Reza Pehlavi, son İran kralı Muhammed Rıza Şah Pehlavi'nin en büyük oğlu, sürgünden Iranians'ı sokaklara çıkmaya ve ülkeyi sarsan derin ekonomik kriz nedeniyle protestolara katılmaya çağırdıktan sonra tekrar ilgi odağı haline geldi. Sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamalarda, halkın katılımının "benzeri görülmemiş" olduğunu belirtirken, hükümetin bu memnuniyetsizliği bastırmak için interneti yeniden kesmek zorunda kaldığını kaydetti.

Pehlavi, çocukluğundan itibaren tahta geçmesi için hazırlanmış bir isimdir. Amerika Birleşik Devletleri'nde savaş pilotu olarak eğitim aldığı sırada, 1979'da gerçekleşen İslam İhtilali, babasının monarşisini devirmiş ve hayatını sonsuza dek değiştirmiştir. Uzaklardan, bir zamanlar Batı'nın müttefiki olan şahın, sığınma arayışıyla ülkeden ülkeye sürüklendiğini ve nihayetinde Mısır'da hayatını kaybetmesini gözlemlemiştir. Aile, devletsiz kalmış ve sadece sürgündeki küçük bir sadıklar grubuna güvenmek zorunda kalmıştır.

Sürgünde geçen on yıllar, kişisel trajedilerle de dolmuştur; kardeşleri intihar etmiş ve Reza, pek çok kişinin geçmiş değeri olarak gördüğü bir aile hanedanının sembolik lideri haline gelmiştir. Bugün, 65 yaşında, İran bir kez daha ciddi sarsıntılarla karşı karşıya kalırken, siyasi bir aktör olmaya çalışmaktadır.

Washington'un banliyösünde yaşayan Pehlavi, destekçileri tarafından mütevazı ve ulaşılabilir biri olarak tanımlanmakta ve belirgin bir güvenlik önlemi almamaktadır. Uzun yıllar boyunca, İran'da değişimlerin içerden gelmesi gerektiğini vurgulayan Pehlavi'nin son yıllardaki tutumu daha kararlı hale gelmiştir. 2025 yılında yaşanan İsrail saldırıları sonrasında üst düzey İranlı askeri yetkililerin hayatını kaybetmesi olayının ardından, Pehlavi, İslam Cumhuriyeti'nin çökmesi durumunda geçici bir hükümetin kurulmasına yardımcı olmaya hazır olduğunu ve geçiş süreci için ilk yüz günü kapsayan bir plan sunduğunu aktarmıştır.

Eski monarşiye geri dönüş amacının olmadığını, aksine İran'ın demokratik bir geleceği için çalıştığını vurgulasa da, ailesinin soyadı derin bir şekilde kutuplaştırıcı bir nitelik taşımaktadır. Bazıları, Pehlavi dönemini modernleşme ve Batı’ya yönelişin sembolü olarak görürken, diğerleri bu dönemi baskı, sansür ve Savak adlı gizli polisin zamanına işaret etmektedir. Eleştirmenleri, onun önceki sembolik şah ilan edilmesine ve sürgündeki parçalı muhalefeti birleştirememesine de dikkat çekmektedir.

Pehlavi, şiddetten kaçınmakta ve barışçıl bir geçiş, referandum ve serbest seçimler çağrısında bulunmaktadır. Ancak, İsrail’e yaptığı tartışmalı ziyaret gibi uluslararası aktiviteleri, İranlılar arasında daha fazla bölünmeye yol açmıştır. "Rejimi zayıflatan her şeyin destek bulduğunu" ifade etmesi ise, onun siyasi değerlendirmelerine dair tartışmalara neden olmuştur.

Günümüzde, kendisini geleceğin kralı olarak değil, serbest seçimler, hukukun üstünlüğü ve özellikle kadınlar için eşit haklar sağlama amacı güden bir ulusal uzlaşma figürü olarak tanımlamaktadır. İranlılar onunla güvenilir bir lider mi yoksa sadece bir geçmiş sembolü mü görecek, bu hala belirsizdir.