Avrupa Parlamentosu Hristiyan Demokrat Birliği (CDU) Milletvekili Mihael Galer, Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić'in Avrupa Birliği (AB) ile müzakereleri hızlandırma çabası gösterirken, aynı zamanda barışçıl göstericilere, yargıya ve özgür medyaya baskı uygulamasını "iki yüzlü" bir siyaset olarak değerlendirdi. Alman milletvekili, bu durumu klasik bir "iki yüzlü Janus" benzetmesiyle aktardı.

Galer, DW'ye verdiği demeçte, Vučić'in "güzel yüzünü" AB'ye göstererek Sırbistan'ın AB yolunda olduğunu ve reformların uygulandığını belirtirken, ülkesinde baskı kullandığını ve kendisine yakın medyanın AB karşıtı havayı körüklediğini vurguladı. Avrupa Halk Partisi (EPP) içerisindeki Vučić hükümetinin en güçlü eleştirmenlerinden biri olan Galer, Belgrad'ın nereye ait olmak istediğine karar vermesi gerektiğini kaydetti.

Bu şüpheler ve Sırp toplumunun muhalif (barışçıl) kesimine yönelik baskılar nedeniyle, EPP'nin geçen yıl sonbaharda Vučić'in Sırp İlerleme Partisi (SNS) hakkında dahili bir inceleme başlattığını aktardı. Stuttgart'taki CDU kongresinde birden fazla kaynaktan DW'ye doğrulandığı üzere, bu sürecin yakında tamamlanması bekleniyor. EPP'nin ilgili tarafları dinlemek ve belirli kuruluşların değerlendirmelerini almak üzere en az bir toplantı daha yapmayı planladığı belirtildi.

Galer, devam eden incelemenin detayları hakkında kamuoyuna konuşamayacağını ancak EPP'nin "bu yılın ilk yarısında bir sonuca varması" gerektiğini ifade etti. Ayrıca, Avrupa Parlamentosu Dış İlişkileri Komitesi'nden bir heyetin yakın zamanda Belgrad'da bulunduğunu ve sahadaki meslektaşlarının algılarının "nispeten olumsuz" olduğunu aktararak, bunun sürecin sonucunu kesinlikle etkileyeceğini dile getirdi. EPP'nin artık karar verme sürecini daha fazla uzatamayacağını vurgulayan Galer, birkaç yıl önce Koštunica'nın partisinin "daha küçük ihlaller nedeniyle" EPP'den ihraç edildiğini hatırlattı.

CDU Federal Meclis Milletvekili Tilman Kuban ise, DW'ye verdiği röportajda SNS yönetimine ve Cumhurbaşkanı Vučić'e net bir mesaj gönderdi. Kuban, "EPP'deki kulübümüzün bir parçası olmak isteyenler belirli ön koşulları yerine getirmelidir. Bunu Sırbistan'daki dostlarımıza açıkça söyledik. Ben her halükarda hem ülke hem de Sırbistan halkı için başarılı olmalarını umuyorum," açıklamasında bulundu. Mihael Galer ise şüpheci olduğunu belirterek, "Sırbistan'daki mevcut hükümetin, yani mevcut hukuki durum ve demokratik standartlar açısından sözler ve eylemler ne yazık ki örtüşmüyor," tespitini kaydetti.

Sırbistan'daki öğrenci hareketine ilişkin olarak ise, CDU üyesi Galer, siyasi görüşleri açısından "oldukça çeşitli bir grup" olduğunu bildirdi. Onların arasında "daha fazla Avrupa ve Avrupa'ya doğru ilerlemek isteyenler olduğu gibi, Vučić'i Kosova konusunda yeterince sert olmamakla ve Moskova'ya daha dostane yaklaşması gerektiğini düşünenlerin de bulunduğunu" kaydetti.

Avrupa Parlamentosu Dış İlişkileri Komitesi eski Başkanı Elmar Brok ise, yeni üyelerin veto hakkı olmaksızın AB'ye girişi fikrine değinerek, bunun birliğin genişlemesini sağlayacak ciddi bir fikir olabileceğini belirtti. On yeni üye kabul edip sonra 37 ülke ile hareket edememe durumunun kimsenin istemediği bir çözüm olmadığını ifade etti. Brok'a göre en iyi çözüm, eski ve yeni üyeler arasında ayrım yapmamak adına tüm üyeler için veto hakkının kaldırılması olacaktı. Galer ise bunun eski bir tartışma olduğunu ve AB içinde oybirliğiyle karar alınması gerektiği için gerçekleşmesinin zor olduğunu değerlendirdi.

Tilman Kuban, Batı Balkan ülkeleri, Ukrayna ve Moldova'daki AB'ye katılım kriterlerini yerine getirme hızları açısından farklı durumlar olduğunu belirterek, birliğe alternatif katılım modellerinin düşünülmesi gerektiğini açıkladı. Kuban, "Özellikle jeostratejik nedenlerle bu ülkeleri AB'ye daha sıkı bağlamak istiyorsak, AB'ye yakın olmayan ülkeler için bir tür 'hafif üyelik' modelini düşünebiliriz. Yani daha az hakka ama daha az yükümlülüğe sahip bir üyelik," diyerek bu fikrin destekçisi olduğunu vurguladı. Ancak Kuban, "hafif üyeliğin" de bedelsiz gelmediğini ve Avrupa Birliği'nin temelini oluşturan hukukun üstünlüğü, ifade ve medya özgürlüğü, yolsuzlukla mücadele ve işleyen bir devlet yönetimi gibi ön koşulların yerine getirilmesi gerektiğini belirtti.

Kuban, CDU'dan Alman Şansölyesi Friedrich Merz'in de Aleksandar Vučić ile bu konuları görüştüğünü aktardı. Merz'in, "Batı Balkanlar'daki tüm ülkeler, özellikle de bölgenin en büyük ve ekonomik olarak en güçlü ülkesi olan Sırbistan için kapıların açık olduğunu açıkça ifade ettiğini" kaydetti. "Bizim görevimiz bu kapıları açık tutmaktır. Sırbistan halkının veya Sırbistan hükümetinin bu kapılardan geçip geçmeyeceği ise onların kararıdır," diye ekledi.

CDU'nun Batı Balkanlar politikalarının net olduğunu yineleyen Kuban, "Ortak çıkarlarımız var, jeostratejik olarak iş birliği yapmak istiyoruz ve Batı Balkanlar'da belki Çin veya Rusya tarafından yönetilen devletlerin olması bizim çıkarımıza değil. Onlara Avrupa Birliği'ne giden yolu göstermek istiyoruz. Ancak hangi yolu izleyeceklerine karar vermek oradaki insanların kararıdır," açıklamasını yaptı.

Elmar Brok ise, Vučić'in AB üyeliğinin önceliği olmadığını düşündüğünü belirtti. "Vučić iktidarda kalmak istiyor ve muhalefetin hiçbir şansı yok. Kısmen muhalefet de bunun sorumlusu, çünkü birleşmiyor. Sorun, iktidarı kalıcı olarak güvence altına alma girişimidir. Bu tür ülkeler ne demokratiktir ne de hukukun üstünlüğü vardır," değerlendirmesinde bulundu. Brok, "Vučić'in kendi ülkesinin çıkarlarına hizmet etmeye, yani Sırbistan'ın AB'ye gitmesi için ilerlemeyi sağlamaya hazır olması gerekir. Böylece tarihe geçecektir. Onun hırsı, görev süresi değil, Sırbistan'ı daha iyiye doğru değiştirmek olmalıdır," ifadelerini aktardı.