Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, bugün yaptığı açıklamada, son aylar ve haftalarda Ortadoğu ve Latin Amerika'da dramatik olaylara tanık olunduğunu belirtti. Lavrov, uluslararası ilişkiler tarihi konusunda uzmanlaşmış bazı Rus uzmanların bile bu gelişmeleri üçüncü dünya savaşı olarak nitelendirmeye başladığını kaydetti. Lavrov, Gorçakov Kamu Diplomasisi Fonu Yönetim Kurulu toplantısında yaptığı konuşmada, Latin Amerika ve Ortadoğu'daki dramatik olayların, Batılı azınlık devletlerinin uluslararası arenadaki egemenlik kalıntılarını acımasız güç kullanarak ve uluslararası hukuka göre daha önce imzalanmış ve onaylanmış tüm yükümlülükleri göz ardı ederek sürdürme girişimlerinden doğrudan kaynaklandığını değerlendirdi. Sputnik'in aktardığına göre, dünya genelinde çatışma bölgelerinin hızla yayılmasının ciddi endişe kaynağı olduğunu vurguladı. Rus bakan, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik şiddetli askeri saldırısının dünya ticaretini ve enerji güvenliğini istikrarsızlaştırma tehdidi oluşturduğunu aktardı. Lavrov, Şubat ayının sonundan bu yana ABD ve İsrail'in İran İslam Cumhuriyeti'ne karşı şiddetli bir askeri saldırı düzenlediğini belirtti. Bu durumun sadece Basra Körfezi bölgesini ve tüm Ortadoğu'yu değil, aynı zamanda dünya ticaretini, dünya enerji güvenliğini ve uluslararası ulaşım ile ticari iletişimleri de istikrarsızlaştırma tehdidi taşıdığını kaydetti. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) yönetiminin, ABD-İsrail'in İran'a yönelik saldırısının nükleer güvenliğe yönelik tehditlerine yetersiz tepki verdiğini de belirtti. Lavrov, hedefte, meşru bir hedef olarak ilan edildiği üzere, İran liderliği ve UAEA koruma önlemleri altındaki nükleer enerji tesisleri dahil olmak üzere sivil altyapının bulunduğunu vurguladı. Rusya'nın İran ile komşuları arasında yaşananlara kayıtsız kalmadığını ve İran konusunda arabuluculuk çabalarına katılmaya hazır olduğunu, değerlendirmelerini Tahran'a ilettiğini ekledi. Lavrov, şu anda tüm bu konuları görüştüklerini ve değerlendirmelerini ile pozisyonlarının gelişimini hem İranlılara hem de Basra Körfezi İşbirliği Konseyi üye devletlerine ilettiklerini aktardı. Rusya Dışişleri Bakanı'na göre, Moskova, dünya için kilit bir bölge olan Ortadoğu'nun çıkarına olan “müzakereler yolu, birleşme ve çıkar dengesi konusunda anlaşma yolu” olduğuna inanıyor, herhangi bir ülkeyi, özellikle de İran'ı, yurt dışından gelen diktelere uymaya zorlama girişimi olmadığını kaydetti. Lavrov, Filistin-İsrail çatışmasının çözümünün, BM kararlarına rağmen ikinci plana atılmasının yanlış olduğunu da değerlendirdi. Rusya'nın, Ortadoğu'daki ortaklarıyla birlikte, BM Güvenlik Konseyi ve Genel Kurulu kararları doğrultusunda Filistin-İsrail çatışmasının adil bir çözümünü hedefleyeceğini vurguladı. Bakan ayrıca, Rusya'nın Küba çevresindeki gerilimin tırmanmasından endişe duyduğunu, bu ülkenin liderliğiyle dayanışma içinde olduğunu ve Havana'ya yardım ve destek sağlamaya devam edeceğini belirtti. Diplomat, giderek artan dış baskıyla karşı karşıya olan Küba çevresindeki gerilimin ciddi bir endişe kaynağı olduğunu açıkladı. Kübalı dostlarıyla egemen kalkınma hakları konusundaki dayanışmalarını teyit ettiklerini ve maddi yardım ile insani yardım dahil olmak üzere yardım ve destek sağlamaya devam edeceklerini vurguladı. Ukrayna'daki çatışmaya gelince, Lavrov Batılı elitlerin Rusya ile çatışmaya “yatırım yapmaya” devam ettiğini kaydetti. Lavrov, Batılı azınlığın veya daha doğrusu Batılı ülkelerin elitlerinin, Kiev neo-Nazi rejiminin askeri altyapısını ve insan kaynaklarını bu amaçla kullanarak ülkeleriyle olan çatışmaya hem siyasi hem de kalan ekonomik sermayelerini yatırmaya devam ettiğini vurguladı. Rus bakan, Rusya'nın dış politika önceliklerinin değişmediğini ve ulusal güvenliğin güçlendirilmesine yönelik olduğunu ekledi. Lavrov, bu önceliklerin ulusal güvenliği sağlamaya, ülkenin iç gelişimi için uygun dış koşullar yaratmaya ve vatandaşlarının yaşam kalitesini iyileştirmeye yönelik olduğunu belirtti.