Ortadoğu'daki çatışmaların tırmanmasıyla birlikte bölgede bulunan Sırbistan vatandaşlarının güvenliği konusu gündeme geldi. Sırbistan Dışişleri Bakanlığı, sahadaki durumu sürekli izleyen ve vatandaşların tahliyesini koordine eden bir Kriz Masası kurduğunu bildirdi. Bakanlık, Ortadoğu'daki şehirlerden düzenlenen çok sayıda tahliye uçuşu ile şimdiye kadar yaklaşık 1.800 Sırbistan vatandaşının ülkeye geri döndüğünü açıkladı; bu kişilerin yarısının özel, yarısının ise ticari seferlerle geldiğini belirtti. Sırbistan Dışişleri Bakanlığı Devlet Sekreteri Damjan Jović, bölgedeki güvenlik durumunun oldukça değişken olduğunu ve tahliye olmak isteyen kişi sayısının anbean değiştiğini kaydetti. Jović, "Her savaşta olduğu gibi durum çok değişken. Şu an geçerli olan, birkaç saat sonra geçerli olmayabilir," sözleriyle durumu vurguladı. Vatandaşların en büyük sayısının Birleşik Arap Emirlikleri'nde bulunduğunu aktardı. Jović, çatışmaların başlangıcından bu yana Birleşik Arap Emirlikleri'nde binlerce, hatta yaklaşık on bin Sırbistan vatandaşının bulunduğunu belirtti. Katar'da ise yaklaşık 1.300 kişinin olduğunu ancak herkesin tahliye olmak istemediğini açıkladı. Tahliye için başvuran kişi sayısının sürekli değiştiğini, bazı vatandaşların durum geçici olarak sakinleşince başvurularını geri çektiğini de kaydetti. Bahreyn'deki tahliyenin ise tamamen sona erdiğini vurguladı. Dışişleri Bakanlığı verilerine göre, organize edilen uçuşlarla yaklaşık 900 kişi tahliye edilirken, benzer sayıda vatandaşın ticari hatlarla Sırbistan'a ulaştığı kaydedildi. Jović, her uçuşta çifte ve yabancı uyrukluların yanı sıra Sırbistan vatandaşlarının eşlerinin de bulunduğunu belirtti. Tam olarak kesin bir sayı vermek zor olsa da, yaklaşık 900 kişinin özel uçuşlarla, yaklaşık 900 kişinin de başta Fly Dubai olmak üzere ticari hatlarla tahliye edildiğini aktardı. Jović, ticari uçuşların sınırlı olduğunu ve hava sahası yeniden açıldığında Belgrad'ın ilk varış noktalarından biri olması için diplomatik faaliyetlerin önem taşıdığını kaydetti. Birleşik Arap Emirlikleri ile Sırbistan arasındaki iyi ilişkilerin, uçuşlar yeniden başladığında Belgrad'ın ilk destinasyonlar arasında olmasına katkı sağladığını vurguladı. Savaş koşullarında tahliyenin organize edilmesinin karmaşık bir karar alma ve koordinasyon zinciri gerektirdiğini belirtti. Devlet Sekreteri Jović, bu tür kararların alınmasının uzun bir karar alma zinciri gerektirdiğini açıkladı. Sahadan gelen bilgiler ve değerlendirmeler doğrultusunda, başta Sırbistan Cumhurbaşkanı ve Hükümeti olmak üzere devletin siyasi liderliğinin tahliye kararını verdiğini aktardı. Bu kararın ardından operasyonun Dışişleri Bakanlığı tarafından ulusal havayolu şirketi ile işbirliği içinde yürütüldüğünü kaydetti. "Air Serbia'nın büyük bir rolü var, onlarsız tahliye uçuşlarını organize edemezdik," sözleriyle havayolunun önemini vurguladı. Tahliyeden önce en üst düzeyde diplomatik temasların gerekli olduğunu belirten Jović, Dışişleri Bakanı'nın, vatandaşların tahliye edildiği ve transit geçiş yapılan tüm ülkelerin dışişleri bakanlarıyla görüştüğünü aktardı. Sırbistan'ın tahliye sırasında diğer ülke vatandaşlarına da yardım ettiğini kaydetti. Avusturya, İsviçre, İtalya, Birleşik Krallık gibi ülkelerin yanı sıra Bosna-Hersek, Karadağ, Kuzey Makedonya, Hırvatistan ve Slovenya gibi bölge ülkelerinin vatandaşlarına da yardım sağlandığını açıkladı. Dışişleri Bakanlığı Kriz Masası'nın durumu günlük olarak değerlendirdiğini ve yeni tahliye uçuşları hakkında karar verdiğini bildirdi. Jović, "Durumun bir analizini yapıyoruz, tahliye olmak isteyen kaç kişi kaldığına bakıyoruz ve bir sonraki tahliyenin nereden başlatılacağına dair en rasyonel kararı alıyoruz," şeklinde belirtti. Sırbistan'ın çatışmanın daha da genişlemesi durumunda bile tepki verebilecek kapasiteye sahip olduğunu kaydetti. Jović, Sırbistan'ın savaş bölgelerinde bulunan vatandaşlarının güvenliği ve yaşamı için tüm kapasitesini kullandığını vurguladı. Jović, bu tür operasyonlar sırasındaki en büyük endişenin her şeyin plan dışı gitmesi olduğunu aktardı. En büyük memnuniyetin ise insanları güvenli bir şekilde evlerine getirdiklerinde yüzlerindeki gülümsemeler olduğunu belirtti.