Osnovna škola "Lazar Savatić" Zemun'da 1 Ekim'den itibaren beşinci ila sekizinci sınıflarda öğrencilerin cep telefonu kullanımı konusunda kısıtlamalar getirildi. Uz bu kararı, uzmanlar sadece yasak koymanın yeterli olmadığını, çocukların dijital öz-disiplin eğitimini almaları gerektiğini vurguluyor.
"Lazar Savatić" İlkokulu'nun müdürü Goran Petrović, öğrencilerin beşinci ila sekizinci sınıflarda ders ve molalar sırasında telefonlarını kutulara bırakmalarını gerektirdiğini belirtiyor.
Petrović, bu tedbirin telefonların kötüye kullanımı ve ekranlara sürekli bakılmasının artması nedeniyle gerekli olduğunu ifade ediyor. Sosyal pedagog Martina Kvarantan Šmitran ise yasaklamanın tek başına yeterli olmadığını vurguluyor.
Hem Petrović hem de Şmitran, telefonun eğitim amaçlı da kullanılabilir olduğunu belirtiyor ve özel durumlar ve derslerde kullanımına izin verileceğini söylüyor.
Müdür Goran Petrović, artan telefon kullanımı ve kötüye kullanımı nedeniyle bu tedbirin gerekli hale geldiğini belirtiyor. Sosyal pedagog Martina Kvarantan Šmitran ise sadece yasak koymanın yeterli olmadığını ve çocukların dijital öz-disiplin eğitimini almaları gerektiğini vurguluyor.
"Sekiz yıldır müdürüm, okulda birçok yerde 'Mobil telefon kullanımı yasaktır' yazıyor. Ancak telefon kullanımının her geçen gün daha da arttığını görüyorum," diyor Petrović.
Petrović'e göre sorun sadece ders sırasında telefonlar değil, koridorlarda da ekranlara bakmak ve farklı kötüye kullanımlar (örneğin izinsiz kayıt) gibi durumlar da var.
Sosyal pedagog Martina Kvarantan Šmitran, telefon kullanımının sınırlandırılması ile teknolojinin tamamen reddedilmesi arasında bir fark olduğunu belirtiyor. Çocukların bilgi ve yanıltıcı bilgilerle başa çıkmaları, siber zorbalık ve dikkatlerini çekmek için tasarlanmış içeriklerle nasıl başa çıkacaklarını öğrenmeleri gerektiğini vurguluyor.
"Çocuklar okuldan çıktıktan sonra ne yapıyor? Dikkatlerini nereye yönlendiriyorlar? Yanıltıcı bilgilerle nasıl başa çıkıyorlar? Siber zorbalıkla nasıl başa çıkıyorlar? Genel olarak bu uygulamaların bağımlılık yapıcı yapısıyla nasıl başa çıkıyorlar?" diyor.
Kvarantan Šmitran, telefonun sadece bir rahatsızlık kaynağı değil, aynı zamanda zaman yönetimi, iletişim ve dil çevirme aracı olabileceğini de belirtiyor. Özellikle farklı nörolojik ihtiyaçları olan çocuklara, bazı durumlarda zaman yapılandırma ve uyarı kontrolü için yardımcı olabileceğini söylüyor.
"Ama çocuğun öz-disiplin öğrenmesi gerekiyor. Çocuğun telefona karşı nasıl bir tutum sergileyeceği konusunda kendini düzenlemesi gerekiyor. Telefon sadece bir rahatsızlık kaynağı değil," diyor.
Petrović, okulda tüm telefon kullanımının yasaklanmayacağını belirtiyor. Örneğin, sanat derslerinde öğretmenler öğrencilerin öğretim amacıyla telefon kullanmalarına izin veriyor olabilir. Ayrıca "Kahoot" quizleri, interaktif tablolar ve okul radyosu gibi teknolojinin eğitime nasıl entegre edilebileceği örneklerini gösteriyor.
Petrović'e göre amaç, eğitimle ilgili olmayan telefon kullanımını sınırlamak ve öğrencilere teknolojiyi eğitimsel veya diğer meşru amaçlarla kullanma konusunda rehberlik etmektir.
Kvarantan Şmitran, telefonların faydalı fonksiyonları olduğunu ancak kullanım şeklinin ana sorun olduğunu belirtiyor. Petrović'in amacının okulda sürekli ekran bakışını sınırlamak olduğunu söylüyor.
Petrović, üç öğrencinin yan yana oturup telefonlarına baktığını örnek veriyor ve bu durumun uygun olmadığını ifade ediyor. Ayrıca, çocukların okula gelmeden önceki alışkanlıkları da sorgulamak gerektiğini belirtiyor. Kvarantan Şmitran ise teknolojiyi tamamen ortadan kaldırmanın yerine, çocuklara sorumlu kullanımı öğretmenin daha doğru olduğunu savunuyor.
Okulda, sağlıklı nedenlerden dolayı, ebeveynlerle iletişim kurma veya diğer özel durumlarda telefon kullanmak için öğrencilere imkan tanınacak. Bu yeni kurallar, telefonların tamamen elden alınması değil, okul günleri boyunca kullanımının kontrol edilmesi anlamına geliyor.