Musicology Sessions ve BitefArtCafe, dünyaca ünlü müzisyen MonoNeon'u 12 Mart'ta Sırbistan'ın başkenti Belgrad'da ağırlayacaklarını bildirdi. Prince ile sahne alan son basçı olarak tanınan MonoNeon, çağdaş müziğin en özgün isimlerinden biri olarak öne çıkıyor.

Müziğindeki funk, caz, hip-hop, soul ve serbest doğaçlama unsurlarıyla tanınan MonoNeon'un sahne performanslarının önceden belirlenmiş setlerden ziyade canlı, açık müzikal süreçler olduğu kaydedildi. Sanatçının, müziğinde türler arasındaki sınırları kaldırdığı, tamamen özgür, ritmik, duygusal ve dışavurumcu bir his yarattığı belirtildi. MonoNeon'un geniş kitlelere Prince ile yaptığı işbirliği sayesinde ulaştığı aktarıldı. Prince'in onun cesur, alışılmadık yaklaşımını ve güçlü kişisel ifadesini takdir ettiği vurgulandı. Bu dönemin ardından MonoNeon'un solo kariyer inşa ettiği ve teknik virtüözitesi ile bas gitarın çağdaş müzikteki rolüne tamamen farklı bakış açısıyla yeni neslin en etkili basçılarından biri haline geldiği ifade edildi. Sanatçının kariyeri boyunca Prince, Nas, Ghostface Killah, Erykah Badu, Ne-Yo ve Bootsy Collins gibi birçok dünyaca ünlü isimle çalıştığı belirtildi. MonoNeon'un aynı zamanda kişisel, sosyal ve kimlik temalarını işlediği, mizah, iç gözlem ve deneyi birleştiren zengin bir solo diskografiye sahip olduğu da vurgulandı.

Müziğini 'sürekli kendini sorgulayan bir funk türü' olarak tanımlayan MonoNeon, ilk kez dinleyen birine sesini 'mutlu ile rahatsız edici, doğru ile neredeyse doğru arasındaki çatlaklarda yaşayan bir ses' olarak aktardı. Mikrotonal müzikle deney yapma kararını 'notalar arasındaki boşlukların, notaların kendisinden daha yüksek sesle fısıldadığı an' olarak açıklayan MonoNeon, David Fiuczynski ile geçirdiği zamanların bu konuda kendisine ilham verdiğini belirtti. Prince ile çalmaktan aldığı en değerli dersin 'Ne olursa olsun kendine inan!' olduğunu vurgulayan sanatçı, Prince'in kendisine büyük bir özgürlük tanıdığını kaydetti. YouTube'da viral videoları bas hatlarıyla birleştirmesini 'tesadüfleri ve melodik gelen 'hataları' takip ederek internet kaosunda ritmi bulmak' olarak tanımlayan MonoNeon, bu sürecin anlara bir hafıza kazandırdığını dile getirdi. Görsel estetiğinin müziği kadar deneysel olduğunu belirten MonoNeon, "Kıyafetlerim sadece başka bir enstrüman. Renkler titreşiyor, özellikle parlak renkler, battaniye ve tığ işi desenler kendine özgü bir havaya sahip. Eğer müzik yüksekse, görseller de ona cevap vermeli, istediğim tarz bu" şeklinde açıkladı. Dadaizm'in kendisine 'mantığın isteğe bağlı olduğunu' gösterdiğini, kavramsal sanatın ise 'fikrin sesten daha yüksek olabileceğini' öğrettiğini dile getiren MonoNeon, "Bazen karmaşa en saf gerçektir, o alanda olmayı seviyorum" ifadesini kullandı. Sırbistan ve Belgrad'daki ilk deneyimi hakkında beklentileri sorulduğunda MonoNeon, "Hiçbir şey beklemiyorum, ama muhtemelen biraz merak bekliyorum, kulakların ve beynin sürekli ileri geri sallanmasını bekliyorum. Her konser farklı bir hikaye. Eğer aynısını tekrar edersem, amacı kaçırmış olurum" değerlendirmesinde bulundu.