Hollywood yıldızı Scarlett Johansson, CBS Sunday Morning'e yaptığı açıklamada, 2000'li yılların başlarının Hollywood'daki genç kadınlar için "gerçekten zor bir dönem" olduğunu bildirdi. "Lost in Translation" filminin yıldızı, o dönemde kadın oyuncuların "görünüşleri nedeniyle eleştirilmesinin toplumsal olarak kabul edilebilir" olduğunu belirtti. Johansson, "Zordu. Kadınların nasıl göründüğüne çok fazla önem veriliyordu," diye kaydetti. Ünlü oyuncu, "O dönemde benim yaşımdaki kadınlara sunulan oyunculuk rolleri veya fırsatları, günümüzden çok daha sınırlıydı," diye vurguladı. Johansson ayrıca, 2026 yılında genç kadınlar için, kendisi yirmili yaşlarındayken olduğundan "çok daha güçlendirici roller" bulunduğunu aktardı. Kariyerine başladığında ise seçeneklerin "çok kısıtlı" olduğunu belirtti. Variety'nin yazdığına göre, "Sürekli aynı rolleri teklif ediyorlar ve sizi belirli bir tipe sokuyorlardı. Bu, ya diğer kadın, ya da yan karakter, ya da femme fatale olurdu. Benim o yaşlarda yaygın olan arketip buydu," diye kaydetti. Johansson, tipikleşmeden teselliyi New York tiyatro sahnesinde bulduğunu açıkladı. Hollywood'a verdiği ara ona, "sürekli çalışma" baskısına boyun eğmek yerine "doğru rolü" beklemesi gerektiğini öğretti. "Bunu zamanla öğrendim ama zor. Bir kez çalışmaya başladığınızda, her işinizin son işiniz olacağını hissedersiniz ve eğer bir çalışma fırsatı yakalarsanız, onu değerlendirmeniz gerekir. Bu işler, size gerçekten zevk verenler kadar çeşitli olmasa bile," diye belirtti. Sözlerine devam eden Johansson, "Her oyuncu böyle hisseder çünkü rekabet çok büyük ve bence bir kez dikkat çektiğinizde, onu korumak istersiniz. Bu, bence her genç oyuncunun veya herhangi bir oyuncunun içgüdüsüdür," diye aktardı. Johansson, Sofia Coppola'nın 2003 yapımı "Lost in Translation" dramasındaki çığır açan rolünü üstlendiğinde sadece 17 yaşındaydı.