkinin müdahale sonrasında da devam ettiğini açıklayan Obrenović, petrol fiyatlarının varil başına 80 dolar sınırını aştığını, ancak durumun daha fazla gelişmesinin öncelikle Orta Doğu'daki çatışmanın yeni bir tırmanmaya yol açıp açmayacağına bağlı olacağını vurguladı. Obrenović, “Geçidin abluka altına alınıp alınmadığına dair çelişkili bilgiler alıyoruz, ancak kesin olan şu ki, sigorta şirketlerinin tutumu değişti, yani primleri, sigorta ücretlerini artırdılar, bu nedenle birçok şirket bu fiili abluka olmasa bile psikolojik düzeyde bu geçişten kaçınıyor. Ancak uzun vadeli bir ablukaya inanmıyorum, yani ABD'nin müdahalesiyle karşılaşacağına inanıyorum. Fransa'nın da böyle bir total abluka olması halinde harekete geçeceğini duyurduğunu görüyoruz. İran'ın uzaktan hareket etmesini sağlayan gelişmiş bir insansız hava aracı endüstrisi var, ancak boğazın fiziksel olarak abluka altına alınması anlamında bir deniz ablukası olursa, bunun uzun süreli olacağına inanmıyorum” açıklamasında bulundu. Obrenović, 2022 yılından sonra Rus enerji kaynaklarından kademeli olarak vazgeçtiği için sıvılaştırılmış doğalgaz ithalatına daha fazla bağımlı hale gelen Avrupa'daki enerji durumunun özel bir sorun teşkil ettiğini belirtti. Katar enerji şirketi QatarEnergy'nin, Ras Laffan ve Mesaieed şehirlerindeki endüstriyel tesislere yönelik askeri saldırılar nedeniyle sıvılaştırılmış doğalgaz üretimini durdurduğunu duyurduğunu aktardı. Avrupa Birliği'nin Rus gazı ithalatını yasaklayan bir düzenlemeyi zaten kabul ettiğini, petrole yönelik benzer bir düzenlemenin ise bu yıl içinde beklendiğini hatırlatan Obrenović, Drujba boru hattı ve Macaristan gibi bazı ülkelerin konumları etrafında hala açık sorular olduğunu ekledi. Sırbistan'da ise Rusya ile yapılan gaz anlaşmasının mart sonunda sona ermesi ek belirsizlik yaratıyor. Altı ay daha uzatılabileceğine dair duyurular olmasına rağmen, nihai anlaşmaya henüz varılamadı. Tüm bunların, enerji piyasasında genel bir belirsizlik atmosferine katkıda bulunduğunu kaydetti. Puzić, Sırbistan'ın bu durumda şimdilik siyasi ve ekonomik olarak istikrarlı bir konumda kalmayı başardığını, tarafsız bir tutum sergilediğini ve sanayi ile nüfus için enerji tedarikini güvence altına aldığını ifade etti. Ancak olayların daha fazla gelişmesinin başta Rusya ve Çin olmak üzere büyük güçlerin davranışlarına büyük ölçüde bağlı olacağını vurguladı. Çin'in İran petrolünü büyük ölçüde kullandığına dikkat çeken Puzić, bunun çatışmanın daha geniş jeopolitik bağlamında önemli bir faktör olduğunu belirtti. Puzić, krizin arkasında büyük ekonomiler arasındaki rekabet ve küresel enerji piyasalarında nüfuz mücadelesi de dahil olmak üzere daha derin ekonomik çıkarların yatabileceğini değerlendirdi. Puzić, “Dünya genelindeki ekonomiler zayıflayacak. Bu savaş dünya genelinde enerji fiyatlarını, enflasyonu ve ekonomik belirsizliği artırabilir. Sorunun özü de budur. Dolayısıyla göreceğiz, her şey, bir kez daha tekrar ediyorum, savaşın seyrine bağlı” sözleriyle sözlerini tamamladı.