Bölgesel otomobil piyasasında müşteri davranışlarındaki değişimler giderek daha belirgin hale geldi. Risk, araçların erişilebilirliği ve sahiplik maliyetleri üzerine yapılan konuşmalar ön plana çıkarken, "gerçek" zevk konusundaki tartışmaların azaldığı belirtildi. Gelecekteki maliyetler, teslimat süreleri ve yeniden satış değeri konusundaki belirsizliklerin araç satın almayı karmaşık bir maliyet yönetimi kararına dönüştürdüğü ifade edildi. İşletme aktörlerinin, izlenimlere güvenmek yerine, değer kriterleri, bilgi toplama yöntemleri, kanal seçimi ve finansman mantığı gibi davranış sinyallerini gözlemlemesinin daha faydalı olduğu vurgulandı. Daha önce "isim" satın alan müşterilerin artık kullanım güvenilirliği, beklenmedik maliyetler üzerindeki kontrol ve sahiplikten vazgeçerken anlaşılır bir değer gibi öngörülebilirlik arayışında olduğu kaydedildi. Bu durumda araç ve parça bulunabilirliğindeki değişkenlik ile hane halkı ve işletmelerin likidite duyarlılığındaki artışın iki önemli teşvik olarak öne çıktığı aktarıldı. Müşteri davranışlarındaki bu değişiklikler doğrultusunda, araç değerlendirmesinde üç ana kriterin öne çıktığı belirtildi. Birincisi, beklenmedik arıza ve mobilite kesintisi riskinin azaldığı güvenilirlik; ikincisi, başlangıç fiyatından ziyade zaman içinde öngörülebilir ve yönetilebilir toplam sahiplik maliyetleri; üçüncüsü ise değerini koruyarak ve fazla zaman kaybetmeden araç değiştirme esnekliği olarak sıralandı. Bu yeni anlayışla, müşterilerin gelecekteki maliyet profili belirsiz veya yüksek bakım gerektiren seçenekleri reddettiği aktarıldı. Risk azaltma amacıyla donanım ve özellik önceliklerinde de değişiklikler yaşandığı, sağlam, işlevsel çözümlere ve güvenlik/yardımcı sistemlere olan eğilimin arttığı vurgulandı. Ayrıca, alıcıların davranışlarının kutuplaştığı; belirsizlik durumunda kararların ertelendiği, ancak riskleri iyi yöneten bir seçenek bulunduğunda işlemin hızla tamamlandığı kaydedildi. Fiyatlandırma, stok devir hızı ve ikinci el değerlerinin artık risk algısı, şeffaf bilgiler ve belirsizliği doğrulanabilir verilere dönüştürme yeteneğiyle daha yakından ilişkili olduğu açıklandı.