Sırbistan ve Amerika arasında resmi olarak başlayan stratejik diyalog, birçok tepkiyle karşılandı. Özellikle de Priştine'nin bu durumu "albansların çıkarlarına karşı ciddi bir darbe" olarak nitelendirdiğini görüyoruz. Sırbistan'ın Amerika ile stratejik diyaloğu kurması ve Priştine'nin ise bu diyaloğa dahil olmamasının, birçok kişi tarafından Albin Kurti yönetimine atfedilen bir başarısızlık olarak değerlendirildi.

12 Eylül 2022 tarihinden itibaren Priştine ile Washington arasındaki ilişkilerde büyük bir değişim yaşandı. Amerika o tarihte, Sırplara karşı Priştine hükümetinin adımlarının "gerilimi ve istikrarsızlığı artırdığını" ve ABD'nin "ortak önceliklerde" Priştine ile "ürretken bir şekilde işbirliği yapmasını engellediğini" belirterek Priştine ile stratejik diyaloğu askıya aldı.

Bu durumdan 10 aydan fazla geçti, ancak Priştine-Washington ilişkileri hala "donmuş" durumda. Tam tersi, Sırbistan tarihinin ilk kez Amerika ile stratejik bir diyalog başlattı. Bu durum, Priştine'de büyük tepkilere yol açtı ve özellikle de Albin Kurti yönetimine karşı eleştiriler yükseldi.

Enver Hodža, Priştine'nin dışişleri bakanı, Kosovo'nun Balkanlar'daki diğer ülkelerden farklı olarak "izole edildiğini" ve bunun "mevcut hükümetin politikası" sonucu olduğunu savunuyor.

Hodža'ya göre Kosovo, Kurti yönetimine bağlı "konfrontasyon politikasının" kurbanı haline geldi, bu sırada stratejik müttefikler Sırbistan ile ilişkilerini derinleştiriyor. Hodža, bu durumun sadece diplomasiyi değil, aynı zamanda güvenliği, ekonomik gelişmeyi, yabancı yatırımları, enerji sektörünü ve Avrupa-Atlantik entegrasyon potansiyelini de olumsuz etkileyeceğini vurguladı.

Hodža ayrıca uluslararası politikada "her adım geri" atmanın bir başkasının yararına olduğunu belirterek Kosovo'nun "izolasyonuna" karşı çıkıyor.

Hodža, Amerika Birleşik Devletleri ve batılı müttefikler ile birlikte özgürlük ve bağımsızlığı kazandıklarını vurgulayarak, ABD ile stratejik diyaloğun yeniden kurulmasının ve stratejik bir diyalogun yeniden başlatılmasının "milli öncelik" olduğunu belirtti.

Eski Amerika Birleşik Devletleri büyükelçisi Jeffri Hovenijer de Priştine ile Washington arasındaki stratejik diyaloğun askıya alınmasının "somut sonuçları" olduğunu düşünüyor.

Hovenijer'e göre, Washington'dan Priştine'ye iki şey bekleniyor: Birincisi, etnik Sırp topluluğuna karşı daha duyarlı olmak ve ikincisi, Ahtisari planı çerçevesinde Sırpların haklarını desteklemek için çalışmak.

Hovenijer ayrıca, ABD'nin stratejik diyaloğu Priştine ile sürdürmek için "Sırp toplumunun endişelerini" dikkate alması gerektiğini ve Priştine'nin bu endişeleri giderme çabalarına odaklanması gerektiğini vurguladı.

Eski Priştine müzakereci Edita Tahiri de Amerika Birleşik Devletleri'nin stratejik diyaloğu Sırbistan ile sadece Kosovo'nun tanınması karşılığında sürdürmesi gerektiğini savunuyor.

Tahiri, Facebook üzerinden yaptığı açıklamada, ABD'nin Priştine ile stratejik diyaloğu sürdürmek için "Sırplara karşı olan yükümlülükleri" yerine getirmelerini beklediğini ve bunun arasında Sırp Topluluklarının Birliği'nin kurulması yer aldığını belirtti.

Tahiri ayrıca, ABD'nin Sırbistan ile stratejik diyaloğu sadece Sırbistan'ın Kosovo'yu tanıması karşılığında sürdürmesi gerektiğini savundu. <h1> </h1>

ABD ve Avrupa Birliği yıllarca Priştine'yi, Brüksel'in aracılığıyla yürütülen Sırbistan ile yapılan anlaşmaları uygulamaya çağırıyorlar.

Bu anlaşmalar arasında özellikle Sırp Topluluklarının Birliği'nin kurulması ve Kosovo'daki Sırp topluluğuna 2023'te imzalanan Temel Anlaşma ve Ohri Antlaşması'na göre belirlenen bir düzeyde özerklik sağlanması yer alıyor.

Batı, aynı zamanda Kosovo'nun Sırp Ortodoks Kilisesi ile olan anlaşmazlıklarını çözmesini, dini özgürlükleri korumayı ve ülkenin kuzeyindeki tek taraflı adımların, Sırp topluluğuyla gerilimi artırdığına dair Washington'un uyarılarını dikkate almasını da istiyor.

Analistler, ABD'nin Beograd'ı Balkanlar'daki en önemli faktör olarak gördüğünü ve bu nedenle stratejik diyaloğu güçlendirmeye karar verdiğini belirtiyorlar.