Amerikan istihbarat hizmetleri, Rusya Başkanı Vladimir Putin'in önümüzdeki birkaç yıl içinde NATO'nun kararlılığını sınırlı bir şekilde test etmeye çalışabileceğini belirtiyor.
Ukrainska Pravda, Amerika Birleşik Devletleri istihbarat hizmetleri raporlarına atıfta bulunarak ve ilk olarak Volstrit Gazeteciler tarafından yayınlanan bilgilere dayanarak bu uyarıyı dile getiriyor. Washington'da son aylarda Putin'in hedeflerine ilişkin bir değişiklik gözlemlendi.
Amerikan yetkililer daha önce Rusya Başkanı'nın Ukrayna Savaşı süresince ve büyük bir kısmı Rus askeri kapasitesinin bu cephede kullanıldığı sürece NATO ile doğrudan çatışmaya girmeyeceğini düşünüyordu. Ancak şimdi, Moskova'nın Ukrayna'da yaşadığı sorunlar, Kremlin'in riskli hamleler yapma olasılığını artırıyor olabilir.
Amerikan tahminlerine göre Putin, Rus halkına savaşın bir zafer olarak sunulması için giderek daha fazla baskı altında. Aynı zamanda Rus güçlerinin cephede ilerlemesi sınırlı ve büyük sayıda kayıp verilirken, Ukrayna'nın dronlarla derinlere doğru Rus topraklarına saldırması devam ediyor.
Moskova için özellikle naftası ve savaş makinelerinin sürdürülebilirliği için kritik öneme sahip olan diğer temel altyapı hedeflerine yapılan saldırılar büyük bir sorun teşkil ediyor.
Bu nedenle Amerikan yetkililer, Putin'in kendisini "Sırbistan'da zayıf" olarak gördüğü bir durumda özellikle öngörülemez hale gelebileceği konusunda uyarıda bulunuyor.
Kremlj NATO'yu test etmeyi seçerse, Amerikan analizlerine göre hedef büyük olasılıkla tüm ittifakı hedef alan geniş bir savaş olmayacaktır. Daha gerçekçi bir senaryo, NATO üyelerinin savunma kararlılığını test etmek için Moskova tarafından yürütülen sınırlı bir operasyon olacaktır.
Bu tür bir hamle politik amaçlar taşıyor olabilir - müttefikler arasında bölünme yaratmak ve NATO'nun kolektif savunma gücünün güvenilirliğini sorgulamak. The American Intelligence Services, Rusya'nın Ukrayna'daki pozisyonlarını pekiştirmeye devam ederken aynı zamanda Avrupa NATO üyelerine karşı daha agresif aktiviteler de artırabilir mi?
Mümkün senaryolar sadece klasik askeri operasyonları kapsamamaktadır. Büyük çaplı siber saldırılar, sabotajlar, kritik altyapılara yapılan saldırılar ve belirsiz silahlı grupların kullanımı da seçenekler arasında yer alıyor.
Bu taktik, Rusya'nın 2014 yılında Kırım'ı işgali sırasında kullandığı "yeşil asker" taktiğine benziyor - açık bir şekilde tanımlanmayan askerlerin varlığı, Moskova'ya başlangıç aşamasında doğrudan katılımını reddetme imkanı sunuyor.
Diğer bir olasılık, NATO'nun doğu kanadındaki bazı ülkelerin topraklarına sınırlı bir saldırı olabilir. Bu sayede Rusya, diğer NATO üyelerinin bu tür bir provokasyona ne kadar hızlı ve kararlı bir şekilde tepki vereceğini test edebilir.
Amerikan istihbarat tahminlerine göre, artan risk dönemi bu sonbaharın başından 2029 yılına kadar sürecektir. Rus ordusunun NATO topraklarına doğrudan ancak sınırlı bir saldırısı olasılığı - en dramatik senaryo - şu anda hala nispeten düşük olarak değerlendiriliyor. Ancak Amerikan yetkililer, bu riskin önümüzdeki yıllarda artabileceğini belirtiyor.
Baltik ülkeler ve Rusya'ya yakın diğer NATO üyeleri arasında endişe özellikle yüksek. Litvanya, ciddi bir güvenlik krizi durumunda, Rus provokasyonlarına karşı diğer NATO üyelerinden baltik bölgeye ek güç göndermelerini talep edeceğini açıkladı.
Latviya ise öte yandan, olası sabotaj ve hibrit savaş biçimleri endişesiyle kritik altyapıyı önleyici olarak güçlendirmeye başladı.
Amerikan istihbarat uyarıları, Washington için de rahatsız edici bir zamanda ortaya çıktı. Amerikan ordusu, Ukrayna'ya gönderilen büyük miktarda silah nedeniyle ve İran ile askeri çatışmalar nedeniyle belirli türlerde mühimmat ve roket sistemlerinde önemli bir azalmaya sahip.
Pentagon kaynaklarına göre özellikle uzun menzilli hassas füzeler, kara kuvvetleri için tasarlanmış taktik roket sistemleri ve "Stinger" gibi kısa menzilli hava savunma füzeleri konusunda endişe verici bir durum var.
Bu nedenle Amerikan güvenlik kuruluşları sadece Putin'in Ukrayna'da ne yapmayı amaçladığını değil, aynı zamanda cephede yaşanan sorunların bu durumu Batı ile daha geniş bir çatışmaya dönüştürme olasılığını da değerlendirmeye çalışıyor.
Şu an için, NATO'ya karşı büyük bir Rus saldırısının yakın veya kaçınılmaz olmadığı tahmin ediliyor. Ancak Amerikan istihbarat analizlerindeki tonda meydana gelen değişiklik, Washington'un Kremlin'in NATO'nun en zayıf noktasını test etmeye çalışabileceğini reddetmediğini gösteriyor.
Amerikan tahminlerine göre, Putin'in açık bir savaş istediği kadar çok değil, sınırlı bir eylemle tüm müttefiklerin ortak ve kararlı bir şekilde yanıt veremeyeceği bir durum yaratma olasılığı daha büyük bir tehdit oluşturuyor. Tam da bu tür bir hesaplama, NATO'nun 5. maddesi ne kadar sağlam olduğunun sadece politik bir vaat olmaktan öte, savaş ve barış sorusunun gerçek bir testine dönüştüğünü ortaya koyabilir.