Psikologlar Derneği, eğitim süresinin 30 dakikaya indirilmesi önerisi konusunda ciddi endişelerini ifade ederek, bu uygulamanın eğitim-öğretim süreci ve öğrencilerin psikolojik iyilik hali üzerinde olumsuz sonuçlar doğuracağını bildirdi.

Dernek, ders sürelerinin kısaltılması önerisinin yalnızca yeterli bilimsel gerekçeye dayanmadığını, aynı zamanda öğrencilerin dikkati üzerine de hatalı bir algı oluşturduğunu belirtti. “Çocuklar ve yetişkinler birkaç dakika içinde dikkatlerini kaybedebilir, ancak anlamlı, zorlu ve motive edici etkinliklere katıldıklarında saatlerce derin bir şekilde meşgul kalabilirler” açıklamasını yaptı.

Ayrıca, öğrenmenin karmaşık bir bilişsel süreç olduğunu vurgulayan dernek, bu sürecin tanıtım, işleme, pratik yapma ve yansıtma için zamana ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Eğitim psikolojisi araştırmaları, öğrencilerin yeni bilgileri mevcut bilgiyle bağlı olarak anlamlandırmaları için belirli bir süreye ihtiyaç duyduklarını ortaya koyuyor.

30 dakikalık derslerde, bu sürecin yalnızca bilginin aktarılmasına indirgeneceği ve açıklamalara, sorulara, anlama kontrolüne ve öğrencilerin aktif katılımına zaman tanınmayacağı dile getirildi.

Dernek, modern eğitimin aktif öğrenmeye dayandığını ve öğrencilerin bilgi aktarımının pasif alıcıları değil, öğrenme sürecinin aktif katılımcıları olduğunu belirtti. “Bu, problemlerle başa çıkma, tartışma, araştırma, işbirliği yapma, soru sorma ve konu ile günlük yaşam arasındaki bağlantıları kurma gibi etkinlikleri gerektirir. Bu tür çalışmalar tanıtım, problem anlama, fikir alışverişi ve sonlandırma için zaman talep eder” ifadelerini kullandı.

Ders sürelerinin 30 dakikaya kısaltılmasının, gelişimsel, duygusal ve diğer zorlukları olan öğrencilerin yapılandırma, tekrar ve bireyselleşmiş yaklaşıma daha fazla ihtiyaç duyduğu belirten dernek, bu durumun öğrencilere yeterli destek sağlama, ek açıklamalar yapma ve farklılaşmış çalışma fırsatlarını da azaltacağını vurguladı.

Psikologlar Derneği, günümüz eğitim sisteminin, bu tür geçici önlemlerin, örneğin ders sürelerinin kısaltılmasının, eğitim kalitesini daha da bozduğunu ifade etti. Yetersiz öğretim planları, öğrencilere ve öğretmenlere gerekli destek eksiklikleri ve eğitim sistemine yapılacak sistematik yatırımların ihtiyaç duyulduğunu belirtti.

Bunların yanı sıra, eğitim politikalarının, nitelikli öğretim için koşulları sağlamanın nasıl sağlanacağına dair temel bir sorun olduğunu kaydeden dernek, her türlü değişikliğin bilimsel temellere dayalı analizler ve uzun vadeli etkiler üzerine yapılandırılması gerektiğini açıkladı. “Ders sürelerini kısaltmak yerine, öğretim içeriklerini uyarlamak, okullarda sosyal-duygusal destekleri artırmak ve kaliteli, anlamlı ve sürdürülebilir öğrenim koşullarını sağlamak gerekmektedir” denildi.