Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić, ülkesinin Avrupa Birliği'ne (AB) veto hakkı olmaksızın üye olmayı kabul edebileceğini Almanya'nın Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesine bildirdi. Vučić, Sırbistan için en önemli hususun iç pazar ile malların, insanların ve sermayenin serbest dolaşımı olduğunu, bunların Sırbistan'ın Birlik üyeliğiyle ulaşmak istediği merkezi değerler olduğunu kaydetti.

Avrupa Birliği'nde, yeni üyelerin yıllarca tam haklara sahip olmayacağı bir tür "bekleme süresi" üyeliği olasılığı uzun süredir dile getiriliyor. Birlik içindeki ve aday ülkelerdeki bazı çevreler, AB'nin yakın gelecekte genişlemesi için tek gerçek şansın bu şekilde açılacağına inanıyor. Ancak, ülkesinin AB müktesebatındaki müzakere fasıllarını açmada yıllardır ilerleme kaydedemediği ve Brüksel'den hukukun üstünlüğü ve medya özgürlüğünde gerilediği yönünde doğrudan uyarılar aldığı bir dönemde Cumhurbaşkanı Vučić'in bu çıkışı bazı eleştirmenlerce farklı yorumlandı. Avrupa Politikaları Merkezi'nden (CEP) Strahinja Subotić, Nova.rs'ye yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı'nın bu tavrının Brüksel'de kendisine olumlu puanlar kazandırabileceğini ve bazı üye ülkelerin bunu Sırbistan'ın uzlaşmaya hazır olduğu mesajı olarak görebileceğini belirtti, ancak bunun ülkenin mevcut adaylık konumunu radikal bir şekilde düzeltmeyeceğini vurguladı. Subotić, bunun, Sırbistan'ın üyeliği o kadar çok istediği ve hatta veto hakkından bile vazgeçmeye hazır olduğu mesajını gönderen taktiksel bir girişim olduğunu ifade etti.

Subotić, bu adımın ülkeye bazı puanlar kazandıracağını ancak AB'nin Sırbistan'a bakış açısını değiştirmeyeceğini açıkladı. Komisyon'un demokrasi ve hukukun üstünlüğü alanındaki önemli sorunları tespit ettiğini, bu nedenle birçok üye devletin 3. Küme'yi bloke ettiğini hatırlattı. Veto hakkının geçici olarak askıya alınması fikrinin birkaç yıllık bir geçmişi olduğunu belirten Subotić, CEP'in 2021'de bu konsepti, üyeliğe hazır bir aday ülkenin Birliğe kabul edilmeme durumunu önlemek için önerdiğini kaydetti. Yeni üyelerin veto hakkının uzun vadeli olarak askıya alınmayacağını, birçoklarının korktuğu gibi, bunun zamanla sınırlı olacağını vurguladı. CEP olarak bu sürenin 10 yıla kadar olmasını önerdiklerini ve bu sürenin sonunda otomatik olarak sona ereceğini, böylece bir üye devletin "10 yıl daha" demesinin, üye devletler arasındaki eşitlik ilkesiyle çelişeceğini aktardı. Bu geçici kısıtlamayla, Birliğin tüm reformları tamamlamış bir üyeyi kabul edebileceği, aynı zamanda kendi işlevsizliği hakkında düşünmek zorunda kalmayacağı bir öteleme süresi elde ettiğini ifade etti. Subotić, Sırbistan'dan önce Arnavutluk'un yeni üyeler için veto hakkının geçici olarak askıya alınması fikrini kabul ettiğini, Karadağ'ın ise şimdilik resmi olarak reddettiğini sözlerine ekledi. Minimalist yaklaşımın, yeni üyenin diğer adayları ve yeni üyeleri ilgilendiren kararları bloke edememesi olduğunu, maksimalist yaklaşımın ise oybirliğiyle karar verilen tüm durumlarda bu hakkın kısıtlanması olduğunu aktardı. Subotić, bu konseptin amacının bir üyenin "kaos yaratmasını" önlemek, yani "yeni bir Macaristan'dan" korkulduğunu belirtti.