Bilim insanları, Roma'nın kalbinde, antik Trajan Pazarı kompleksi kalıntılarının altında sıra dışı bir tatlı su yengeci kolonisi yaşadığını bildirdi. Bu şaşırtıcı keşif, uzmanlar arasında büyük ilgi uyandırdı. Bu sıra dışı “sakinler”, milattan sonra yaklaşık 110 yılında Roma İmparatoru Trajan döneminde inşa edilen eski ticaret ve idari merkezin yeraltı kanallarına yerleşti. Yüzyıllar boyunca imparatorlar gelip geçerken, bu tarihi yerin günümüzdeki “hükümdarları” kaderlerine kılıçla değil, kıskaçlarıyla karar veriyor. Arkeolojik alandaki yeraltı su kanallarında, bugün güney Avrupa'daki doğal yaşam alanının büyük bir bölümünde nesli tükenmekte olan Potamon fluviatile türüne ait kalabalık bir tatlı su yengeci kolonisi yaşamakta olduğu kaydedildi. Koloni ancak geçen yüzyılın seksenli yıllarında keşfedildi ve araştırmacılar bu yengeçlerin Roma harabelerinin altında ne kadar süredir yaşadığını hala bilmiyor. Ancak, bu ortamda birkaç yüz yıldır hayatta kalmış olabilecekleri tahmin ediliyor. Görünen o ki, bu sıra dışı kentsel yaşam alanında yengeçler başarılı bir şekilde gelişmekte. Bu popülasyonu inceleyen bilim insanları, ilginç bir olguya dikkat çekti; bu kentsel ortamda yaşayan bireyler, diğer yaşam alanlarındaki benzer popülasyonlardan daha büyük büyüyor. Vücutları yaklaşık yedi santimetre uzunluğa ulaşabilirken, aynı türün diğer bölgelerdeki yengeçlerinin ortalama boyutu yaklaşık beş santimetredir. Uzmanlar, bunun nedeninin “izole popülasyon gigantizmi” olarak bilinen fenomen olabileceğini belirtti. Bu durum genellikle adalarda gözlemlenir; doğal yırtıcıların olmaması ve bol miktarda saklanma yerinin bulunması, hayvanların normalden daha büyük boyutlara ulaşmasını sağlar. Antik kompleksin yeraltı galerilerinde yaşayan yengeçler için koşulların oldukça elverişli olduğu görülüyor. Yiyecek bol miktarda bulunuyor; ölü kemirgenlerden ve böceklerden, kuş dışkısına, bitki kalıntılarına ve insanların bazen bıraktığı yiyeceklere kadar her şey mevcut. Bu arkeolojik alana erişimin sıkı bir şekilde kontrol edildiği ve sadece özel izinlerle mümkün olduğu gerçeği, ziyaretçiler tarafından hayvanların rahatsız edilmesinin minimum düzeyde olduğu anlamına gelmektedir. Yengeçler zamanlarının çoğunu gölgede ve nemli yeraltı kanallarında geçiriyor, yüzeye genellikle geceleri veya yağmurlu günlerde çıkıyorlar. Bir ilkbahar sabahı, araştırmacılar harabeler arasında sadece birkaç örneğin hareket ettiğini gözlemlemiş, diğerleri taşların altında ve nemli çimlerde saklanıyordu. Araştırmacılardan biri, bu sıra dışı sakinlerle karşılaşmasını şu sözlerle aktardı: “Böyle bir yengecin gücünü sergilediğini gördüğünüzde, sanki Roma'nın son gladyatörünü izliyormuşsunuz hissi uyandırıyor.” Bu koloninin keşfi, doğanın büyük şehirlerin tam kalbinde bile, hayatta kalmak için biraz yer bırakıldığında ne kadar dirençli ve uyarlanabilir olabileceğini vurguladı.