Eğitim Bakanı Dejan Vuk Stanković, üniversitelerde siyasi faaliyetler nedeniyle akademik uygulamalardan ciddi sapmalar yaşandığını ve bunun yasal düzenlemelere aykırı olduğunu bugün bildirdi. Stanković, Belgrad Üniversitesi Rektörü Vladan Đokić'in, üniversitelerin işleyişini düzenleyen bu hükümlere uygun olarak siyasetle uğraşamayacağını özellikle belirtti. Stanković, 'Madde 43, paragraf 10, üniversitenin siyasi faaliyetlerde bulunmasını engelliyor. Đokić, siyasi bir liderin tüm özelliklerine sahip' ifadelerini Tanjug'a aktardı. Bakan, Đokić'in, abluka altındaki öğrencilerin ve onları destekleyen vatandaşların istemesi halinde seçimlere katılmaya hazır olduğuna dair açıklamasının, onu siyasi bir figür olarak konumlandırdığını kaydetti. Eski bir analist olarak bunun kesinlikle yanlış bir siyasi ve psikolojik hamle olduğunu değerlendirdiğini açıkladı. Stanković, liderlik anlayışını eleştirerek, 'Eğer lider olmak istiyorsanız, birilerinin sizi istemesi ve alkışla göreve getirmesi gerekmez, aksine 'hepiniz benim için' dersiniz. Bir siyasi projenin başına geçme kararını kendiniz alırsınız. Đokić ise önce bir kurban, sonra yalvarılması gereken biri, sonra da Roma Papası gibi davranmakla suçlanan biri haline geliyor. Bu dramatik sahne, aslında bir alternatif olması gereken birinin dramatik sahnesi değil' sözleriyle vurguladı. Stanković, yürütme organında yer alan biri olarak Đokić'in başkan adayı olarak kendilerine kesinlikle uygun olduğunu, çünkü 'siyasi bir özü' olmadığını belirtti. Bakan, 'Đokić kendi listesiyle veya başkan adayı olarak her ne zaman ortaya çıkarsa, kesinlikle kazanacağımızı düşünüyorum çünkü onun siyasi bir özü yok' ifadelerini kaydetti. Üniversite özerkliği konusunda Eğitim Bakanlığı için bunun kesinlikle var olduğunu belirten Stanković, Belgrad Üniversitesi Rektörlük binasına 25 yaşındaki bir öğrencinin ölümüyle ilgili soruşturma kapsamında polisin girmesinin özerkliği ihlal etmediğini vurguladı. Genişletilmiş rektörlük kurulunun üyelerinin siyasi durum nedeniyle pozisyonlarından endişe duyup duymadıkları sorusuna yanıt olarak, kurucunun, yani devletin kontrol mekanizmalarının çok zayıf olması nedeniyle onların görevden alınmalarının çok zor olduğunu aktardı. Görevden alma mekanizmasının çok zor aktive edildiğini ve bunun teftiş denetimiyle tespit edilmesi gerektiğini kaydetti. Stanković, 'Hırsızı tutun, çalarken' gibi bir dramaturgik entrika yarattıklarını, bunun 'tokat atıp kaçma' prensibine dayanan Vladan Đokić'in psikolojik portresi olduğunu belirtti. Bu algoritmayı halka satmayı başardığını, ancak devletin yasalara sıkı sıkıya bağlı olduğunu ve bu durumun Goebbelsvari bir biçimde baskı olarak yorumlanmaması gerektiğini vurguladı. Müfettişlerin ne zaman bir teftiş denetimi başlatılması gerektiğini değerlendirme konusunda özerk olduklarını açıkladı. Bu denetim kapsamında kurumların işleyişindeki uygunlukları ve aykırılıkları gözlemlediklerini ve buna dayanarak üniversite içindeki ilgili kurumlara önerilerde bulunduklarını kaydetti. Üniversitenin kendisi için her zaman bir ortak olduğunu ve devletin üniversitelerin kurucusu ve ana finansörü olduğunu vurguladı. Stanković, 'Akademik yılı biz kurtardık, onlar değil, çünkü onlar 'ya biz ya onlar' pozisyonunu aldılar. Sözde bu eleştirel medyada öne çıkanlardan biri sürekli 'ya biz ya onlar' diye tekrarladı. O devrimci coşku eridi, şimdi yeni bir şansları var, başlarında bir papa var' sözlerini aktardı.