Sırbistan'da yapılan parlamento seçimlerinin ön sonuçlarına göre Öğrenci Listesi (Studentska lista) oyların yüzde 53,04'ünü alırken, iktidardaki Sırp İlerleme Partisi (SNS) yüzde 38,97'de kaldı. Sırbistan Sosyalist Partisi (SPS) ise yüzde 2,17 ile seçim barajının altında kaldı. Bu sonuç, yıllardır siyaset sahnesinin önemli aktörleri olan partilerin gerilemesiyle birlikte, hangi liderlerin siyasi geleceğini koruyacağı ve kimlerin çekileceği sorusunu gündeme getirdi.
Siyasi danışman Vladimir Dobrosavljević ile güvenlik uzmanı Miroslav Bjegović, seçim sonuçlarını ve olası siyasi gelişmeleri değerlendirdi. İki uzman da seçim sonucunun bir dönüm noktası olduğu ve parlamento dışında kalan partileri de etkileyeceği görüşünde.
Dobrosavljević, uzun vadeli siyasi eğilimler ve özellikle artan seçim katılımı dikkate alındığında bu sonucun beklenmedik olmadığını söyledi. Ona göre vatandaşların memnuniyetsizliği bir gecede ortaya çıkmadı. Dobrosavljević, "Eğilimlere bakan herkes bunun beş, altı yıldır sürdüğünü bilir. Önceki iktidarın üst düzey danışmanları da 2020 yazından bu yana devlet yönetiminin kriz anlarındaki tutumundan kaynaklanan memnuniyetsizliğin oldukça büyük olduğunu söylüyordu" dedi.
Seçim sonrası en çok konuşulan konulardan biri, Aleksandar Vučić'in siyasi geleceği. Vučić, iki yıl içinde, belki daha erken, iktidara dönebileceğini açıklamıştı. Dobrosavljević, önemli sayıda seçmeni elinde tutan bir lider için böyle bir mesajın beklenebilir olduğunu belirtti. Ona göre bu tür bir açıklama, seçmenleri cesaretlendirmeye yönelik olağan bir mesaj.
Bjegović ise önceki iktidarın geleceğini her şeyden önce haleflerinin sonuçlarının belirleyeceğini savundu. Bjegović, "Hükümetin ilk 100 gününü göreceğiz. Ama hükümetin oluşumunda ve seçim sürecinde kimin etkili olduğunu bilerek... Sırbistan Cumhuriyeti'nin devlet ve ulusal çıkarları açısından hangi adımların atılacağını göreceğiz ve yine halk karar verecek" diye konuştu.
Miloš Jovanović'in çekilme açıklamasının ardından Dragan Đilas, Zdravko Ponoš ve Ivica Dačić gibi diğer liderlerin de aynı yolu izleyip izlemeyeceği tartışılıyor. Dobrosavljević, istifanın kişisel bir karar olduğunu ancak seçimlerin mevcut güç dengesinin artık sürdürülemez olduğunu açıkça gösterdiğini vurguladı. Ona göre kurulacak hükümetin bir tür süreli görev üstlenmesi en mantıklı seçenek olurdu: yaklaşık bir ile bir buçuk yıl boyunca ortak noktalara ve yapılabileceklere odaklanmak, bu sürede yeni siyasi aktörlerin ortaya çıkacağı, bazı partilerin yeniden yapılanacağı, birleşeceği ya da siyasetten çekileceği bir ortam hazırlamak ve ardından yüksek gerilim altında olmayan normal seçimlere gitmek.
Hükümetin olası bileşimi tartışılırken Dobrosavljević, mesleki deneyimi nedeniyle eski Sırbistan Merkez Bankası Başkanı Dejan Šoškić'in başbakanlık için mantıklı bir seçim olabileceğini söyledi; ancak görevi gerçekte kimin alacağına dair bilgisi olmadığını ekledi. Bjegović ise şu anda adı geçen adaylardan birinin hükümetin başına geçmesini beklemiyor ve bakan seçiminde önceki çalışmaların, deneyimin ve sorumluluğun dikkate alınması gerektiğini vurguluyor.
Cumhuriyet düzeyindeki güç dengesinin değişmesi, özellikle Belgrad, Novi Sad ve Niš'teki bazı yerel yönetimlerin meşruiyeti sorusunu da gündeme getirdi. Dobrosavljević bu kentlerde de seçim yapılmasının değerlendirilmesi gerektiğini belirtirken, siyasi değişimin toplumsal bölünmeleri derinleştirecek hesaplaşmalara dönüşmemesi uyarısında bulundu. Dobrosavljević, "Savcılık, yargı, güvenlik sektörü, sağlık ve eğitimin düzgün işlemesini istiyorsak her türlü radikalizm bunu engelleme tehdidi taşır. Kimin kime neyi geri vereceğine savcılık ve mahkemeler karar vermeli, herhangi bir devrimci adalet anlayışı değil" dedi.
Uzmanlara göre önümüzdeki dönem yalnızca en önemli devlet görevlerini kimin üstleneceğini değil, hangi partilerin yeni koşullara uyum sağlayacağını da gösterecek. Yeni hükümetin ilk sonuçları ve yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimleri, mevcut güç dengesinin uzun vadede korunup korunamayacağının önemli göstergeleri olacak.