PISA testi sonuçları 2025 yılı için, dünyadaki on beş yaşındaki öğrencilerin okuma ve matematik alanlarındaki bilgisindeki dramatik bir düşüşü ortaya koydu. Bu test, Ekonomi İşbirliği ve Gelişme Örgütü (OECD) tarafından yürütülüyor ve 91 ülkeden ve ekonomiden 760.000'den fazla öğrenci katılım gösterdi. Test, on beş yaşındaki öğrencilerin okuma, matematik ve doğal bilimler alanlarındaki bilgilerini günlük yaşam durumlarında nasıl kullanabildiklerini ölçüyor. Dojče Vele haber ajansı, bu testin sadece okul materyallerini ezberlemeyi değil, pratik becerileri de değerlendirdiğini belirtiyor.
OECD ülkelerinde uzun vadeli bir düşüş özellikle belirgin. OECD ülkeleri arasında 2015 ile 2025 yılları arasında okuma sonuçları %28 oranında düştü, diğer ülkelerde ise %16 oranında düşüş kaydedildi. Matematik alanında OECD ülkelerinde %22'lik bir düşüş yaşandı, bu da dünyanın geri kalanındaki %8'lik düşüşe kıyasla oldukça yüksek. Doğal bilimler sonuçları OECD ülkelerinde %7 oranında düştü, diğer ülkelerde ise genel olarak stabil kaldı.
OECD verilerine göre, OECD ülkelerindeki yaklaşık %29'luk bir öğrenci grubunun okuma, matematik ve doğal bilimlerde üç alanda da zayıf performans gösterdiği belirtiliyor. Bu durum, öğrencilerin basit verileri yorumlayamamaları, basit metinlerden bilgi bulmakta zorlanmaları veya ürünün miktarı ile fiyat arasındaki ilişkiyi anlamalarını ifade ediyor.
Okuma alanında en büyük endişe OECD tarafından yaklaşık 20 PISA puanının bir yıl boyunca eğitimle elde edildiği belirtiliyor. Bu bağlamda, birçok on beş yaşındaki öğrencinin daha genç yaşlardaki öğrencilerle karşılaştırıldığında beklenen bilgi seviyesine sahip olmadığı görülebiliyor.
İzlanda ve Slovenya'da okuma sonuçlarında %50'den fazla düşüş kaydedildi. Katar, Brunei, Kamboçya, Filipinler ve Zambiya gibi sadece beş ülke okuma sonuçlarını iyileştirmeyi başardı. Zambiya en büyük ilerlemenin sahibi oldu ve okuma puanları %50 arttı.
Almanya, 2000 yılında yapılan ilk PISA testi sonrasında da "PISA şoku" yaşadı çünkü Alman öğrencilerin uluslararası ortalamadan düşük performans gösterdiği ortaya çıktı. 2022 yılındaki sonuçlar yeni bir minimum düzeye ulaşmıştı ancak 2025 yılında daha büyük bir düşüş yaşandı.
Alman öğrencilerinin okuma, matematik ve doğal bilimler puanları sırasıyla %15, %11 ve %7 oranında düştü. Almanya okumada 24. sırada yer aldı ve OECD ortalamasının hemen üzerinde kaldı. ABD 13., Polonya 14., Türkiye ise 18. sırada yer aldı. İlk altı sırayı Asya ülkeleri kapladı.
Matematik alanında Almanya OECD ortalamasının altında kaldı ve 26. sırada yer aldı, ABD'den sadece bir pozisyon önde geldi. İlk yedi sırayı yine Asya ülkeleri elde etti, Estonya ise sekizinci oldu.
Almanya doğal bilimlerde 23. sırada yer aldı, OECD ortalamasının iki puan üzerinde kaldı. Türkiye ise %18 oranında artışla 19. sıraya yükseldi.
PISA ayrıca Almanya'daki okullar arasındaki büyük farklılıklara da dikkat çekiyor. İzlanda, Kamboçya ve Finlandiya gibi ülkelerde bir öğrencinin hangi okulda okuduğu sonuçlara çok az etki ederken, Almanya ve diğer 9 ülkede okullar arasındaki farklar öğrencilerin başarılarında en az yarısını açıklıyor.
Araştırmacılar, özellikle sosyal geçmişleriyle örtüşen başarılı ve başarısız öğrenciler arasındaki ayrışmanın eşitsizliği daha da derinleştirebileceğini uyarıyor.
En büyük sorulardan biri dünyadaki öğrencilerdeki bilgi düşüşünün nedeni.
Koronavirüs pandemisi ve okulların kapatılması bu durumu açıklamak için bir faktör olabilir ancak araştırma, okul kapanmalarının süresi ile okuma sonuçları arasındaki doğrudan bir bağlantı bulamadı. Ayrıca birçok ülkede bu olumsuz trend pandemi öncesinden başladı.
Araştırmacılar, bu sorunun eğitim sistemlerinin sosyal, teknolojik ve ekonomik değişikliklere uyum sağlama konusundaki derin zayıflıklarını gösterdiğini düşünüyor.
Sorun artık sadece kaybedilen bilgiyi telafi etmekle değil, hızla değişen dünyaya ayak uydurmak için okulların nasıl uyarlanması gerektiğiyle ilgili.
Araştırmaya göre ebeveynler de önemli bir rol oynayabilir. Örneğin, çocuğa her hafta en az bir kez o gün okuduğu veya yaptığı konuları sormak, sosyoekonomik farklılıklara bakılmaksızın doğal bilimlerdeki sonuçları ortalama %26 daha iyi hale getirebiliyor.