Sırbistan, yıllardır AB, ABD, Rusya ve Çin arasında bir denge politikası yürütüyor. Ancak, Ukrayna'daki savaş, yaptırımlar ve enerji baskıları söz konusu politikayı önemli ölçüde sarsmış durumda, yazıyor Alman ve İsviçre medyası.

Kosova'nın bağımsızlığını ilan etmesinin ardından Belgrad, büyük dünya güçleri arasında bir denge sağlama politikası güttü; Ukrayna'daki savaş ise bu politikayı değiştirdi, ifadeleri yer alıyor İsviçre'nin Neue Zürcher Zeitung (NZZ) gazetesinde.

Andreas Ernst'in kaleme aldığı yazıda, "İlk bakışta bu anlaşılır bir durum: yaklaşık 6,6 milyon nüfusa sahip küçük bir ülke olan Sırbistan, çok kutuplu bir dünyada yalnızca bir güçlü müttefike bağımlı olmaz. Bu anlayıştan yola çıkarak Belgrad, 'dört sütun doktrini' olarak adlandırılan bir politika geliştirdi. Bu doktrin, dış politikanın Avrupa Birliği, Rusya, Çin ve ABD ile mümkün olan en iyi ilişkiler üzerinde temellendirilmesi gerektiğini vurguluyor" deniliyor.

Bu doktrinin yaklaşık yirmi yıldır oldukça iyi işlediği ve devlet yönetimine önemli bir manevra alanı sağladığı aktarılıyor. Ancak, son yıl içerisinde Sırbistan'ın dış politika yapı taşlarından üçü de çatırdamaya başladı. Bu durum, Aleksandar Vučić’ın on üç yıldır süren yönetiminin içsel olarak daha önce hiç olmadığı kadar zayıfladığı bir dönemde gerçekleşiyor. Öğrenci ve sivil hareketler ile sivil toplum güçleniyor.

Andreas Ernst, Vučić’ın 2025 yılı başında Trump ile Beyaz Saray’da yeni bir döneme başlayacağına dair büyük beklentileri olduğunu kaydediyor. Ancak, Trump’ın, Sırbistan'daki Rus mülkiyete sahip petrol endüstrisine karşı Biden’ın yaptırımlarına sıkı sıkıya bağlı kaldığı ve bu nedenle Sırbistan’ın enerji politikalarının olumsuz etkilendiği belirtiliyor.

Cenevre’den gelen haberlere göre, Sırbistan diğer Avrupa ülkeleri gibi Moskova’ya karşı durmadı fakat dolaylı olarak Ukrayna'ya cephane gönderdiği biliniyor. Bu durum, Kremlin’in öfkesini üzerine çekmiş durumda. Moskova, Sırbistan’ın Rus gazına bağımlılığını bir baskı aracı olarak kullanıyor.

NZZ, Sırbistan’ın en sabırlı ortağı olan Avrupa Birliği'nin de bu ülkeye sırtını döndüğünü aktarıyor. 2021’den bu yana müzakereler neredeyse durma noktasına gelmiş durumda, zira hukukun üstünlüğü ve medya özgürlüğü konularındaki sorunlar artmış durumda.

Dört sütundaki politika, 2008 yılındaki Kosova şokundan hemen sonra ortaya çıkmıştı. Moskova ve Pekin, o dönemde Sırbistan’ı uluslararası platformlarda Kosova'nın bağımsızlığına karşı mücadelesinde bir müttefik olarak kendilerine çekmişti. Ancak, bu politika esasen yerel kamuoyuna hitap ediyordu. Vučić, dünya güçleriyle ilişki kurarak bir devlet adamı gibi görünmeyi başardı.

Andreas Ernst, "Ancak Sırbistan Yugoslavya değil ve Vučić de Tito değil," diyor. Ülkenin, büyük güçlerin arasında orta ölçekli bir güç olarak kalma imkanı bulunmuyor. Rusya ve Avrupa arasındaki gerilim, manevra alanını giderek daraltıyor. İçeriden gelen baskılarla, Sırbistan giderek daha kritik bir konumda bulunuyor.

Yazının sonunda, oyuncunun dört sütunla olan ilişkisi sona yaklaşmakta. Bu da Vučić’in zaten zayıf olan otoritesini daha da zayıflatıyor. Onun halefinin, yeni jeopolitik ortamda doğru müttefiki seçmesi gerekecek. Avrupa Birliği'nin de bu süreçte entegrasyon politikalarını reforme etmesi gerektiği vurgulanıyor.

Berlin'den gelen haberlere göre, ABD de Sırbistan’ı yalnızca enerji sektöründe değil, diğer alanlarda da yeniden yönlendirmeye çalışıyor. Öne çıkan bir adım olarak, Amerikalı yetkililerin, Sırbistan’ın enerji endüstrisindeki Rus etki alanlarını azaltmak amacıyla geçici izinler vererek stratejik bir hamle gerçekleştirdiği aktarılıyor.

Berlinsche Zeitung, NIS’in yeniden üretime geçmesi için verilen iznin, Sırbistan’ın enerji alt yapısını kalıcı olarak kapatmanın hedeflenmediğini, aksine mülkiyet ilişkilerinin yeniden düzenlenmesine yönelik bir strateji olduğunu belirtiyor. Eğer görüşmeler başarısız olursa, Sırbistan yeniden kritik bir enerji kriziyle karşı karşıya kalabilir.