Sırbistan'da son günlerde kamuoyunun büyük dikkatini çeken bir konu, yakında meclis gündemine gelecek olan Aile Kanunu değişikliği oldu. Bu değişiklik ile çocuklara fiziksel cezalandırma yasaklanacak ve çocuklar, yaşları ne olursa olsun, şiddet görmeleri halinde ebeveynlerini şikayet edebilecek. Bazıları bu adımı çocuk haklarını koruma ve sağlıklı gelişim için önemli bulurken, diğerleri devletin aile hayatına aşırı müdahalesine karşı uyarıda bulunuyor. Sırbistan Aile ve Demografi Bakanı Jelena Žarić Kovačević, yasanın getireceği yenilikleri bugün 'Jutru na Blic' programında açıkladı. Sırbistan devleti Çocuk Hakları Konseyi'ni kurdu ve açıklanan değişikliklerin temel yeniliklerinden biri bedensel cezalandırmanın tamamen yasaklanmasıdır. Teklif, ayrıca, sorumlu ve olumlu ebeveynliği teşvik etmek amacıyla ebeveynlere yönelik 'düzeltici denetim' uygulamasını da içermektedir. Blic televizyonuna konuk olan Sırbistan Aile ve Demografi Bakanı Jelena Žarić Kovačević, bu tür değişikliklerin çocukların ailelerinden alınmasına yol açabileceği iddialarını reddettiğini belirtti. Bakan Kovačević, yasanın bu tür önlemleri öngörmediğini, aksine eğitim ve denetim yoluyla ebeveynlere destek ve önlemeye odaklandığını açıkladı. Ayrıca, bedensel cezalandırma kavramının yeni olmadığını, 2022 yılına ait çocukların şiddetten korunmasına yönelik genel protokolde zaten tanımlandığını vurguladı. Bu değişikliklerle yasanın mevcut belgelerle uyumlu hale getirildiğini kaydetti. Bakan, amacın ebeveynlere fiziksel veya psikolojik cezalandırma yerine; anlama, saygı ve çocuklarla yakın ilişkiler kurmaya dayalı alternatif eğitim yöntemleri konusunda yol göstermek olduğunu vurguladı. Bakan, televizyonda yaptığı açıklamada, konuların 'Çocuğu tişörtünden çekemeyiz' denilerek basitleştirilmesine izin verildiğini belirtti. Tehlikeli bir durumda, örneğin priz veya sıcak ocak başında, çocuğu tişörtünden çekip 'Evladım, bu tehlikeli' denilebileceğini aktardı. Ancak kötü niyetle çocuğu tişörtünden çekmenin, onu yakalamanın, ona bağırmanın veya dövmenin, yaptırım uygulanması ve incelenmesi gereken bir davranış olduğunu vurguladı. Ayrıca, Aile Kanunu'nun kesinlikle yaptırımlardan veya ebeveynlere yönelik herhangi bir cezadan bahsetmediğini, sadece önleyici ve düzeltici denetimden bahsettiğini vurguladı. Önleyici ve düzeltici denetimin yalnızca ailelerin kendi içlerindeki ilişkileri farklı bir şekilde oluşturmalarına destek olmaya yönelik olduğunu belirten Bakan, bu görevin velayet organlarında, yani sosyal hizmet merkezlerindeki psikologlar tarafından yürütüleceğini, tıpkı günümüzde boşanma durumlarında olduğu gibi devam edeceğini açıkladı. Kamuoyunu özellikle rahatsız eden ikilemlerden biri, yeni yasal düzenlemeler kapsamında çocukların ebeveynlerini, hatta özel uygulamalar aracılığıyla şikayet edebileceği iddiası oldu. Bakan Žarić Kovačević, bu iddialara yanıt vererek yasanın gerçekte ne öngördüğünü açıkladı ve hiçbir uygulamanın olmayacağını belirtti. Bakan, 'şikayet etme'nin özel bir sistem veya uygulama getirilmesi anlamına gelmediğini açıkladı. Bunun, çocuğun, tıpkı yetişkinlerde olduğu gibi, aile içi şiddeti görmesi veya yaşaması halinde ihbarda bulunabilme hakkına sahip olması demek olduğunu vurguladı. Aynı hakka şiddeti fark eden diğer kişilerin de sahip olduğunu kaydetti. Temel yeniliğin, on yaş sınırının kaldırılması olduğunu, böylece her çocuğun, yaşına bakılmaksızın doğrudan kurumlara başvurabileceğini aktardı. Bunun, vatandaşlık