Sırbistan'daki Edebiyat ve Sanat Enstitüsü (IKUM) Vekil Müdürü Svetlana Šeatović, kurum yönetimi tarafından redaksiyonumuza iletilen mektupta, Nova.rs portalında 6 Şubat tarihinde yayımlanan Edebiyat ve Sanat Enstitüsü Sendikası'nın (SO IKUM) açıklamasının gerçeği yansıtmadığını ve sendikanın temsil yetkisinin sorgulanır olduğunu bildirdi. Šeatović, Çalışma, İstihdam, Gaziler ve Sosyal İşler Bakanlığı kararıyla 26 Ağustos 2025'te kurulan sendikanın temsil niteliğine sahip olmadığını vurguladı.

Enstitü yönetiminden yapılan açıklamada, "SO IKUM'un temsil niteliği bulunmamaktadır ve üye sayısının olup olmadığı bile şüphelidir, zira IKUM açıklamanın yayımlandığı güne kadar hiçbir üyelik başvurusunu veya üye sayısı ve kimlikleri hakkında bilgi resmi olarak almamıştır. Bu, her yeni kurulan sendikanın üyelik ödemeleri meselesini düzenlemek için yasal bir yükümlülüktür" ifadesine yer verildi. Sendika başkanına elektronik posta yoluyla defalarca çağrı yapılmasına rağmen üyelik başvurularının gönderilmediği kaydedildi. Bu nedenle, sendikanın "üyeliği olmayan bir örgütlenme olduğu ve açıklamasının IKUM çalışanlarının görüşlerini yansıtmadığı" aktarıldı. Vekil Müdür Šeatović, sendikanın önceki müdür Bojan Jović'in görevden alınması ve kendisinin vekil müdür olarak atanmasının yasa dışı ve şeffaf olmayan bir şekilde gerçekleştiği iddialarına yanıt vererek, eski müdürün görevden alınmasının, 9 Haziran 2025'te akreditasyonun kaybedilmesiyle sonuçlanan çok sayıda usulsüzlük ve eksiklik sonrasında gerçekleştiğini vurguladı. Şeatoviç, bu durumun Enstitü'nün hukuki ve bilimsel statüsünü tehlikeye attığını, ancak yeni yönetim ve çalışanların özverili çalışmalarıyla bu usulsüzlüklerin giderildiğini ve 2030 yılına kadar akreditasyon sağlandığını belirtti. Ayrıca, neredeyse yarıya yakın araştırmacının çalışma statülerinin çözüldüğü ve uzun yıllardır geçici sözleşmelerle çalışanlara süresiz iş sözleşmeleri imzalandığı, 24 genç araştırmacının da kadrolarında bulundukları süre boyunca sözleşme imzaladıkları kaydedildi.

Sendika örgütünün yeni Tüzük'ün kabul edilmesinden duyduğu endişeye, "kilit hükümlerin Enstitü'de çalışan bilimsel araştırmacılar ile kendi kurumlarının bilimsel politikasını bağımsız bir şekilde oluşturma haklarına yeni bir darbe vurduğu" eleştirisine de Šeatović yanıt verdi. Vekil müdür, Bilimsel Konsey'in yalnızca uzman bilimsel bir organ olduğunu ve yeni Tüzük taslağıyla Bilim ve Araştırma Yasası'nın öngördüğü tüm yetkilerini koruduğunu aktardı. Yeni Bilimsel Konsey yapısının, yetki alanındaki konularda daha şeffaf ve doğru karar alınmasını sağladığını kaydeden Šeatović, Konsey'in 12'si bilim danışmanı ve 1'i kıdemli bilimsel araştırmacı olmak üzere 13 üyeden oluşması gerektiğini ve bu modelin deneyim, bilgi ve unvanları nedeniyle bilimsel konularda tam sorumluluk üstleneceğini açıkladı. Önceki Bilimsel Konsey'in, eski müdürün görev süresi boyunca, Şubat sonundan Temmuz 2025 sonuna kadar hiçbir canlı veya platform üzerinden toplantı yapmadığı, tüm kararların yazışma yoluyla alındığı ve bunun o dönemdeki karar alma sürecinin şeffaf olmadığını gösterdiği belirtildi. Yeni Tüzük'ün, 1 Ocak 2020'den itibaren kurumsal finansman sistemine dahil olan IKUM'da hiçbir departman yöneticisinin atanma kararı, net yetki tanımı ve dolayısıyla açıkça düzenlenmiş hukuki sorumluluğu bulunmadığı için bölüm başkanlarının atanmasını öngördüğü de eklendi. Önceden hukuki dayanağı olmaksızın maaş eklentisi alan bölüm yöneticilerinin durumunun da düzeltildiği ifade edildi. IKUM yönetiminin açıklamasında, "Ağustos 2025'ten bu yılın Şubat ayına kadar IKUM'un, toplumsal cinsiyet eşitliği, ayrımcılık yasağı, resmi sır gibi konuları nihayet düzenleyen dokuz yönetmelik çıkardığı" vurgulandı. 2025-2030 dönemi çalışma planının, yeni bölümlerin kurulmasını da içerdiği ve bunun Bilimsel Konsey toplantısında Ekim 2025'te onaylandığı, dolayısıyla Enstitü'de çalışan araştırmacılarla tartışma ve istişareler dışında hiçbir şeyin yapılmadığı kaydedildi. IKUM yönetiminin açıklamasında, çalışanların, edebiyat biliminin en iyi çıkarları doğrultusunda çalışmaya devam edeceği ve Enstitü'nün itibarını ve işleyişini çok uzun süredir zedeleyen her türlü özelleştirme ve siyasallaşmaya karşı çıkılacağı belirtilerek son verildi.