Savaş ya da kaç tepkisi, organizmanın stres veya tehlikeye karşı doğal, otomatik bir reaksiyonu olarak açıklanmaktadır. Bu tepkinin, vücudu stres kaynağıyla yüzleşmeye hazırlayan hızlanmış kalp atışı ve gergin kaslar gibi fizyolojik değişiklikleri tetiklediği belirtildi. Bu tepkinin kısa vadede faydalı olabileceği, ancak vücudun rahatlama fırsatı bulamadan çok uzun süre devam etmesi halinde, fiziksel ve zihinsel sağlık üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabileceği kaydedildi. Akut stres tepkisi olarak da bilinen savaş ya da kaç tepkisi, bir kişinin zihinsel veya fiziksel olarak korkutucu ya da stresli görünen bir durumla karşılaştığında ortaya çıkan fizyolojik yanıtı ifade etmektedir. Bu tepkinin, vücudu tehditle yüzleşmeye veya güvenli bir yere kaçmaya hazırlayan hormonların salınımıyla tetiklendiği aktarıldı. Savaş ya da kaç tepkisinde, adrenokortikotropik hormon ve kortikotropin salgılatıcı hormonun yer aldığı belirtildi. Ani hormon salınımının akut strese yanıt olarak sempatik sinir sistemini aktive ettiği vurgulandı. Bu hormonların sempatik sinir sistemini hipofiz ve böbrek üstü bezlerini uyarmaya teşvik ederek katekolaminlerin salınımını başlattığı belirtildi. Bu reaksiyon zincirinin organizmada, artan kalp atış hızı, kan basıncı ve kas gerginliği gibi çeşitli değişikliklere yol açtığı kaydedildi. Organizma, tehlike geçtikten sonra birkaç dakikadan birkaç saate kadar savaş ya da kaç durumunda kalabilmektedir. Parasempatik sinir sisteminin vücudu uyarılma öncesi seviyeye döndürmesinin genellikle bu kadar sürdüğü aktarıldı. Amerikalı fizyolog Walter Cannon'ın 1920'lerde bu tepkiyi ilk tanımlayan kişi olduğu açıklandı. Cannon'ın, vücuttaki bir dizi hızlı reaksiyonun, bedenin tehlikeli durumlarla yüzleşmesi için kaynakları mobilize etmeye yardımcı olduğunu gözlemlediği belirtildi. Günümüzde savaş ya da kaç tepkisinin, Hans Selye tarafından geliştirilen ve organizmanın strese nasıl tepki verdiğini açıklayan Genel Adaptasyon Sendromu teorisinin ilk aşamasının bir parçası olarak kabul edildiği vurgulandı. Korkutucu bir durumla karşılaşıldığında, vücudun hızlanmış kalp atışı, hızlanmış solunum ve kasların gerginleşerek harekete hazır hale gelmesi gibi fiziksel belirtilerle tepki verdiği bildirildi. Savaş ya da kaç tepkisinin, stres ve çevresel tehlikelerle başa çıkmada kilit bir rol oynadığı kaydedildi. Tehdit altında olduğumuzda vücudu savaşmaya veya kaçmaya hazırladığı, böylece kişinin baskı altında daha işlevsel olmasına yardımcı olduğu belirtildi. Bu gibi durumlarda ortaya çıkan stresin, kişinin tehditle başarılı bir şekilde mücadele etme olasılığını artırdığı için bazen faydalı olabileceği de vurgulandı. Bu tepkinin otomatik olarak ortaya çıkmasına rağmen, her zaman doğru olmadığı belirtildi. Bazen gerçek bir tehdit olmasa bile kişilerin bu şekilde tepki verebildiği, çünkü tepkinin hem gerçek hem de hayali tehditler tarafından tetiklenebileceği açıklandı. Fobilerin, kişinin aslında var olmayan bir tehdidi algıladığında bu tepkinin yanlışlıkla nasıl aktive olabileceğinin iyi bir örneği olduğu aktarıldı. Bir kişinin tekrarlayan stres faktörleriyle karşı karşıya kalması gibi sürekli savaş ya da kaç durumunda olmanın da sağlığa zararlı olabileceği vurgulandı. Kronik stresin, kalp hastalığı, depresyon ve sindirim sorunları gibi durumların riskini artırabileceği kaydedildi. Savaş ya da kaç tepkisinin, örneğin sabah koşusu sırasında hırlayan bir köpekle karşılaşmak gibi ani fiziksel tehlikelerde ortaya çıkabileceği bildirildi. Ayrıca, okulda veya işte büyük bir sunuma hazırlanmak gibi psikolojik tehditler tarafından da tetiklenebileceği belirtildi. Bir diğer örneğin, yükseklik korkusu olan bir kişinin bir toplantıya katılmak için gökdelenin son katına çıkmak zorunda kalması olduğu açıklandı. Vücudun hızlanmış kalp atışı ve solunum ile yüksek bir alarm durumuna geçebileceği, tepkinin yoğun olması halinde panik atağa yol açabileceği kaydedildi. ट्रांसजेंडर Vücudun doğal savaş ya da kaç tepkisini anlamanın, bu tür durumlarla başa çıkmaya yardımcı olabileceği belirtildi. Bir kişi gerginleştiğini fark ettiğinde, vücudunu sakinleştirmek ve rahatlamak için yollar aramaya başlayabileceği aktarıldı. Bu tepkiyi sakinleştirme yollarının derin nefes egzersizleri ve farkındalık meditasyonu gibi teknikleri içerdiği vurgulandı.