koruyucusu, mahkeme, savcılık ve diğer yetkili organları kapsadığını belirtti. Bu çözümün, Sırbistan'ın zaten onayladığı Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ile uyumlu olduğunu vurguladı. Bakan, yasanın şiddeti uygulayanın anne, baba veya başka bir aile üyesi olup olmadığına bakmaksızın ayrım yapmadığını belirtti. Ancak, çocukların önemsiz şeyler yüzünden ebeveynlerini topluca şikayet edeceği yönündeki paniğin yayılmaması gerektiğini vurguladı. Bu tür iddiaları, konuyu basitleştirmek olarak değerlendirdiğini kaydetti. Örnek olarak, bir çocuğun 'pahalı spor ayakkabısı alınmadığı' veya 'denize gitmesi yasaklandığı' için ebeveynlerini şikayet edebileceği yönündeki sık yorumları aktardı ve ebeveynlerin eğitimdeki sorumluluğunu sorguladı. Yasanın hiçbir yerde ebeveynleri çocuklarına lüks sağlamaya veya maddi isteklerini yerine getirmeye mecbur etmediğini, bu tür durumların da şiddet olarak kabul edilemeyeceğini vurguladı. Ekonomik şiddet kavramının yanlış yorumlanarak maddi şeylere indirgendiğini, oysa temel ihtiyaçların karşılanmamasının daha ciddi bir biçimi olduğunu eklediğini kaydetti. Bakan'a göre, kamuoyunun bir kısmı, bazı avukatlar da dahil olmak üzere, kişisel çıkarları veya yanlış yasa yorumları nedeniyle korkuları daha da körüklemektedir. Aynı zamanda, Bakan, ebeveynlerde çocukların şikayet tehdidinde bulunabileceği veya kurumların bireysel eylemler nedeniyle çocuklarını alabileceği yönünde gerçek bir korku olduğunu kabul ettiğini belirtti. Ancak, bu tür senaryoların yasada yer almadığını ve yasanın amacının şiddeti önlemek olduğunu, ebeveynleri günlük eğitim kararları nedeniyle cezalandırmak olmadığını kaydetti. Bakan, yasada çocukların aileden alınmasından kesinlikle bahsedilmediğini vurguladı. Bunun yalnızca yazılı bir düzenleme olmadığını, aynı zamanda yasa değişiklikleri üzerinde çalışılırken de bu ihtimalin düşünülmediğini belirtti. Çocukların aileden alınması yerine, velayet organlarının, bir ailede iletişim dahil olmak üzere herhangi bir zorluk yaşandığı bilgisi kendilerine ulaştığında aileye destek sağlamakla yükümlü olduklarını açıkladı. Ailelere başlangıçtan itibaren psikolog, sosyolog ve uzman desteği sağlamanın, çocuklarla konuşmanın çok daha kolay olduğunu kaydetti. Çocuklarını döven ebeveynler olduğu gibi, ebeveynlerin o an nasıl etkileyeceklerini bilemedikleri, yetersiz kalabildikleri öfkeli çocuklar da bulunduğunu aktardı. Bu durumlarda, 'Çocuğun ve durumun sakinleşmesini beklemek, çünkü bu konuda herhangi bir yaygara koparmaya gerek yok' diyecek uzman kişilerin devreye girmesi gerektiğini vurguladı. Bu nedenle, çocukların aileden alınmasının söz konusu olmayacağını belirtti. Bakan son olarak, cezai ve önleyici tedbirler arasında net bir ayrım yapmanın önemli olduğunu vurguladı. Ceza hukukunun aile içi şiddeti zaten tanıdığını ve yaptırım uyguladığını açıklayan Bakan, Aile Kanunu'nun ise ebeveynleri cezalandırmayı değil, aileye destek sağlamayı amaçladığını belirtti. Önerilen değişikliklerin, ebeveynlere çocuğun ihtiyaçlarını daha iyi anlamaları, onunla daha kaliteli bir ilişki kurmaları ve sağlıklı bir aile ortamı sağlamaları konusunda yardımcı olmayı hedeflediğini vurguladı. Bu nedenle, yasanın cezalandırma veya çocukları aileden alma ile sonuçlanacağı iddialarının temelsiz olduğunu değerlendirdiğini kaydetti. Ancak, ebeveynlerin korkularının gerçek olduğunu ve bunların kamuoyu tartışmalarıyla daha fazla açıklığa kavuşturulması gerektiğini de kabul ettiğini belirtti.